Türk basın tarihinde bazı belgeler vardır ki, tek başlarına bir dönemin siyasal ve entelektüel iklimini anlatmaya yeter. Tan Gazetesi’ne ait bu zarf da, 1940’lı yılların Türkiye’sinde basın, siyaset ve aydınlar arasındaki gerilimli ilişkiyi somutlaştıran nadir tanıklıklardan biridir. Bir gazete zarfı üzerinden okunabilecek bu hikâye, yalnızca bir yayın organının değil, bir düşünce çevresinin ve bir entelektüel...
Son Yazılar:
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Kategori: Manşet
PERDE AÇILIRKEN: İNSANIN KENDİNE BAKIŞI
Sahne karanlıktır önce. Sonra bir ışık düşer. Bir yüzün üzerine, bir sözün kıyısına, bir susuşun derinliğine. Ve o an başlar tiyatro. İnsanın, kendine bakmaya cesaret ettiği anda. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, bir kutlamadan çok bir hatırlamadır. Unutulmuş olanın, bastırılmış olanın, ertelenmiş olanın yeniden sahneye çağrılmasıdır. Çünkü tiyatro; yalnızca bir sanat değil, insanın kendini, başkasını...
Yayınevi Emekçileri ve Dayanışma: Hangi Yayıncılar Birliği?
Sosyal medyada zaman zaman yayınevi emekçilerinin kötü koşullarını okuyoruz. En son Say Yayınları’nın çalışanları izleyen video kameraları ve kötü yemekleri okumuştum aynı mecrada. Başta çevirmenler olmak üzere editör ve idari personelin yaşadıkları sıkıntı yıllardır biliniyor. Burada hemen bir mazeretçi yorum da devreye giriyor kaçınılmaz olarak… Zaten okumayan bir ülkede yayınevleri ne yapsın? Ama kazın ayağı...
Anlatısal Bir Proje Olarak Demokrasi ve İç Sömürgecilik
Öncelikle bu yazının, sömürgeciliğin merkezi güçlerinin, kültürel ve ekonomik olarak yerel halk üzerindeki hâkimiyetini ve özdeşleşme biçimlerini ortaya koyan kavramsal bir aparata yaslandığını belirteyim. Kimlikçi fantezilere yönelen siyasal elitler ile yönetmek istedikleri toplumların gerçekliği arasında, giderek bir kültürel kopuş somutluk kazanıyor. Franz Fanon’a göre iktidar, yalnızca dışsal bir baskı değil, bireyin bedenine, zihnine ve duygularına...
GALERİLERİN SATIŞ İÇİN SANATÇILARIN ALGORİTMASINI OLUŞTURMASI
“Kim bu genç ressamlar ve bu galeriler?” diye soranlara cevap “Etrafındaki galerilerde çok satılan resimlerin sanatçılarına dikkatli bak, göreceksin!” olacaktır. Sanatçının en önemli özelliği teorik özgürlüğün hiçbir zaman olamayacağı bu dünyada kendi yarattığı özgün ve özgür iç dünyasında sürekli yaratıcılığını kullanarak eserlerini ortaya koyabilmesidir. Sanatçı her ne kadar iç dünyasında özgürlüğünü yaşasa da çevresinde onun...
#eklitera Mart Şiir Seçkisi
https://ekdergi.com/category/litera/
MÜZE, MELANKOLİ, BURUKLUK YA DA ÇALMA, AŞIRMA, ARAKLAMA EYLEMİ ODAĞINDA MASUMİYET MÜZESİ
Çalma eylemi, etik dışı özelliği bir yana, aynı zamanda her zaman “içinde bulunulan o an”dan koparılana işaret eder; şimdiyi ötelere fırlatma, yarına bir şeyler saklama… Gelecekte var olacak özneye şimdide var olan şölenden bir şeyler araklama… Araklama için önce bir “aralama” gerekiyor. Yani ayırt etme, seçme. Aralama sözcüğü içinse uyanık bir akıl. Dürer’in zamanın ağırlığına...
James Monroe’nun Çiti ya da Donroe’nun Altın Varaklı Balyozu Arasında
Monroe’nun Çiti (1823 – Başlangıç) ABD Başkanı James Monroe, Kongre’de o ünlü sözleri (“Amerika Amerikalılarındır”) sarf ettiğinde yıl 1823tü ve aslında Latin Amerika’nın etrafına görünmez bir çit çekiyordu. Bu çit, sözde “Avrupalı sömürgecilere” karşı kalkandı; ama özünde, kıtanın tapusunu Washington’daki kasaya kilitleyen bir mülkiyet ilanıydı. Bugün de Donald Trump’ın, Amerikan basınında verilen ismiyle “Donroe Doktrini”...
gün batımı (şiir)
güneşi önüme aldım bulutlar beklesin iz verdim cigaraya dönüyor sırılsıklam ateşi çalan çalmış bize kalan kül her taraf kapital ve sürekli reklam güzellikler hep bir badireyle eklem seçimi kazansa da içeride ekrem söz ulaşmaz muktedire yetişmez eylem bizim sonumuz ancak mutsuz bağlam söylenerek yorulan dil bir mevsime salata yürek ve böbrek ayrı usul doğrama senden...
ÇUHA (ŞİİR)
‘’umur-ı mülkiyede müstahdem olacak memurlara mahreç olmak üzere’’ açılmış mektepte ben, leyli denirmiş, parasız yatılı. Lisan-ı Rumi ve Lisan-ı Bulgari dersleri kaldırıldı. Artık o topraklar başkalarının vatanı. Koğuşumda demirden dolap, yırtık pabuçlar ve jilet kâğıtları. Usturamın ucunda altın bir güvercin. Kirli ayıptır eski değil. Bitmiş yılların ardından sesleniyorum sana Yeşil çuhalı üstenci masaların gücü...









