ELEKTRONİK MÜZİĞİN NERESİNDEN?

Bu yazı  sadece  en özet olarak  çok geniş ve  bambaşka bir ekosistemi içerir.  Üretici ve model teknolojilerle özdeşleşmiştir. Günümüze kadar gelen bu yolculukta terminolojilerde monofonik, duofonik, stereofonik, quadrofonik, parafonik, 19.yy’da yaşamış Fransız matematikçi Joseph Fourier,  FFT ( Fast Fourier Transformation), additive/subtractive, sampling, FM algoritmalar, PCM, Wave table, granular ve morphing  sentezleme, DJ Müzik  derken şimdi de duyumsal açıdan Dolby Atmos Immersive müzik sistemleri ve AI SUNO Stüdyo yapay zeka ile devam etmektedir. Burada yukarıdakilerle doğrudan ilişkili olan  ses üretim mutfağında neler oluyor? Elektronik ses üretimi; müzik bilgisi gerektirdiği  kadar  akademik  araştırma laboratuvar çalışmalarını, elektronik mühendisliği, fizik mühendisliği, matematik, akustik /sesmühendisliği ve bilgisayar mühendisliği disiplinlerini barındırmaktadır. Bu ekosistemin 147 senelik geçmişin son 65 yılını değerlendirmek daha mı uygun olur?  70, 80, 90’lı yıllarda  ve  günümüze kadar gelen süreç içerisinde sentezleyiciler halen popüler  olan birçok yabancı albümde yer aldı. Sentezleyiciler müzik insanlarına akustik enstrümanların taklit edilmesini, orkestrasyonların yapılmasına, ses yaratma özgürlüğü ve özgün deneysel ses müzik  tasarımlarına imkan tanıdı. Sentezleyicilerin gelişmesiyle müzisyenlerin işini elinden alacak görüşü olsa da Dr. Robert Moog geliştirdiği sentezleyicilerin müzisyenler için olduğunu belirtmekle birlikte, müzik gurupları ilave büyük orkestralara gerek duymadılar.  Bu konu halen tartışmaya açıktır.

Elektronik müziğin etkin isimleri olan Wendy Carlos ve Tomita orkestrasyon ve ses tasarımlarında öne çıkarlar. Yukarıda solda yer alan   albüm kapağında  Wendy Carlos’un  1968 senesinde yapmış olduğu üst düzey ses tasarımlarının yer aldığı ‘Switched on Bach’ yer almaktadır.   Wendy Carlos’un çalışmaları ve kayıt teknikleri neden çok önemlidir?  Wendy Carlos, Moog modüler sentezleyicileri ile  temel unsur olarak ses osilatörlerinden elde edilen sawtooth, üçgen ve kare dalgalarını kullanarak harmonik içerikleriyle ton farklılıklarını yaratmıştır. Moog sentezleyici monofonik olduğu için her bir ses tasarımı  ayrı ayrı  track kanallarına kaydedilmiş.  Özellikle Wendy Carlos Bach’ın klasiklerini ve barok tarzı  seslerini  elektronik ortamla birleştirerek   alışık olmadığımız   tonlamalarıyla ve ses tasarımlarıyla ortaya çıkmıştır. Korku filmi  ‘The Shining’ ve The Clockwork Orange film müzikleri ile  devam ettikten sonra  diğer albümlerinden olan   olan  ‘Digital Moonscapes’de  değişik  sentezleyicileri kullanarak  additive /bindirme  sentezleme metoduyla  periyodik sinüs dalga formunun  farklı periyodik  frekansda, farklı genlikte ve farklı fazlarda  olan diğer  sinüs dalgalarını da birleştirerek daha karmaşık dalga formları elde ederek ses tasarımı olarak karşımıza çıkar.  Yukarıda sağdaki resimde yer alan Japon sanatçı  Tomita ise “Snow Flakes are Dancing”, “The Bermuda Triangle”,  “Pictures at an Exhibition”  Moog modüler sentezleyici ses tasarımıyla adını duyurur. Her iki sanatçı  Wendy Carlos ve  Tomita bir ressamın paletteki yağlı boya karışımlarıyla tuval üzerinde resim yapmasına benzer kompozisyon yaratmıştır. Yaratılan sesle elektronik sentezleyicilerin orkestrasyonlarının mümkün olduğunu,  duyguların dinleyicilere aktarılarak,  bakış açısını değiştiren ve halen de günümüzde geçerli olduğunu kanıtlamışlardır.

