Tanzimat dönemiyle yoğunlaşan Batılılaşma hareketleri edebiyat alanında etkisini gösterirken “aydınlanma, modernite, ilerlemecilik” gibi eğilimler Türk şiirinin merkezine yerleşir. Bu süreçte “eski” bir gelenek olarak kabul görüp çağın gerisinde kalan şiir anlayışı diye değerlendirilen Divan şiiri/klasik şiir bir tür bastırılma aşamasına geçer. Bu bastırma sürecinin özneleri kendini “ilerici” bir konumda görürken karşısına aldığı klasik şiir taraftarlarını...
Son Yazılar:
Poltergeist ya da Sinyalsiz Ekrandan Dışarı Fırlayan Dehşet
Zeki Faik İzer – Zühtü Müritoğlu – Elif Naci Üzerine Bir Kartpostal Okuması
KÜLÜN İÇİNDE KALAN HARFLER
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Kategori: Litera
Toplum “İçinde” Beyaz Mantolu Bir Adam
Beyaz mantolu adamın yargılanmasına neden olan toplumsal kodların her biri kumaşçı dükkanının camekânında açığa çıkarır. Beyaz Mantolu Adam, Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken adlı kitabının ilk öyküsüdür. Öykünün özeti genel hatlarıyla şu şekildedir: Bu öykü “Kalabalık bir topluluk içindeydi. Başarısızdı. Parası yoktu. Dileniyordu. Caminin önündeydi.” (s.11) cümleleriyle başlar. Öykünün ilerleyen bölümünde dilenmeyi de “beceremeyen” bu karaktere...
ÖLÜMSÜZLÜĞE ÇAĞRI
Füsün Aydoğan tuvalinde deneylediğimiz olgu ise; dişi varlığın yaşamsal gücünü vurgulamaktır. Sanat yaratısı; insanı kaynağa taşıyan, hayat özünün köprülerinden geçiren büyük bir güçtür. İnsanı kendi kendine çağıran sestir, aynı anda onu kendisiyle yüzleştiren şeydir de. İnsanın kendine yolculuğu bitmek bilmeyen bir serüvendir. Bu uğurda çocukluğundan bu yana elinde fırça ve boyalarla haşır neşir olan Füsün...
PERLA (ÖYKÜ)
Yer: Doktor H’nin ofisi.. –Sonra ne oldu Perla? Bu soru kafamda birkaç kez yankılanıyor… kapısız penceresiz boş bir odada hapistim. Ve beni oraya geçmişteki sevgilim zorla sokmuştu. Son kez minik bir pencere gördüm kaneviçeli perdesi rüzgârla savrulan: umut! –Peki sonra ne oldu Perla.. Kim konuşuyor peki. Oysa yapayalnızım burada. Hatta üst tarafım yarı çıplak…...
TÜMÜLÜSTEN GELENLER (ÖYKÜ)
Navigasyon uygulamalarına ne kadar güveniyorsunuz? Sorumu şöyle daraltayım: Acil bir geri dönüş yolunda, gecenin kör karanlığında, kuş uçmaz kervan geçmez bir köy yoluna balıklama dalacak kadar güvenir misiniz? Özellikle de araçta 4 Romalı lejyoner, 2 palyaço ve Drakula’ya benzeyen bir sihirbazla yolculuk ediyorsanız. Evet, bahsetmiş olduğum bu arkadaş grubu alışmış olduğunuz insan profillerinden epey farklı,...
Pusula (Öykü)
Ökkeş Ağa’ya ulaştırmak üzere yazdıkları pusulayı vermek istedikleri ulaklar köylüleri değildi. Ağalarının kapısını bekleyen, tetikçi köylülerinin arasından bilerek seçmediler ulaklarını. Gözleri bir saattir Ökkeş Ağa’nın kapısında fısır fısır konuşan iki şehir piçindeydi. Kurnaz köylülerdi. Yirmi yirmi beş yaşlarındaydılar. Kıyafetleri de fukaraydı kaçak bakışları kadar. Handa Ökkeş Ağa’nın kapısında iki dinozor gezinse daha az ilgi çekerdi....
NEREDENSE NEREDEN, KOVALAMAYIN, HİT OLMASIN (ŞİİR)
insan gölgeleri, yenilgi seviyor başka yenilgiler o gölgeleri büyüten başkalarının yenilgileri… rüzgâra karşılık vermeyeceksem ne diye büyük konuşup sustum? soracaklar ağlanacak şeyler halen çok içimde susmaya dahli var onların gülmenin tek umut kaynağı olduğu yerde herkes kangren oldu herkes kesti parmağı onun da vardır gayesi, böyle denilecek; hızıra da yetiştik bi gayret… anlık duygunun bu...
HATIRLA (ŞİİR)
Gülüşler eskir mi sevgilim? Düşerse Bir intiharın eşiğine zambaklar İncir ağacını hatırla Göğün yere değen yüzünü Hani derdin ya Her şeyin bir zamanı var Kırılınca soğuklar Aşılmaz ormanlar aşılır Unutuluşa yakın Çiçekler açar arka bahçede Yağmuru hatırla Bir aynada saklı duran Tortuları Buharlaşmak yok olmak mıdır sevgilim? Bilinmeyene duyulan korku mudur? Uyandıran Uyuyan ırmakları derin...
Yüksel Caddesi (Şiir)
Yukarıdan görünen, hep aynı sahnelerin çekildiği filmin setinde sis perdesini yırtarak başlarını gökyüzüne uzatmış rengârenk şemsiyeler. Yüksel Caddesi kalabalığının arasında bir çift, inip kalkan göğüslerde eller, diz çökmüş bir erkek ortada, kanat takmış kız çemberi kırıp uçacak tutmasalar. “Evet!” geldiği an alkışlar, tebrikler, çığlıklar, onca gürültü patırtı içinde yükseliyor bir çift kumru görünmeden gökyüzüne.









