Özkan Uğur’un Anısına “Dilimin Sınırları, dünyamın sınırlarıdır” diyen Wittgenstein’la şiire ve hakikate, “Dil varlığın evidir” diyen Heidegger kadar yaklaşabilir miyiz? Şiir ve dil konusu epey çetrefilli bir konu. “Anlamın sınırında dili çıldırmak” belki bu, şiirin tanımı noktasında bize bir şeyler söyleyebilir. Bu noktada İsmet Özel’den bir alıntı yapmak istiyorum: “susuyor, söylemiyor bildiği tek şiiri, “güzel...
Son Yazılar:
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kategori: Manşet
RÖNESANS SANATINDA ANTİK ETKİLER
Tarihsel Arka Plan Rönesans her yerde yeniden doğuş olarak biliniyor, ama neyin yeniden doğuşuydu? Diğer şeylerin yanı sıra, sanatta klasik ideallere yönelik özlemlerin yeniden doğuşuydu. Sanatta gerçekçiliği, uyumu, simetriyi ve fiziksel mükemmellik fikrini içeren bu idealler, hem aklın hem de ruhun mükemmelliğini ima ediyordu. Bu durum, ortaçağ sanatıyla büyük bir tezat oluştururken Yunanlıların ve Romalıların...
Michel Foucault Bir Feminist miydi?
Max Weber’in[1] yaygın tanımına göre güç, “isteksizliğe ve karşı gelmeye karşı bile (…) kişinin kendi iradesini dayatması” gerçeğiydi. Toplumsal ilişkilerde bireysel çıkarlar söz konusu olduğunda ve bunları zorlamanın bir yolu varsa, bu, yaptırımı uygulayan aktörün gücünün olduğu anlamına geliyordu. Weber’in, güç tanımı, toplumsal ilişkilerde karşıt bir çıkarın kişinin kendi iradesi lehine aşılmasını varsayıyor...
Ceplerimizdeki Taş Yığınları: Modernitenin Karanlık Yüzü
Modernite, postmodernite, avangard ne de çok duyduğumuz kavramlar! Sanayi Devriminden bu yana yaşanan devasa gelişmeler ve köklü değişimler bu kavramları kılıf etti kendine ve girdi ceplerimize. Bizler yaşamın içinde –suyun içinde– ilerlerken ağırlaştıkça ağırlaştı. Başlangıçta yeni bir oyuncağımız, yeni bir kutsalımız ve doğa üzerinde iktidarımız olmuştu. Ama şimdi su derinleşti, batıyoruz: Tanrı’dan sonra şimdi de...
Rönesans’tan Aydınlanma’ya Geçişte Kadın-Erkek Eşitliğini Savunmak: Marie de Gournay
Montaigne’in Denemeler’i Türkiye’de iyi bilinen ve tam metniyle olmasa da çok okunan klasik eserlerdendir. Bu kitabın derlenip nihai halini alma sürecinin ardındaki gizli kahramansa pek tanınmaz. Montaigne’le tanıştığı 1580’lerde yirmili yaşlarının başında genç bir kadın olan Marie le Jars de Gournay, ünlü Rönesans düşünürünün manevi kızı haline gelmiş, onun ölümünden sonra da Denemeler’in editörlüğü görevini...
Tolstoy: Büyük Deha Mitinin Gizlediği Mizojini
Tolstoy ile Sofia’nın ilişkisi iki yazarın başarısız ortak yapıtı gibi duruyor. Elizabeth Taylor, Richard Burton, Zelda ve Scott Fitzgerald gibi çiftler, şöhrete susamışlık, spot ışıkları altında görünme ihtiyacı gibi renkli çikolata kâğıtlarına sarmalanmış yaldızlı bir yaşam sürme arzusu nedeniyle başarısız olmuşlardı. Tolstoy’lara musallat olan iblis ise, büyük bir otelde tumturaklı rezaletleri kışkırtan bir iblis olmaktan...
Tatil Sonrası Yazısı: Otobüs Versus Uçak
¨Mahalleye bozacınız, mandalcınız, sepetçiniz geldi¨ der gibi: ¨Ek Kültür derginize denemeciniz geldi!¨ Denemeye kalkışmazdan ve lakırdısına başlamazdan evvel itiraf ediyor ki, ayıptır söylemesi, teknolojiyi hani fena da kullanmaz ama pek de hazzetmez. İspanyol Aydınlanmasının biricik filozofu Jose Ortega ý Gasset’in dediği gibi, teknoloji kitle insanına hak etmeden eline verilmiş bir oyuncak olduğundan; denemeci de pek...
KÜL VEDA (ŞİİR)
bu sizinle son karanfil altın rengi saçlardan çözülmüş veda inceliği suya düşen kalp ağrısı gizi sararmış unutuşun işlemeli sözcükleri gümüş kutuda buruşmuş pusulalar, söylenmemiş hep susulmuş ve sevgilinin gözlerinde kaybolan gül eskiyen akşamın kalbinden damla damla dökülen hüzün, tene düşen ince kalp ağrısı… bu sizinle son karanfil rüya saçlardan çözülmüş göğsünüzde defne yaprağı solgun anne...
SAHA: YA DOĞRUDAN TEMSİL YA DA HİÇ…
Toplumun marjını ölümüne zorlayan sevgili Kanat Güner’in anısına… Hiçbir projenin, öznesi olan sahada bire bir pratik karşılığı yoktur ve olamaz da… Proje bir amacı hayata geçirmek adına hazırlanmış önsel varsayımlar bütünüdür. Daha fazlası değil. Önsel olanın ise sonrayı belirlemesi birçok bilinmeyeni olan sahada söz konusu bile olamaz. Üstelik sahada son diye bir olgu yok...
Müktesebatı Geniş Dakiğin Orman Yolları (Öykü)
La la la la, la la la la la Sylvie Kreusch Tandırlar, lifler, demirler, üç örgülü pamuk ketene tırmanan ilk örümceği gördüğümde, ağı onda eğreti duruyordu. Ellerinin üstü siyah siyah noktalarla bezenmiş -yılların üzerine kondurduğu nazar boncuğu derdi Boğaziçi’nde Sosyoloji okumuş torunu- nenenin sol kolundan aşağıya inerken, ağı onda eğreti duran örümcek, sehpanın...









