Bu çalışma, Costas Douzinas’ın İnsan Haklarının Sonu adlı kitabının bölümlerinden birini oluşturan Psikanaliz Hukuk Oluyor: Haklar ve Arzu başlıklı metnini kendisine çerçeve edinerek, insan haklarının tarihsel gelişimine yönelik psikanalitik yaklaşımı incelemeye çalışacaktır. Douzinas, metinde ilk olarak Freud’un Oedipus söylencesinden faydalanarak hukukun türeyişine dair öne sürmüş olduğu tezi ele alır. Bu tez, hukukun ve hak kavramının...
Son Yazılar:
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Kategori: Manşet
Meral Saklıyan’ın Covid19 Günlüğü: Bana Yaklaşma!
Bir öykü okuru olarak Meral Saklıyan’la asıl tanışıklığım ikinci kitabı Uzağa Gidemem sayesinde oldu. Kurmacanın enginlerinde yol alan öykülerin farklı okurlar tarafından da genellikle olumlu karşılandığını dönütlerden biliyorum. Ne var ki Meral Saklıyan’ın ilk kitabı olan Yaşar Kemal biyografisini de hesaba katarak yazarlık serüvenine dair “kurmacadan kopamaz, muhtemelen yeni bir öykü kitabıyla döner” biçiminde tahminler...
DÜNLERDEN YALNIZ (ŞİİR)
Dünleri biriktirdik Düğümlerde üfleyerek İçimize serpilmiş Bir avuç ölü toprağı Uyuşan parmaklar Ovuşturuluyor Kenarında dünyanın Önce kalem tutan Sonra yüzüğe boğulan Sırayla Serçe şimdilik suskun Birbiri ardına uluyan Köpekler gibi Takip ve yorgun sesleri Taşıyor boğaz Tadı tuzu kalmamış Abla Pamuklara sarıyor uykumuzu Dünleri uyuyoruz hâlâ Düşümüzde Bir yalnız orman uğultusu _____ NOT ELEŞTİREL...
BİR, BUÇUK BAHAR (ÖYKÜ)
Dün akşam iş yerinden arkadaşlarla iki kadeh içip beş günlük ofis yorgunluğunu birazcık olsun omuzlarımdan atacaktım ama öyle olmadı. Birkaç saat boyunca birim şefinden, müdürden, verilecek zam oranından, torpilli mühendisten konuşup kafa şişirdik. Gittiğimiz barın duvarları şimdinin modası tanınmış şairlerin, şiirlerin, yazarların, özlü sözlerin, dönemin devrimci önderlerinin fotoğraflarıyla kaplıydı. Bir ara arkadaşlardan biri duvardaki fotoğraflardan...
Sinemada Görüntü Çemberi: GÖRSELLİĞİN ANLAMLI YÜZÜ
Sinemayı sanat yapan elemanlar çeşitlidir ve birbirini destekleyen estetik/felsefi alanlar, sonunda bir araya gelerek yedinci sanat denen mucizeyi oluştururlar. Dilsel, teatral, fonetik ve de resimsel olanaklar sinemada var olurken, özellikle resimselliğin burada önemliliği ve değerliliği söz konusudur. Sinemayla fotoğraf arasındaki ilişki sanıldığı gibi, resim-sinema ilişkisinden daha önemli değildir; çünkü bir anlamda fotoğraf da resim sanatından...
MUHTEŞEM (ŞİİR)
Ben hayatta en çok Süleyman’ı sevdim Adı gibi muhteşemdi Doğuştan bir beyefendi Süleyman Efendi Bir fenomendi. Kimine bir anneydi Kimine bir baba veya bir erkek kardeş Ama her sevdiğine gerçek bir eş Gerçek bir sokak efsanesi Hatta efsanelerin en gizemlisi Kedilerin ve kendisinin efendisi Eşsiz bir marka gibiydi “Çirkin Süleyman” Çirkinlerin en güzeli Onu herkes...
Tozu (Öykü)
“Arada sevda varmış gız annem./ Sözü verdik biz bize.” Anonim-Çankırı Türküsü “Darbuka solosu uzun olan türkülerde tasa, basa basa doldurulan kız annem leblebi de lüks karışığın içine girmeye hak kazandı.” Gram kıra kıra kuyumcuya dönen terazibaşı koltuğu oldum. Adeta altınzade. Altunizade’yle altınzade arasındaki yedi farkı bulunuzu geçmem için köprüsüz otoban yolum gerekse de şimdilik...
Antakya: Kalbin Mantığına Gömülen Şehir
Enkazın altında olmamak yüzünden duyduğum suçluluk hafifliyor gün geçtikçe. Beni ağlayan kalbimle yalnız bırakıyor. Ruhu şehirle birleştiren aklın hatırına bırakıyor yakamı. Enkazın altında küçük bir kalp var ve arama kurtarma ekipleri, onu, aşk ve güzellikle yaratanın hatırına, karanlık çökmeden, güneş yükselmeden, şerden korkmadan, onu kendi hapsinden çıkarıp sevdiklerinin avuçlarına vermek için canla başla sürdürüyorlar çalışmalarını. Bir...
TRAJEDİLERİMİZİ PERDELEYEN SANAT
Yıllar önce bir kamyon arkasında “mutluluğu erteledik” diye yazıyordu. Gülüp geçmiştim. Tam olarak ne demek istediğini ise şimdi anlıyorum. Kuşaklar boyu sürecek bir acının, üst üste gelen iki büyük deprem felaketi ile 6 Şubat 2023 tarihinde bu kadim Anadolu coğrafyasına sabitleneceğini bilmiyordum! Suçlu kim peki? Doğa ana mı? Devlet baba mı? Yoksa her köşe başında...
Antakya: Bir Şehrin Silinen Hafızası
Sevgili șehrim Antakya’dayım. Buraya varamadan önce Antakya’ya dair sadece iki görüntüyü belleğimde tutuyordum. İlki babamın mezarı, diğeri ise avludaki yenidünya ağacı. Anadolu’da yaptırılan ilk cami olan ve bir hıristiyanın adını taşıyan Habib-i Neccar camii yıkılmıș. Vaftiz edildiğim Rum Ortodoks kilisesi yıkılmıș. Vaftiz babam Simon amcanın depremde öldüğünü duydum. Hemencecik defnetmișler. Anlaşılan zamanın acelesi var, her...









