şatafatlı yaşamın hazları bu dünyaya ait değilmiş gibi görünen bir yüz -ne muhteşem bir tablo!- dâhi insanları kandırmak kolaydır lanetli gülümsemesinin karşılığını bir aşk sözcüğüyle aldıktan sonra, ona kurumuş kolunu uzattı —-bu genç vampir, bu kadavrayı hangi mezarlıktan çıkarmış?- taş kesilmiş bir halde göğüslerini örten tülün arasından zambak beyazlığındaki bir ten kim...
Son Yazılar:
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Çekirdek Kabuğu
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
Yapay Zekâ Neden Şiir Yazamaz?
“SUSUZ YAŞAMIN AĞIRLIĞI”: Andreas Hoffmann’ın Beden Pratiğinde Doğaya Dönüş
Roland Barthes: Dil Bir Deridir
MEYDAN, HAFIZA VE SINIF: BİTMEYEN 1 MAYIS
Savaş sonrası Almanya’sında yaşam mücadelesi
Şükran Moral, New York Foursome’da Sanat Pratiğini Anlatıyor
Salad Man: Ânı sahiplenmek ve durmayı öğrenmek adına
SARHOŞ KORSANLAR DÜNYA TARİHİNİ DEĞİŞTİRDİ Mİ?
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Kategori: Manşet
Dönüş (Öykü)
Uçağın kapısına ulaştığımda, yüzüme çarpan o sert rüzgârı hatırladım, bir zamanlar beni hasta eden, kemiklerimin arasına kadar giren, içimi titreten eski, unutulmuş bir tanıdık… Yıllar sonra, o rüzgârda bir yakınlık vardı, sanki biri adımı fısıldadı, Cihan diye, yabancı bir şehirden değil, içimden gelen, belki de çocukluğumun derinlerinden yükselen bir sesle… Bedenin belleği vardır derler hani,...
ÇELDİREN AĞAÇ (ŞİİR)
Turuncu sakalların salkım portakal Merhemden anahtar kelimelerin Döner dolaşır da Gelir acının gediğine konar Şimdi ben gecenin bu vaktinde Yalınayak pijamalı Gizlice girdimse bahçene Maraza meyyalimden değil sadece Her akşam her akşam Tıklatır şiirlerin penceremi Anneme sezdirmeden Gülten Edip Cemal yetmezmiş gibi Söğüt dalıdır uzanıverir geceden Dahasını demeyeceğim ama Aşkolsun Haydar Ergülen
YOLCU (ŞİİR)
gece gezgini hatıram geçiyor rüya sokaklarından silinmez keder lekesi zamanı bulandıran üzen dudak kıvrımı sözü boğan anlam kırılan ışık sessizlikte kendi ekseninde dönen an geçiyorum zamandan önemli bir önemsiz olarak bırakıyorum izimi yanlış hatıraya işaret ver bana kalbe tüneyen kuş ufuktaki renkle hışırtısıyla gecenin tada sızan ürperişle bir gemi bekliyorum limanda İçinden bir yolcu inecek...
“İBİD. ŞİİR” DERGİSİNİN 10. SAYISI VEVEYA.NET’TE
Genel yayın yönetmenliğini Ercan y Yılmaz’ın yaptığı veveya.net edebiyat sitesinin Fuat Eren ve Erkan Karakiraz tarafından yayına hazırlanan dijital şiir dergisi ibid. Şiir, 10. sayısında, “kuzey” sözcüğünün çoklu çağrışımları üzerine düşünüyor. “Kuzey”, kimileri için yön, yönlendirme, yuva, sığınak, varış noktası, sevgi, umut, ütopya iken kimileri için de sıla, uzak, soğuk, yabancı, sert rüzgârlar, nefret, distopya anlamlarına gelebiliyor. “Kuzey”in...
Zihinden Sağ Çıkma Denemesi (Şiir)
Poseidon’un üç çatallı mızrağı saplansa bağrıma. Dalgaları, fırtınaları dizginlesem: kurtarsam denizle sınanan kayayı. Issız otogarlardan eve nasıl dönülür, göstersen bana. Sen konuştukça iyileşse susmaların etrafındaki yaralar. Kalbinden vurularak ölsem. Sağ çıkabilsem zihnimden. Resim: Caspar David Friedrich
Yaz Tarlaları (Şiir)
Kuruduvarın üstündeki altmış ikili kedi miyavlayınca görünüyor, ilerde bomboş yaz tarlaları. Yaz tarlalarının üstünde çın çın ötüyor gökyüzü, kuş çizgileri silinmiş, düşmüş kanat- cümleden – cümle kanatsız kalmış, denize inen yolun iki kenarında tek tük ağaçlar beklemekten çok beklemekten küçülmüş, nereye gideceksin, dön dolaş, …yine yaz tarlaları, aynı göğün altında, sönük altında. Yaz tarlalarında git...
GECE-GÜNDÜZ (ŞİİR)
Gece eteklerini topluyordu bulutların üzerinden Gözleri penceremde Ben, dilimde birkaç yarım cümle dün geceden ve içimde sönmeyen bir umut Sabır topluyorum gizlice Perde kıpırdadı hafifçe bir ışık eşiği geçti usulca Ne telaş vardı gelişinde ne de gidişinde acele Her şey olması gerektiği kadar yavaşdı Bir bulut geçti gökyüzünden olası yükü yağmur Kararsız, Tembel bir gün...
SOSYAL ÇELİŞKİLERİN MİSTİFİKASYONU OLARAK BUGONIA
Dünya sinemasının 15-20 yıllık yakın dönemdeki önde gelen auteur sinemacıları arasında sayılan Yorgos Lanthimos’un yönettiği Bugonia geçen ay sonundan beri ülkemizde de sinemalarda gösterimde. Lanthimos, Jigureul jikyeora! (2003) adlı bir Güney Kore filminin yeniden çevrimi olan Bugonia’da aslında “memur yönetmen” konumunda sayılabilir; Bugonia bir yeniden çevrim olduğu için değil ama Kore filmini yeniden çevrime uyarlayan...
Nikaragua: Devrimin Ateş Nefesli Kalbi
Nikaragua ateşten karanfillerin ülkesi. UNAN (Universidad Nacional Autónoma de Nicaragua) kampüsünde Che’nin duvar resmi: Ne zaman durulur çalkantısı deli gönlün? Bir devrim, insanları değiştirme, yeni bir dünyanın kavranması için eyleme geçme isteğinden doğar; aşk da öyle… Devrim ve aşk, her ikisi de sizi alışılmış sınırlar içinden sarsar; biri dünyayı, diğeri kalbinizi genişletir. Atatürk, Che, Mandela,...









