bende kal diyemem, çergim mayınlı döktüğü ve dökeceği kanlardan akrep bir karanlık evvel bahar reçinesi sürüyor gece yaralarına sen deyince telaşa düşen ateş, kovuyor rahnemdeki kül böceklerini siyah tüllerini çekiyorum penceremin, ufukta sonsuzca bir yol -insandan insana yürümeye bir yol gerekirmiş gibi- görsen, nasıl da çırpınır bir deli kır, telaşa düşen hüzün düşüyor aklımın güncesine...
Son Yazılar:
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kategori: Manşet
ŞAİR EVLENMESİ DEDİĞİN (ŞİİR)
Bitmeyen kavgalarından birinde, İstiklal Caddesi’nde Arkadaşımı kovaladıktan sonra, Bir sonraki durakta Koşarak yakaladığı otobüste Bulmuştu bizi. Orta kapıdan dâhil olduğu Ayaktaki kalabalığı yararak Yanımıza gelmiş; Nefes nefese, “Evleneceğiz oğlum biz, Ne kadar kaçarsan kaç.” Deyip, Çekip gitmişti Kapılar tekrar açıldığında. Öyle de oldu gerçekten, Şahitlerinden Biriyim. Aynı okulda çalışıyorduk. “Hocam, Son bir hamlem daha...
Global Modernite Sürecinde: MARKSİSTLER NE YAPMALI?
Marx, modern düşünsel ve siyasal tarihte anıtsal bir kişidir. Bize kavramsal bakımdan zengin, törel (ahlaksal) bakımdan esinleyici büyük bir kalıt (miras) bırakmıştır. Bununla birlikte Marx, Marksist olmadığını söylediğinde kendisini ciddiye almalı, buna bir bon mot (şaka) gözüyle bakıp geçmemeliyiz. Marx, yandaşı olduğunu açıklamış pek çok kişinin bilmediği bir şeyi, kendisinin bir 19.yy insanı olduğunu ve...
BOYUN EĞME (ŞİİR)
Terk edilmiş Ezîdî mezarları gibi beklemekte çatlayan taş çemberini çizmiş gün doğumuna kalmamaya kararlı su kurumaz saklanır bir buluta. Bil– ki oradadır ışık yağmur ve gökkuşağı hatta umut. Oradadır, şu dağların ardında. Yola çık boyun eğme! Gözleri beyaz bir tanrıya kanmış küçük bir çocuksun çalınmış yılların, haraca bağlanmış bir ihtiyarsın tuz için değil, merhaba...
Büyük Çiftlik Evinde Elli Yıl Sonra (Öykü)
Özgür bırakıldı sevgi, Ve ayrılık da yok bundan böyle. Novalis Oraya ilk defa geldikleri zaman etrafta hiçbir şey yoktu. Şehrin en ücra köşesiydi orası. Alabildiğine düz bir alan. O, ilk defa orayı gördüğünde, önce bir romandaki kadın karakteri hatırlamıştı. Eşiyle birlikte hiç alışık olmadığı bir hayata başlayacak olan bir kadındı bu. Daha sonra ise...
KOFA (ŞİİR)
Celil Baba’ya ağıt Batmış yatta atık suyla yıkadılar Baba’yı Tasası, bilen bilir, bir kulaç daha atmaktı Ya da misinayla boğmak yok olmuş yutağını Sekiz ayak bir pabuca, dediler insanlık hâli Ah al-kuhul, kohol zifti, küulperest ahali Üç yatak değiştirdi köprüsüz ırmağına Yoktu ağa takılan. Akışı çevrilmişti Derindi musiki, mızrap sıkıydı başta Sıktı keyff akşamları lokurdarken ...
HABİP AYDOĞDU RESMİ ÜZERİNE
Psikolojik olarak uzak nesneler soyut, daha yakın olanlar somut algılanmaktadır. Psikolojik uzaklık; zamansal olarak uzak, gelecek veya geçmiş duygusu yaratacaktır. Uzağın soyut, yakının ise somut algılanmasının sebebi, uzağın tahayyülünde zamandan ve mekândan bağımsız, değişmeyen, sabit unsurların ön plana çıkarılmasının gerekmesidir. Habip Aydoğdu resmindeki derinlik ve uzaklık hissinin temeli, yaratılan soyut kavramların varlığı yanında kırmızı ve...
Savaş Koşullarında İnsani Dürtüleri Dizginlemek: Xunzi
M.Ö. 200’lü yıllar: Savaşan Beylikler Dönemi’nde, Sarı Irmak deltasının önemli kentlerinden Linzi’dayız. Sonradan Çin olarak adlandırılan topraklardaki irili ufaklı beyliklerin arasında sonu gelmez çatışmalar devam ederken, kuzeydoğuda hüküm süren bir hükümdar Jixia Akademisi’ni kurmuştu. Linzi’da tahminlere göre kırk dönümlük bir alana yayılan okulda pek çok düşünce okulunun temsilcileri bir araya geliyordu. M.Ö. 270’lerin ortasında, Xun...
Enis Rıza ile Belgesel Sinema Üzerine
Yıllarını belgesel sinemaya adamış bir yönetmen olarak Türkiye’de belgesel sinemacı olmanın koşullarına dair neler söylemek istersiniz? Belgeselci olmak için sadece belgeselle uğraşmak lazım. Tabii bizim trajedimiz yani… Türkiye’nin belgeselcilerinin trajedisi şu ki; var oluşlarını sağlayabilmek için başka işler de yapmak zorunda kalıyorlar. Diğer yandan, olabildiği kadar yine de kameraydı, kurguydu, sinema alanı tırnak içinde, ek...
Matt Haig’in “Gece Yarısı Kütüphanesi”
Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi (The Midnight Library) 35 yaşındayken hayatın anlamsızlığına toslayarak kendini öldürmeyi planladığı bir uçurumun kenarına bir adım kala duran Nora’yı merceğine alıyor. Roman, Matt Haig’in depresyonla ilk elden deneyim sahibi olması nedeniyle otobiyografik izlekler de taşıyor. Haig 24 yaşındayken intihar teşebbüsünde bulunmuştu. Hayatında bir dizi umut verici fırsatla karşı karşıya kalan...









