Önüme düşüyor gün geçtikçe Gecenin kesik mermeri Göksel sular akıyor üzerinden Afrodit ya da Apollon heykeli Yersel bilgilerle Tanrı’nın ateşi Soğuyor toprakta – – Ölümcül gölgeler.. Güllerini açtı – – Bir fikir gibi var oldu cihan – – Her şey cihannüma! Her şey kule Ve balkon Tanrı’nın gözleriyle Uçarken ufukta Çıplak bir kelebek O...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Manşet
Közü Öpenler (Şiir)
buğdaylar ateşe verildiğinde öldük biz bir gazel gibi aşağı iniyordu dağdan atlılar kör kurşunu dişleyen dostları uyandırmaya yüzüne türküler sürdüğümüz kızları unutmaya yazılmış fermanları yırtmaya koşuyorduk biz hasmın göğsünde közle bıçak varmış bilmedik bileyledik durduk geceler boyu en acı dualarımızı hınç ve düşleri dantellere işlendi kadınların kardeşim, can kardeşim, evimiz dağıldı bizim kırk gün...
KOMANDOKARA (ŞİİR)
FASİKÜL AMA DÖNEBİLİR Mİ GÖĞE DEĞMİŞ BİRİ Gece uykunun pulluğunu aradım aradım Saçlarını taradım saatların uyuyamadım Yıldızları saymaktan I. Göğsümde bir nişan gibi taşıyordum yâremi Âşık olmak vurulmakla eş, ondan yârelendim Güneşin altında her şey gölgesiyle var Kalb gözlerin gördüğünden fazlasını duyar Bir adım attım bilmeden ve açıldı sonsuzluk Bir adım daha: Yol...
Düşün: sen hangi ağacın kardeşisin? (Şiir)
Düşün, düşüncene sinen sözcükleri, hangi ağaç üretir?: kiraz çiçekleri, zerdali göğü, salkımsöğüt rüzgârı keşfet kendini yalnız yürü, ardında erguvan gecesi ormana kaçtığın ülke neresindeydi uykulu acının? küsme talihine az sonra yağmur olup yağacaksın buğday olup kuşların diliyle konuşacaksın ağaçlar renklere durdukta renkler ağaçlara sarıldıkta orman olup soludukta hayatın ırmaklarını, dağları güneşle kalbini yıkayacaksın, yolların yalnızlığı...
ALEVLER İÇİNDE BİR TUVAL: SERUPH
ARDEN’nin alev alev yanan dev tuvali; Dünya’nın toplumsal ekolojik yıkımın eşiğindeki paradoksunu, bütün eski değerlerin yıkılıp yeniden kurulması üzerine bir alegori. Sanatçının canındaki algılama yetisi bize kahinimsi bir mesaj veriyor. Şöyle diyor sanatçı; “Artık yanıyoruz, her şey kül olacak ve yeniden doğacağız”. Sanatçının tuvaldeki betimi bir algı resmi, sezgisel bir girişim, duyumsama anındaki estetik ifade....
Tansık (Şiir)
Taa nerelerden geldi Durdu Akdeniz kıyısına Parmaklıklar boyunca Biliyor geldiği çürümüş yolların yongalarından olduğunu o parmaklıkların Anılar akıyor pare pare Akdeniz’e bırakıyor kendini yavaşça Yanlamasına…
Doğum Sancısı (Şiir)
Resim: Özgür Korkmazgil
ARMAGEDDON: SONLA BAŞLANGICIN BULUŞMA NOKTASINDAKİ YIKIM
Bu yazıdaki amaç ileriye bir yeniçağ episodu sürmek değildir. Toplumsal sorunlar ve karmaşa karşısında estetik standartlar oluşturmak hiç değildir. Amacım bizlere çoktan ışıklarını yakmış olan yeni çağım alametlerini sıralayabilmektir. 21’yy çağ başında böylesi vurucu yıkımlarla karşılaşacağı hiç kimsenin aklına gelmemişti. Aklımıza gelmeyenler arasında yığınla tehdit karşıladı insanoğlunu. Yerkürenin isyanı depremler, yangınlar, seller artık dünyanın bu...
AŞK: KALPTEN BEYNE, PAZARDAN SANATA
Takvimler 14 Şubat’ı gösterdiğinde vitrinler kırmızıya boyanır. Kalp biçimli çikolatalar, gül demetleri, kampanyalı akşam yemekleri… Her yıl aynı sahne kurulur. Kimileri bu günü coşkuyla sahiplenir, kimileri “ticari icat” diyerek burun kıvırır. Oysa mesele ne yalnızca romantik heyecandır ne de sadece piyasa düzeninin bir organizasyonu. 14 Şubat, insanlık tarihinin en eski ve en karmaşık duygularından biri...
Stela Vasileva’nın Construction Time Sergisi
Galatasaray Lisesi’nin yan sokağı Yeniçarşı Caddesi’nde yağmur eşliğinde yürürken kaldırımlar aynanın yansıması gibiydi. Caddenin ışıkları ıslak zeminde yansırken, insanlar başlarını eğmiş hızlı adımlarla ilerliyordu. Böyle havalarda şehir biraz içine kapanır, o kafkaesk melankolik havanın etkisiyle Collect Gallery kapısından içeri girdim. Stela Vasileva’nın Construction Time sergisi yalnızca duvarda asılı işlerden oluşmuyor. Küratör Fırat Arapoğlu, sergiyi bir...









