“Hayatınızda bazı şeylere vakit ayıramıyor ya da hep geç mi kalıyorsunuz? Bırakın sizin yerinize hayatınızı biz yaşayalım! Yani, isteyin biz, siz olalım!” Potansiyel müşterilerimize gönderdiğimiz mail bülteninde şirketimiz kendini bu satırlarla tanıtıyordu. Biz kim miyiz? Cosbirey. Yani, isteyen müşterilerimize hayatlarının istedikleri alanlarında cosplay hizmeti sunan bir asistanlık şirketi. Ya da şirketiydik demem artık daha doğru...
Son Yazılar:
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
Kategori: Litera
Yağmurgülü (Şiir)
Yağmur doğum günüm benim Umuttu karanlığı delip büyümek Güneşe uzansam kızarlardı belki Gölgeye saklansam hüzün Biraz çıplaktım ve tek Kır uzakta, saksım dar Kuş olsaydım derdim, toprak gücenirdi Uslanacak gibiydim balkon göklerinde Hem meraktı hem korku gelecek Hüzünler sevinçlerle denk Kolay değil bir tohumdan dünyaya yürümek Öyle çok sevenlerim de vardı Okşarken...
İşte Baş İşte Gövde İşte Kemikler (Şiir)
Vulkan selamıyla uğurla beni, parmaklarının ucundaki hüthütle Yıldızım ol, uzayımda kal, güneşin doğuşuna, sokağın batışına, elhamrasına Yazılıp gel, yokluğunu yiğitliği bilmiş birinin hesap soruşuyla kederinden Bir yasak korkuyu yürüdüm düzlüklerde dağların bilmediği Her kaçak gülüşün kendi dalının çarmıhına gerildiğini gördükçe ümitsizce Bildim yolun kiniymiş meğer yolculuklar boyu göçtüğüm serüven Kendine çıkıyorsun yine kendin olma künhüne...
ŞİİRCİ NOTLARI-6
Biz büyük derinliği sadelikte yakalama peşindeyiz dediydi biri. Yakalanan parlak ve pulsuz şeyi gösterirlerse eğer, en çok ben sevinirim. Sadeliğe, çalışarak, didinerek ulaşmadıysanız, çoğu zaman sığlığa kayarsınız, dediydim bir yerde, ona cevap mıydı neydi arkadaşın söylediği. Artistik güzelliğin dışında, mutluluk bile sükunettedir, sadeliktedir bir bakıma. Ne ki sadeliğe sadelikten giriş yapmak, bir düş ...
Birgül’ün Düşü (Şiir)
Aramaya başladığında bulmuyorsun Aramayı bıraktığında başlıyor düşün Kimseyi bulmuyorsun Kimseler bulunmaz aradığında. Oldu şimdi bak Öldü içindeki bütün sevinçler Büyümedin, yürüdün sen Yürüdün geçtiğin yolları yeniden Yeniden katettin belki de. Büyüttün ya da içindeki çocuğu Ya da öldürdün onu. Kimseyi bulmuyorsun bak Yürümenin cazibesi bu. Mahkum ettin yeniden Yaşamaya kendini Yeniden...
HER ŞEY İKİNCİ KADEHTEN SONRA BAŞLAR (ŞİİR)
Her şey ikinci kadehten sonra başlar; Birinci kadeh ordadır, giriştir, ‘tat’dır, Dolanır çevrende, yoklar seni. Yoklanmak kimin neyine? Gururdur herkes. Her şey ikinci kadehten sonra başlar ve şarap Suçsuzluğunu bilerek akar kendi renginde. Resim: Morandi
SONAT ve İKİ ADAM (Şiir)
Kışa girmek üzereydik. Armada’daki Remzi Kitabevi’nin ilgili raflarını İndirdikten sonra, Koltuklara çekilip Ayrı ayrı seçtiklerimize Göz atmaya başladık. Çok geçmeden, Jean Tardieu’nun “Oda Tiyatrosu”nu havada sallayarak, “Bulduk.” Dedim. Kitap kısa oyunlardan oluşuyordu. Peş peşe Üç oyun oynayacaktık. Seçtiğim oyunlardan ikisi: “Gişe”yle, “Sonat ve Üç Adam ya da Müzikten Nasıl Söz Edilir”di; Diğerini hatırlamıyorum. “Gişe”yle...
bekliyor olmanın küçük görkemli zamanında… (şiir)
kirlendiğim yerden sevme beni biraz bekle pencereden ağaçlara bak kuşların havalanışına tekrar konuşuna bak biraz bulutları düşün çimenleri uzanışı çocuk oluşun sereserpeliğini düşün dudaklarını ıslat derin bir nefes al daha ne kadar kalabileceğini düşün gövdemin etrafında ömrünü düşün birlikte yaşlanabilir miyiz biliyorsun yaralayıcı ve okunaksız seyir defterimin son sayfaları bir binanın 9’uncu katındaki camları silen...
Evlilik Teklifi (Öykü)
Kazancı Yokuşu’ndan soluksuz çıkıp, Maçka Parkı’na yürüdüm. Askerlik günleri… Bir sarhoşluk sabahı. Kendini uzay imparatoru ilan etmiş berduşun yanına, banka çömeldim. Rütbesiz asker ve bir uzay imparatoru… İmparator şişesinden kırmızı salyalı yudumlar çekip, askerlerine “Öldürün!” emri yağdırırken; mavi gezegende, nikâh salonundan, kuğular misali bir gelin çıktı. Fransız güpüründen gelinliği. İnce, uzun ve karaşın. Yalnızdı gelin,...
Nazım Hikmet: Kolektif Hafıza Bizi Unutana Kadar
Nazım’ın şiirinde, her seferinde varlığını sararken, bilincini de bir katarsisle açan, en az üç tanesini tanıdığı, “ani fırtınaların” izleri sürülebiliyor: Birinci fırtına, en sevdiği amcası Mehmet Ali’nin Çanakkale Boğazı’nda diğer kırk bin genç subayla birlikte şehit edilmesi olayıydı. Bu kayıp, genç Nazım’ın uykudaki politik volkanını harekete geçiren bir kıvılcım olma özelliği taşıyordu. Nâzım Hikmet...









