Giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olmayan “Bilinmeyen bir kadının mektubu” insan psikolojisinin sınırlarını okuruna sunan Stefan Zweig, her okura farklı pencereden bakma imkânı sunmuştur. “Sana, beni asla tanımamış olan sana.” Bir kadın düşünün… Âşık olduğu adama alelacele yazmış olduğu satırlarda kendi hayatındaki dönüşümleri anlatıyor. Aşkı, soluk bir mum ışığıyla görünür kılmaya çalışıyor. Mektuplarında ismi olmayan,...
Son Yazılar:
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Kategori: Manşet
İlhan İrem: Sevgi Devrialeminde Bir Yolcu
1970’li yılların ortasında, tek kanallı siyah beyaz televizyonun karşısına geçenler, muhtemelen karşılarına çıkan çocuksu bir gencin naif ezgileri karşısında şaşkınlıklarını gizleyememişlerdi. Ülke, 12 Mart’ın ardından muhalefetin ikinci coşkulu çıkışına tanık oluyor, üniversitelerden fabrikalara uzanan uyanış hareketi, bu kez çok daha kitlesel ve sert bir mücadelenin söz konusu olacağını anımsatıyordu. Ezgi ve imaj, gündelik gerçeklikle ters...
Deniz Gezmiş Fotoromanı: Aşk Olsun Çocuk
Ali Cabbar’ın hazırladığı fotoromana bu linkten ulaşılabilir. https://www.alicabbar.com/ask-olsun-cocuk?fbclid=IwAR0ZgtA7L0NnKzk5q4smlxd6qZHg5pZuE3Yi-Oe-s7zR3_0gu3_SoIG3QHk
SANATIN TERAPİSTİ KİM OLACAK?
Çok üzünçlüyüm. Anlatacağım… Ama önce Çengelliköyden kartona bir çay alayım. Başka bir şey de satmıyorlar burda zaten. Ne çaya batıracağım enfes kokulu bir bisküvi ne de başka bir şey. Gün işbaşı yapmak istemiyor sanki. ‘Lâcivert’te uyuyakalmış gibi. Hava sisli, sessiz. Gemiler de mahmur. Elimdeki eski kitabı rastgele açıyorum. “Nereye gidersen git, dertlerin de seninle gelir”...
Savaşın Anlamsızlığı ve Yuva Olmaktan Çıkan Ev: “Gölün Sırrı”
Roman Berlin Brandenburg’da bulunan bir gölün oluşumuna dair yüzyıllar süren coğrafi şekillenmenin detaylı anlatımını olan prolog ile açılıyor. Ev romanın önemli karakterlerinden biri. 1930’lu yıllarda evin arazisine sahip olan muhtar ve dört kızı farklı nedenlerden ötürü orayı yuva haline getiremiyorlar ve muhtar araziyi Yerel Çiftçi Birliği’ne satıyor. Naziler tarafından yeniden yapılandırılan şehirde genç mimar araziyi...
BERNARD HERRMANN VE BİR PİYANONUN KORKU EZGİLERİ
Klasik akımın teorisyenlerinden -ki buna gereksiz/sıradan modernistlerin itirazı olsa bile- , E. M. Forster; yeryüzünde yirmi altı konu, otuz iki tema ve sekiz nota olduğunu yazdıktan sonra neredeyse yüzyıl geçti. “Sınırlar, her zaman onu çevreleyen hareket alanlarıyla mümkündür.” Ve bu cümleyi yazan ilk kişi, Pasajlar kitabında Benjamin’di. Orası, derin bir ayna. O aynaya baktığınızda bile...
KAVRAMSAL SANATIN BAŞKA BİR BOYUTU: FLUXUS VE PERFORMANS
Akış anlamına gelen Fluxus, geleneksel anlamda bir akım olarak değerlendirilmemesine rağmen, Almanya’dan çıkıp, pek çok Avrupa kentinde ve New York’ta etkili olan ortak bir üslup olmaktan ziyade, sanatçıların sergiledikleri ortak bir tavır olmuştur. Genel avangard yapısı itibariyle Dada ile birçok benzerlik taşımaktadır. Fluxus terimi ilk kez 1961 yılında George Maciunas tarafından ortaya atıldığı ifade edilmektedir....
Tuzsuz Deli Bekir’den Tiyatrokrasi Dersi
Karagöz perdesinde seyre çıkarılan hâyali Tuzsuz Deli Bekir’e tuzsuz lakabı verilmesinin nedenini Hacivat’a sorsanız, o da bilmez. Lacileri çekmiş deneme yazarlarının bileceği şeydir bu! Zira denemeci dediğin kümese meraklı tilki gibi kurcalamadık, çomaklamadık yer bırakmaz… Deneme yazarının burnu Pinocchio’nunki gibi yalan söyleyince uzar. Denemecinizin hassas burnu da, hani bereketi bol olsun, Cyrano de Bergerac’ı burun...
METİN AYDIN’IN BİSTURİ’Sİ
Deneme tarzında yazılmış bu eseri incelediğimde, işin içinden, kolay çıkamayacağımı anladım. Çünkü her yazının içinde ayrı bir huzursuzluğa değinilmişti. Ayrıca kullanılan dilin sade olmasına karşın, imgesel veya soyut bir anlatım olduğunu söyleyebilirim. Ben şahsen şiir incelemesinde zorlanan bir yazarım. Ama bir satıra bir kitap sıkıştırmış birini eleştirmek de kolay değil, yani haksız değilim! Metin Aydın’la,...
CATTELAN’IN MUZU MAZİDE Mİ KALACAK?
Sansasyonel “sanatçı” Cattelan ile ilgili gerek Anna Sansom’un 8 Temmuz 2022, gerekse Gareth Harris’in 11 Temmuz 2022 tarihli haberleri önüme düştüğünde derin bir soluk aldım. Kısaca aktarayım: Konu Amerikalı sanatçı Joe Morford’un Miami’deki bir federal mahkemede sanatçı Cattelan’ın “Comedian”ının kendi eseri olan koli bantlı “Banana & Orange”ın telif hakkını ihlâl ettiği iddiası ile açtığı dava ...









