Sanatsal anlatının temelinde kötülük olduğunu ileri sürmek abartılı bir yorum olmaz. Platon’a göre edebiyat, insan doğasının “korkunç, hayvanca ve dizginsiz” isteklerinin yansıması olması dolayısıyla bir “anti kahramanlık” anlatısı olarak kabul edilmeli ve ideal toplum düzeninde yeri olmamalıdır. Devlet’in onuncu kitabında Sokrates’in ağzından şunları duyarız: “Şair ve ressam, gerçeğe yakın olmak bakımından fazla bir şey yapmıyor....
Son Yazılar:
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Kategori: Kritik
Antakya: Sessizliğin Şehri
Bu şehirde, bir değirmene girer gibi, ölü bir insana giriyorsunuz. Ölülerimiz St. Pierre yüksekliğinden şehre bakıyor. Yaşayanlar onlara birer karaltı gibi görünüyor. Bazılarının, “buraya değil, annemin, kız kardeşimin, kızımın, oğlumun yanına gömülmek isterdim”, dediğini, bazılarının ise, “babamla künefe yiyecektik, Büyük Park’ta sevgilimle çay içecektik daha” diye fısıldaştıklarını işitiyorum. Hem ölümün hem dirimin fokurdattığı, iki göz...
İtalo Calvino’da Anlatı Mantığının Ağ Örgülü Doğası
Şehirler vardır; uğramadan şöyle yanından geçtiğiniz. Şehirler vardır; ilk defa uğradığınız ve bir daha dönmemek üzere terk ettiğiniz. Şehirler vardır; bir kere ziyaret etmeye görün, bir daha terk edemediğiniz. “Görünmez Kentler”de[1] İtalo Calvino, Çin’i fetheden Moğol imparatoru Kubilay Han ve Marco Polo’yu sahneye çıkardı. Calvino, “Bin bir Gece Masalları”nı andıran hiper metni için anlatısal hayal...
Afrika’nın Sömürgecilik ve Emperyalizme Karşı Entelektüel Direnişi: Sömürge Sonrası Afrika Yazını
Afrika, dünya üzerindeki stratejik konumu ve kapladığı alanda haiz olduğu doğal kaynaklardan dolayı tarihsel süreç içerisinde birçok ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda faydalanmak istediği, jeopolitik öneme sahip bir bölge mahiyetindedir. Afrika’yı eşsiz ve aynı zamanda da şanssız kılan tüm bu özellikler şüphesiz ki tarihimizin karanlık yüzlerinden olan “sömürgecilik” kavramının ortaya çıkmasına ve söz konusu kavramın ihtiva...
ESTETİĞİN FELSEFİ DÜŞLERİ
Klasik tarz sanatın egemen olduğu dönemlerde realizm adına görkemli yapıtlar üretildi. Çağ, ‘dönem dönem’ değiştiğinde ise yenilikçi sanatı önemseyenler, fütürizme gönül verenler, eskiyi tekrarlamanın gereksizliğini, belki de olanaksızlığını görebiliyorlardı. Zaten toplumsal, siyasi, politik değişimler ve sosyal gelişme noktalarının varlığı, yeni sanatçıları döneme uygun yapıtlar üretme çabalarına zorladı. Örnekse, empresyonizmin ilk aldığı tepkiler onları yollarından çeviremedi....
Aki Kaurismäki Sinemasında Sosyal Momentin Sınıfsızlaştırılması
“Kauas Pilvet Karkaavat” (Bulutlar Uzağa Gittiler, 1996) toplumsal gözlemi keskinleştiren çerçevesi sayesinde, Aki Kaurismäki’nin en anlatısal filmi olageldi. Gözlem komedisi ve absürdün umutsuzluğu, bu filmde de olduğu gibi, sinemasının ana silahları olarak, dramatik anlatının hizmetine girdiler. Kaurismäki, “Bulutlar Uzağa Gittiler”de Helsinki atmosferine savurduğu insan yazgılarına yaptığı incelikli pikler ve yükselmelerle, izleyiciyi uzağa; Helsinki göğündeki kasvetli...
MASKENİN ARDINDAKİ GERÇEKLER: ŞARLATAN
Belçikalı gazeteci/yazar Thomas Moller Nielsen’ın ünlü Sloven Marksist sosyolog/filozof Slavoj Žižek ve İsrailli tarihçi/yazar Yuval Noah Harari’nin maskelerini düşüren makaleleri, şair/yazar Dolunay Aker’in derlemesi ve şair/çevirmen Burak Bayülgen’in çevirisiyle ilk kez Türkçeye kazandırıldı. Aleni Kitap’tan çıkan ‘Şarlatan (Žižek ve Harari)’ adlı dikkat çekici kitap, akademik camiada hayli ses getireceğe benziyor. Zira kitap, Žižek ve Harari’yi...
Virginia Woolf: Delirmemek İçin Ölmeyi Seçenin Hikayesi
Virginia Woolf bir tutunamama varlığıydı. Protagonistleri (başkahramanları) gibi o da bu dünyayı bir kaybolmuşluk arazisi olarak algıladı. Woolf, bir topaç çılgınlığınca dönen zamanın girdaplarında kaybolan silüetimsi bir varlığı andırıyordu. Örneğin, “Yazılmamış Bir Roman” adlı kısa öyküsündeki Minnie Marsh, anlatıcının bir trende kazara karşılaştığı protagonistin adıydı. Sonunda tren durdu, Minnie Marsh aşağı inip, anlatıcının da varlığını...
Görsel İletişim ve Zihin: İdeolojiyi Anlamak ve Çözmek
“Görsel iletişim” beş duyunun kamusal ve mekânsal olan ikisi ile (işitmek ve görmek)[2] ideoloji ve gerçekliğin birbirleriyle olan üçlü karşıtlığı ve etkileşimi sürecinde yapılandırılır. [Görsel iletişim = (Görmek / İşitmek) + İdeoloji + Gerçeklik] Tarih boyunca merkezi ve kitlesel olarak üretilen görkemin (büyünün), gücün (korkunun) ve gizemin (arzunun) iletişimi olarak sürekli bir akış içindeki ideoloji[3]...
Güncel Müdahaleler III- Gündemde Neler Var ve İKSV Strike Back!
Sokaktaki insanın bedene/bedenine bakışı ile; sanatçının, bohemin, bipolar ya da şizofrenin bakışı farklıdır. İlk grup normal bir kabullenmeyle işer, dışkılar, sevişir. İkinci grup ise bu eylemler birer sorunsaldır. Salvador Dali’nin büyük masturbatör olması, Antonin Artaud’nun dışkısallık arayışı, Kathy Acker’ın sado-mazoşizmi ya da Junky yazar W. S. Burroughs’un bedeni et olarak ele alışı gibi. Sürrealistler bedeni...









