“Her ülkeden iki çocuk kendi ülkelerinin giysilerini giyerek gelecekler. Kürsüye çıkıp konuşma yapacaklar, dünyadaki bütün ülkelerin birliği, kardeşliği ve beraberliği konusunda mesajlar verecekler. Ayrıca gün boyu lokal müzikleri, dansları ve dünyadan seçilen folklorik tiyatro gösterileri olacak, tam bir 23 Nisan Çocuk Şenliği yaşatılacak” kulaklarıma inanamıyordum. Bütün bunlar New York’ta hem de Birleşmiş Milletler binasında olacaktı....
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Manşet
Meçhul (Şiir)
Doğasında yansıyor Beşeri akşamında İş çıkışı kararmış zihinler Demirler kısıtlıyor aydınlığı Gölgesinden belli Doğal bir yansıma Oysa; yapraklar ağaca monte ne tezgahlar kurdum koca pazarda beni bul diye Ihlamur çiçekleri bıraktım yatağının dibine; bir pazartesi öğleninde, ‘olma nedeni o’ dedin diye yürüdüm semtinde. Ayrılık kaçınılmaz veda karşılamazdı Deklanşörün takvim yaprakları biliyorum; intiharını yaşamınla süslüyorsun.. Fermanın...
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
“Odanda oturup, Yazıp Çizmek istiyorum saatlerce.” Derdi, Her seferinde Baştan aldığı yabaniliğini Atlattığı o yarım saatten sonraki anlardan Herhangi birinde; “İzlemek istiyorum seni çalışırken Sabahlara kadar.” Severdi Sahillerde, barlarda, Arkadaşlarının evlerinde bir şeyler karalamayı. Dönünce Ahşap paravanın arkasındaki lavabosundan Yamalık’ın, “Gidebilirsin sen istersen.” Diye bir uyarırdı erkenden, Dışarıda geçecek uzun saatlerine Gayet kibar bir davet...
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Felsefe nedir? Bir düşünme etkinliği midir, yoksa düşünülmüş olanın ifade edildiği bir alıntılamalar sıralaması mıdır? Bu soru felsefeyle kurulan ilişkinin yönünün belirlenmesinde önem arz eden bir sorudur. Çünkü felsefe bir yandan sorgulama ve soru sorma cesareti olarak açığa çıkarken diğer yandan düşünülmüş olanı, “düşünceleri” aktarma ve tekrar etme riskini de bünyesinde barındırmaktadır. Bugün felsefeyle kurulan...
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
Yazar Reha Bilge’nin imzası ile “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” başlıklı kitap, 15 Nisan 2026 itibariyle Arvana Yayınları’ndan okurların beğenisine sunuldu. Türk edebiyatının öncü isimlerinden Tevfik Fikret, bu eserle birlikte yalnızca şair kimliğiyle değil eğitimci ve ressam yönleriyle de yeniden ele alınıyor. Kitap, Fikret’in çok katmanlı kişiliğini bütüncül bir yaklaşımla sunarak, onu hem kendi dönemi...
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Papatyanın ömrü ve kelebeğin Erik çiçeği badem vesaire Kış tohumun ve çekirdeğin uykusuydu Güneş uykusuz Yerlerin göklerin bir rüyâsı var Mesela karıncadan peygamber olsa der Herkes biraz yalnız ve yoksul Ölüm ve ayrılık olmasa ne güzel Öyle olsa herkes Tanrıyı sever 9 Mart 2026 Resim: David Hockney
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Kırlangıçlar gider gelir, Ulu rüzgârlar gelir geçer, Durmadan eser meltemler, Koku taşır, sevda taşır. Esintiler hızlanır, kırlangıçlar uçar, Göğe yığılmış bulutlar süzülür havada, Ve tam öğleyin, sen ve ben Aynı güneşi görürüz tepemizde. Çiy ve yağmur düşer her yana, Hasat olgunlaşır, güzelleşir çiçekler, Ve yuvarlak yeryüzü boylu boyunca Ay ışığına da açıktır, güneşe de; Ve...
Ağaç ve… (Şiir)
Susmuş o ağacın gövdesinde, sonbaharın hatırlattığı anılar yaşıyor şimdi. Anılar ki ağır ağır birikir ve günbatımı kadar çabuk unutulur. Bir koku gelir; beyaz sabun köpüğü. Islak bir taş yerde yarım kalmış bir cümle. Özür, ...
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Bazen bir insanın kim olduğunu anlamak için, yaptıklarından çok, hiçbir şey yapmadığı andaki haline bakmak gerekir. Elinin telefona ne kadar çabuk gittiğine. Sessizlik uzadığında yüzünde beliren huzursuzluğa. Beklemeye ne kadar dayanabildiğine. Bir odada, bir bankta, bir otobüs durağında, bir haberin, bir mesajın, bir yeni uyarının gelmediği birkaç dakikada kendi içine doğru çöküp çökmediğine. Modern insanı...
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
Can, o sabah hayatının en küçük hatasını yapacağını bilmiyordu. Yirmi beş kuruş, her şeyine mal olacaktı. Gecenin sıcağı, İzmir’in dinmeyen esintisiyle pencereden içeriye hızla girmekteydi ve o yine uyuyakaldı. Sabah güneşi İzmir’i kavurduğunda, ter içinde uyandı. Çukurda kalan semtler yanıyordu; tepelerdekiler serin miydi acaba? İçindeki çukura kızdı, aslında gücü yetmediği için çukurdaki semtlerden ev aldığı...









