Bir renklenmeyen yanın, bir de her şeyini boyadığın sandal. Bilmez yanılan hangisi, rüzgârı hesaplayan ışığın kâlbine değen küreklerin hangisi yarın kavramına ait. Çift kürek çekmeyi bırakıyorum. Ağır ağır kabarıyor deniz. Eksik bir renk yerden göğe hasır ve kekik kokan hava. Tuzdan artan zamanı vermeyen eşik geçildiğinde dağılacak yıldız tozları kadar pasteliz. Göğe attığı ağı topluyor...
Son Yazılar:
Moksvin (Öykü)
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Primitif Sanat ve Uygarlık: Sanatsal Düşüncede İlkel İmgelerin Yeniden İnşası
Ömer Erdem’in Evvel’inde Dilin Kaybettiği Dünya ve Dünyanın Kaybettiği Dil
NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Boşluğun Çağrısı Üzerine: İntihar, Hayat ve Direniş Üstüne Kazı
Cenk Gündoğdu’nun son kitabı üzerine: Yaz Bunaltısı, Yaz Melankolisi
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
Yazar: Ayşen Deniz Onaral
1218. Sokak (Şiir)
melekgirmez sokak. çivit zürefa. ipek gam. illetli mitoloji bu pastoral iğne kuşların kör edilme çağında floş temas sorulmuyor, olta kısalır sustuğunda kim suyun yerine kararır sesinde boğulan bir sokak oyalanır aksak zaman o temsili boşluk her şeyde her şeyi birbirine karıştırır oyuncak iskeletleri, salya ve makyaj kameraya gülümseyen hangi hayâl daralan makasta kalır gam...
fayrap kramp (şiir)
yutacak gibi duruyor suretimi bu vefra. ayna yumağı. açılmamış duyum eriyen kıyı. kazılan yer. çarpıtılmış kül. tende izdüşümü eski bir nefretin. Punto, Pagos arası bir cezalı kök. dönüşümün rahmi. deşildi. metalin ve sütün içini anladık. deşildi. kükürtün ağzını gördüm yamaçta. yakılmak onları birbirine benzetiyor. kesildi rüzgâr. geyik dikeni doyumsuz kızılını kayalara vuruyor. evimiz hangisi. hatırlat,...
kronos (şiir)
uzandım nisanına ağ yırtığında balıkçı sudaki cinayetle ciltlerken bir sevişme risalesini yakamozuna sataştım, külledi paçavramı iğne delirdi. sonsuza dek parmak ucuma batıran hayatı kehanet gibi sun kuytuma. mesela tam yerini bilmiyorum, ama Rilke’de bir kutu yeşilini bulacak şimdi, bir kapak onu gözüne kestirecek, tam bilmiyorum, ama kaçıncı kez o metruk dilin hiç susmayan yağmurunda Lorca’dan...
hay hay böceği (öykü)
sonra “o” sandı ki daima onu yazdım. öldürüldüklerinden, öldürdüklerine tekrar tekrar içime akıtılan bulmacayı yaktım. yakmadım. yazmadım. yüklenip taşıdım janus, j a n u s, … lar; havalandırdım bütün gece amâsei – mâ – tomarla ray cızırtısı, serüvenlerin sustuğu lükens komodin, kapris propagandacısı yatak, kapının arkasında ne var’ı… yargı yok, infaz var. zavallı adanmışlık: dildeki...





