uzaklaşıyor zaman akçaağaç çan çiçekleri ve birkaç defne yaprağı gündüzler ve geceler benim olmadığım yerdir sonsuzluk Omeomeria ve hakikat tüketilmiş bir soluk çağrılan bir kuş ağaçta, kabuğuna dönen ruh cisimleşmiş ses kül ya da toprak renginde bir yokluk ya da ölçüsüz, kararsız, sürekli bir rastlantı Omeomeria kendi sesinin buzul çağındasın her şeyi içine alarak genişleyen...
Son Yazılar:
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
Kategori: Litera
DENİZLERİN DOĞRULUĞU (ŞİİR)
Yerini dolduramaz, hiç bir aşk denizler olmadan yaşayamaz Oysa denizler vuslatı anlatır Bazen göz yaşlarıyla olsa da mutluluk doğruluk hep sevdaya ait. Ama denizin hakkını verelim, aldatmaz kimseyi, arkasından bıçaklamaz sevdiğini, yalan yok bunda kusursuz bir sevgiyi aşılar insana. Sonunda dönecektir elinde güllerle kavuşmanın coşkusu, doyurarak içinde büyüyen açlığı vazgeçemediğin kadar seveceksin onu....
Körlük Üzerine
Körlüğün nasıl bir şey olduğunu hayal etmeye çalışıyorum. Gözlerimi kapatıp körlük provası yapıyorum. İlk anda hissettiğim boşluk. Sanki zemin yok oluyor. Her yer kuyu. Öyle bir korku. Yönsüz kalmak. “Herkes” olması en yakındakilerin bile. Körlük ilk anda bir darlık, sıkışmışlık… Gözü kadar bir yere hapsolması insanın… Yüzersiniz, yüzersiniz, nerede derinleştiğini bilemezsiniz… Öyle bir ürkeklik ilk...
Biz eskiden, İzmirFuar’da DagaDa da Raks ettik sevgili Nisyan!
“Adımların dünya yapıyor.” Bir kadın elinde boombox tape ile gelir, tape’i bir yere koyar, düğmeye basar, çıtır diye bir ses gelir, müzik yükselir, kadın dans eder, dünya dans eder. Dans. – “Buralar yandı.” Şair Nihat Özdal bir gün bana bir kaset-kitap ile geldi. Kaseti kına taktım, kulaklıkları usulca yerleştirip hedefine, gözü kapadım. aktı dizeler, en...
ÖDÜL TÖRENLERİNE KATILMAYAN EN İYİ KADIN ve ERKEK OYUNCULAR FİLMİ
Sabah beş buçuk gibi indim otobüsten. Terminal çıkışında bekleyen Taksilerden sıradakine atladım, “Çukurambar.” Dedim. Beş dakikada gökdelenlerden birinin önündeydim. Güvenlik görevlisinden anahtarı aldım, Asansöre bindim Ve Orta katlardan birindeki kapının Kilidini açtım. Dairenin kendine has Yeni mobilya, tıbbi malzeme, Mutfak ve havalandırma sistemi kokusu İçinde; Biraz önce söndürülmüş sigaramın baskınlığındaki, Soğuk ellerim ve pardösümün Dışarı...
AŞK HERŞEYİ EŞİTLER
1990’ların ortasında New York’ ta Mevlana filmini ve Mesnevi’den tiyatro oyununu yaparken, ABD’de ki Mevlana konusunda araştırmalar yapıp, kitap yazan kişilerle temasa geçtim. O yıllarda Mevlana konusunda kitap yazmış veya eserlerini çevirmiş kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Bunlardan en bilgili sadece üç kişiyi buldum ve onlarla uzun görüşmeler yaptım. 2000’lerin ortasına doğru ise Mevlana Amerika’da...
boş vestiyer (şiir)
bu yapraklar hışırtısı karanlık bir gecenin iç geçiriyorum pencerelere doğru koşmaya kırmızı renkte olan her şeyi reddediyorum zorluyor kendini kafeste tutuklu mutluluk kuşları ağaçlar uyumuş toprak rahat ediyor biraz ne de olsa kök damarları suyu çekmiyor artık evin içinde dış kapının hemen yanında bir vestiyer kimse yok boş duruyor şimdilik saat on ikiye kadar radyo...
BİR YOLCULUĞUN GÖLGESİNDE: UZAKTA BÜYÜYEN ÇOCUK (ÖYKÜ)
İnsan bazı yolculuklara bir bavulla değil, bir ömürle çıkar. Ben öyle çıktım bu yola. Yola düşmeden evvel sırtımı yasladığım koltukta, zihnimde bir duvar kâğıdı gibi asılı duran geçmişin gölgeleriyle vedalaştım. Gökyüzü yorgundu, ben daha da yorgun… Ama içinde umut serpintisi taşıyan her yorgunluk, aslında bir yeniden doğuş sancısıdır. Bu yolculukta belki oğluma kavuşacaktım, belki kendime....
Teşbih Çekerken Düşündüklerim (Şiir)
Ben ne zaman, sabahı hohlayıp külle ovarak söze başlasam gelecek külliyen geçmiş, talan edilen deneyimler hatıra olur olacaklar olmayacak, olmayacaklar olacak, alacaklar borç olur. Ben ne zaman, yanlış rüyalarda sabahlayıp güne başlasam gökçekimi’nden kurtulan lirik ve diyalektik bir kitap yere düşer o’saat aktivist yeniden militan, yarçekimine tabi alıntılar ve dipnotlar sahici olur. Ben ne zaman,...
kiraz ağaçları (şiir)
ne dersin… kiraz ağaçları altında bak bir filika kaçıp kurtulalım mı? üç sene yaşarız öldüğümüzü duyarlar büyük ateşler yakarlar elmas bir nehir akar hangi denize kavuşur önce kiraz yeriz eteğin kirlenecek olsun artık nokta Resim: Paul Klee









