Bugüne dek Varlık, Yeni e, Son Gemi, Ekin Sanat, Galapera Öykü Fanzin, Temrin, Acemi, BroyEski, Edebiyatist, Kahverenkli, Yalnızlar Mektebi, Tetkik Dergi, Poesis Edebiyat gibi dergilerde öykü ve incelemeleriyle yer aldı. Son Gemi öykü seçkisi, “Bir Kaşık Sütlaç, Bir Nefes Tarçın” öykü antolojisinde de öyküleriyle yer alan yazarın Söz Dağının Ardındakiler, Suya Gazel, Hep Uzak, Dehlizler...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Manşet
KÜLLERİNDEN DOĞANLAR
Toplumda kadının yeri son yıllarda hep cinayetlerle gündeme geliyor. Kadına şiddete, kadın cinayetlerine karşı bir takım örgütlenmeler, dayanışmalar, protestolar devam ediyor. Medyanın bu konuda duyarlılığı dikkat çekici. Farkındalık yaratma adına ben de elimden geldiğince konuyu gündeme getiriyorum. Bir müddet önce Mehmet Uca’nın Mahallenin Namusu adlı şiirinden yola çıkarak yazdığım makale ile kadın cinayetlerine değinmiştim. Bu...
kurşun dökülen (şiir)
sesinde çiçek kokuları, yatağı şaşan yıllar, saçlarında salıya karışmış rüzgârlar, yüzünde girdabı geçen sözden, denize bakan aşklardan ne kaldıysa. çeliği büktüğümüzdü, suyunu taşırdığımız, tütün basacak yaramız vardı, masallarımız, sesimde kâğıt kesikleri, acıları halkların, devrim düşlerinden ne kaldıysa. dağlara dayadığımız alnımız vardı, dişimde dünya izleri, içinde artan kızıl kıyamet, kurşun dökülen çocukluğumuzdan ne kaldıysa. _____...
fabrika (şiir)
yor, ve sonra keçiler deftere yazıyor. Çöl burası, ala merdiven başında Daşa üstü başı kirli otların arasında sanıyor ya da köpük ve yağın fabrikayla birlikte onun ortasında bütün çıplak omuzların üstünde ridorlar, levyeler ve borular yaşıyorlar. bir hayale. NOT ELEŞTİREL KÜLTÜR (EK Dergi) sitesinin edebiyat editörü Erkan Karakiraz’ın seçtiği eserler, sitenin edebiyat bölümü Litera’da yayımlanıyor....
Anlattığın Kadar (Şiir)
uyanır uyanmaz her sabah gökyüzünü fotoğrafladığını benim buna bir neden arayacağımı kendini kaybedip kaybedip sonunda uzun arayışlara çıktığını telefonsuz kulaklıksız müziksiz ağzına hiç sigara sürmediğini ve hatta bununla övündüğünü Bir de yataktan kalkar kalmaz yatağını toplamaktan övündüğünü bundan övünüyorsun çünkü ablan yatağını toplamıyor ama ablanın yapmadığı bir şeyi yaptığın için de övünmüyorsun çünkü ablan sigara...
BUBİ TUZAK GERÇEK! (ŞİİR)
sana buradan doruklar göründü haz ilkesi oyun yazarken şiire kaydı ellerin onun sıcaklığını düşündün diğerinin verdiği onun veremediği sahte sıcaklığı sıcaklık aşkın bittiğinin kanıtı soğuduğunun çekiç gövdenin kırıldığı kurutulmuş seramiktir sanal rüyalarda dolaşıyorsun listen kabarık, taytından çamaşırın sarkıyor belki de, çamaşır tarihe karışacak göre göre aynı bedenleri iki kişilik ayin sona erecek donlarımızı atlas yapacağız...
KİŞİSEL BAKIM ŞİİRİ
-ne yapmam gerekiyorsa yapıyorum- maydanoz suyu içiriyorum sabah somurtkanlığıma. faturalar burç yorumu yapıyor. mevzular karışık. yakınlaşma. yoksa pıhtılaşıyorum anıların yıpratıcı kırıntılarını gelişigüzel saç diplerime yediriyorum. beni daha canlı gösteriyor dayanılması güç günlerde. sonra kazıyorum aynada hakkını arayanları seyrediyorum. gözenekleri tıkanmış bazı şeylerin. bu kadar samimi içten pazarlıklara nah çekiyor. ve kusuyorum dudaklarımdaki çatlakları ihanetin ayazıyla...
SATYAJIT RAY: BİR RÖNESANS ADAMI
Satyajit Ray Hintli yönetmen, senarist, yazar, ressam, kaligraf, besteci. İlk filmi “Pather Panchali” ile ün kazanmış; filmi Cannes dahil on bir uluslararası ödül almıştır. Kariyeri boyunca otuz altı film yönetmiş, çoğunluğu çocuklar ve gençlere hitap eden çok sayıda hikaye ve roman yazmıştır.1992’de Akademi Onur ödülünü almıştır. Ray tüm zamanların en büyük yönetmenlerinden biri sayılır. Satyajir...
Rutin (Şiir)
kalbimin duraklarından biniyor bir bir hecelerin güneş kilometrelerce yolculuğunu saçlarında sonlandırıyor ve ben seni seviyorum. eski hatıraların gıcırtısından arınmış yatağımız pencereye karşı pencereden içeri düşen ayın şavkı en çok gözlerine yakışır. sen, her seferinde ilk kez görmüşçesine hayranlıkla izlerken göğü ben seni izlerim nasıl layığın kadar sevebilirim seni diye düşünerek ve bu rutin hiç rutinleşmez...
Yok Sayfa (Şiir)
“çoklu anlam” dedi içinden kuyuya taş attım siz çıkarın gerçekliğe giderken farklı sonları olan. hem diri, hem ölüdenklemi kurdu yeniden isim “şüphe”mi yaratıyor gerçek bahçe mecazi bahçe başka bir yerde “düş” kurguluyor sola gittiğinde “daire” tamamlanıyor bütün olasılıkları hesaplamak takıntı. yokluğa dönüşürse “ölüm” imgede zihinde boş belge “şüphe” içinde “bilgi” sonsuz dilin hafızası gün ışığında...









