Ana Sayfa Manşet

Kategori: Manşet

Yazı
Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi

Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi

“Gotik” olarak adlandırılan edebi eserlerde uğursuz ev miti, iyi ile kötü, ışık ile karanlık arasındaki mücadeleyi somutlaştıran senaryoların mekânı. İçinde kötülüğün, deliliğin güçlerinin tepindiği; aşırılığın, entropinin, yıkıcı fantezilerin ve gerilemenin uzamı. Bu senaryolarda baskın duygu ve leitmotif, ıstırap, dehşet, korku, tiksinti, özdeşleşme nevrozu ve kimlik krizi. Gizemli, cinli evler, yıkık şatolar ve manastırlar gibi, güzellikle...

Yazı
YAKINLIKTAN UZAK ADAM

YAKINLIKTAN UZAK ADAM

Bazı insanlar vardır; bir mekâna girdiklerinde ortamdaki hava hissedilir biçimde değişir. Ne kahkaha patlatırlar ne kavga çıkarırlar ama odanın havası bir anda güneşliyken hafif bulutluya döner. Bu hikâyeye girmeyi hak eden müzik adamı da öyleydi. Girdiği yere gölge gibi oturur, kimsenin üzerine doğrudan düşmez ama herkesin ruhuna ince bir gölge serperdi. İnsan görünmez gölge olur...

Yazı
Retorik İfade Özgürlüğünü Baltalayabilir mi?

Retorik İfade Özgürlüğünü Baltalayabilir mi?

İfade özgürlüğü, çoğu zaman yalnızca sözün serbestliği olarak düşünülür. Oysa asıl mesele, kimin konuşabildiği değil kimin duyulduğu, kime alan açıldığıdır. Günümüzde retorik, düşüncenin taşıyıcısı olmaktan çıkarak onun yerine geçtiğinde, ifade özgürlüğü biçimsel olarak varlığını korusa da içerik bakımından daralır. Çünkü bu durumda konuşma hakkı, fiilen belirli bir iletişim tarzının tekelinde toplanır. Retorik tam da burada...

Yazı
AUGUR (ŞİİR)

AUGUR (ŞİİR)

düştüm, sırçaydım, sırlı bir periler halkasının son gümüş pulu bir kahkaha çiçeği büyüttü beni karnından ışıklar fışkıran bir şebçerağ benim de var mutluluk ve mutsuzluk kristallerim biri ak biri kara iki dizginsiz kısrağım ik’elim kande olsa sen çağır ben yeterim avucumdan suvarırım atımı hû ile yederim benim tilkilerimin kuyrukları birbirine değer melek öpücükleri verir birbirine...

Yazı
Gece (Şiir)

Gece (Şiir)

bugün içim bana bir dağdan geldi ağaçlarını çizdi akan yağmuru eşiğinde durduğum avuntuyu   dışımdaki zorluğun geçmesini bekledim zamanı sordum Tanrı’ya yerin göğsünde büyüyen ağrıyı ağacın ölümü giyinen çıplaklığını yaşamın kaçınılmaz yalnızlığını     güller ülkesinde bir gül peçesini açtı at kervanlarının taşıdığı müjdeli haber oldun meleğin yeryüzünde belirdiği işaret   sessizliğin mavi taşlardan yapıldı...

Yazı
aramızda (şiir)

aramızda (şiir)

baharı sürme namluya bu hesap aramızda aramızda, ne eksek tutmayan o kıraç toprak   yarısı yanık bir ağaç aramızda küskün dallarında üç beş kozalak yeşili yok yaprakların, sözlerin çıplak gövdede yaralı sincap   yapısı yıkık bir köprü aramızda göç alıyor zemheriden öfkeli şubat geçmek zor bir kalpten ötekine, suskun artık şarkı söyleyen ırmak   yazısı...

Yazı
Paris’te Bir Kırmızı Çadır

Paris’te Bir Kırmızı Çadır

Cehennemde dolanan Dante’nin oranın sakinlerinden Guido da Montefeltro ile konuşmasına benzetiyorum İdris’le diyaloğumuzu. Cehennem dediğiniz, Saint-Germain-des-Prés ile Porte de la Chapelle’in viyadük altları arasında kurulan çadırların gerilimli ilişkisi. Yola çıkmadan önce gözüm, odamın duvarında asılı duran Beckett’in bakışına kayıyor; hiçliğin, absürt ile suç ortaklığı arasındaki karanlık eşiğine kayıyor. Dünya, neyse ne: geniş, engebeli, düz, çölümsü,...

Yazı
çivit mavi (şiir)

çivit mavi (şiir)

sana baktım. anlamak için. boğarak içimdeki kötürüm hüznü. kör noktasında gözümün. bir deste gülüşünü tuttum. adından başka hiçbir deniz tutmadı beni o yaz. çokça duman döktüm. itirazın lokmasını yedim tek başıma. şarkılar biriktirmedim öleceğim diye sırf. beyaz avuçlarımda esmer ellerin sımsıkı. sımsıkı yüzün hastalıklı aklımda. ağladım, ama bak suçlamadım kimseyi. sana baktım. özledim ve dinledim...

Yazı
Eksik Bir Aşk Manifestosu (Şiir)

Eksik Bir Aşk Manifestosu (Şiir)

sesinin çıktığı bir yer var, içinde; yaralı ve gizli bir özne gibi iyileştirici tonları olan – oynaş, sevişgen hallerin de dâhil- sesinin bütün tonlarını seviyorum. elinde topladığın saçlarının altında bir ırmak gibi duruyor boynun; boynunun o bir ırmak gibi duruşunu da seviyorum. sevmek, insanın insanı toplamasıdır dökülürken, senin dökülen bütün hallerini seviyorum. omzum üşüyor, üstümü...

Yazı
A.Kadir Ekinci’nin kadrajından: Kazların Senfonisi

A.Kadir Ekinci’nin kadrajından: Kazların Senfonisi

Siyah-beyaz fotoğraf, fotoğraf tarihinin en eski ve en etkileyici ifade biçimlerinden biridir. Renklerden arındırılmış görüntü, karmaşık gerçeklikleri yalınlaştırır; görselin albenisi kaybolmaz aksine ışık-gölge, doku ve form gibi temel unsurları daha belirgin hâle getirir. Siyah-beyaz kareler, izleyicinin dikkatini yalnızca nesnel anlatıya yönlendirir, biçimsel ve duygusal  öğelere odaklandırır. Görsel unsurun kendisinden ziyade taşıdığı duygu, bağlam ve estetik...