Yirminci yüzyılın en önemli estetik ve etik tartışmalarından biri, şiirin felaket karşısındaki konumuydu. Theodor W. Adorno, Auschwitz’den sonra şiir yazmanın barbarlık olduğunu söylerken aslında şiirin imkânsızlığını değil, eski şiir anlayışının artık sürdürülemeyeceğini ifade ediyordu. Çünkü kitlesel ölümün, sürgünün, soykırımın ve sistematik yıkımın ardından dil de yaralanmıştı. Artık şiir yalnızca güzelliğin değil, kırılmış insanlığın da dili...
Son Yazılar:
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
Yazar: Aysel Sağır
Koray Feyiz ile Günümüz Şiiri ve Sorunları Üzerine Bir Söyleşi
Söyleşi boyunca şiir bir etik sessizlik alanı olarak belirdi. Çünkü Koray Feyiz’in dilinde şiir, anlamın değil yankının; anlatının değil tanıklığın alanıdır. Şiir, hem bugünün hızına karşı bir direniş hem de insanın kendi eksikliğini sevmeyi öğrenme biçimidir. Şiir, bir düşünme biçimi olmaktan çıkıp bir görünme biçimi oldu. Beğeni sayısı üzerinden ölçülen bir duygulanım ekonomisi var artık....
İki farklı yazara bakmak: Nezihe Muhuddin ve Peyami Safa
Türk edebiyatı tarihini, Batıcılık ve Modernleşmenin yerlilik ve millilikle karşı karşıya gelip, çatıştığı yer diye tarif etmek yanlış olmaz. Bu çatışmanın orta yerinde ise, iyi ve kötü olarak yapılandırılan kadın imgesi duruyor. Söz konusu imgenin yapılandırılmasında, Peyami Safa (1899-1961) ve Nezihe Muhiddin (1889-1959) ortak bir noktada buluşuyorlar. Her iki yazarın da yollarının üzerinde duran yerlilik,...