Bu iki duayen sanatçının dışında; Jean Michel Jarre özellikle, Klaus Schulze,  Kraftwerk ,  Brian Eno  ve Suzanne Ciani ses tasarımlarında  önemli yer edinmiş olup   Vangelis ve  Kitaro’nun katkılarını da unutmamak gerekir. Bundan sonraki aşamalarda ise Mike Oldfield, Giorgio Moroder, Hans Zimmer,  Yellow Magic Orchestra  ve Patrick O’Hearn ile birlikte devam eder.  Beatles üyesi George Harrison’ın  “Electronic Sound” deneysel albümü Moog  modüler ses sisteminde yer almış ilaveten Abbey Road albümünde de kullanılmıştır.  1980’lerin başından itibaren MTV’nin de  etkin pazarlama katkısıyla  1980’lerin başından itibaren  Thriller  (Michael Boddicker /Anthony Marinelli) albümü, Arif Mardin (Bette Midler/Chaka Khan), Steve Porcaro (TOTO), Tom Coster(Santana) albümleri ve synth-pop tarzında Trevor Horn (The Buggles), Thomas Dolby,  Human League, The Orb, Daft Punk, Depeche Mode, Vince Clark, Aphex Twin, A Flock of Seagulls, Alphaville, Icehouse, Modern Talking, Duran Duran, Eurythmics, Petshop Boys, James Newton Howard,  A-HA, Yazoo, Enigma, Tubeway Army ve Falco öne çıkarlar. Bu sanatçı ve grupların albümlerindeki sesler çok başarılı olup  bugün de aranılır hale gelmiştir.

Progressive-rock alanında ELP grubundan Keith Emerson ‘Tarkus’ adlı albümü, Rick Wakeman, The Who, John Lord, Richard Tandy (ELO),  Tony Banks  (Genesis),  Geddy Lee (Rush) görmekteyiz.  Sentezleyicilerin aşırı kullanılmaları ve aşırı prodüksiyon kayıt tekniklerinden dolayı bazı grupların albümlerinde besteler  güzel olsa bile müziği öldürdüğü de bilinmekte ve sert eleştirilere maruz kalmıştır.

Sinema ve TV dizilerinde film müzik yapımlarında ise dikkati çekenler   özellikle Hans Zimmer, Vangelis  ‘Chariot’s of Fire’, ‘Blade Runner’, ‘Conquest of Paradise’, Giorgio Moroder  ‘Flashdance’ albümlerinde  ve Michael Boddicker’in   ‘The Magic Egg’ çalışmasında  büyük orkestralara gerek kalmadan seslerin elektronik  olarak yapılabileceğini kanıtlamışlardır.  Bundan sonraki aşamalarda yapımlar da   Daft Punk ‘Tron Legacy’, Ludwig Göransson ‘Tenet’, Cliff Martinez “Drive”, Michael Trent Reznor/Atticus Ross “The Social Network”, Jan Hammer ‘Miami Vice’, Stu Philips ‘Knight Rider’, Sylvester Levay ‘Airwolf’ ve Michel Colombier/Larry Carlton ‘Against All Odds’  etkin rol oynarlar.  Böylece adı geçen tüm sanatçılar ve gruplar kendilerine özgün müziklerin oluşturmasını ve bu seslerle  halen günümüzde de anılmasını sağlamıştır.

Deneysel ses tasarımları yapan araştırmacı iki Türk elektronik müzik kompozitörleri Bülent Arel ve  İlhan Mimaroğlu isimler dünya müzik tarihinde elektronik müziğin öncüleri arasında görmekteyiz. Yabancı öncüler arasında; Pril Smiley, Otto Luening, Mario Davidovsky ve Vladimir Ussachevsky ,   ‘Sisters with Transistors’ belgeselinde ise Clara Rockmore ,  Daphne Oram, Bebe Barron, Pauline Oliveros, Delia Derbyshire, Alice Shields, Maryanne Amacher, Eliane Radigue, Suzanne Ciani ve Laurie Spiegel’e yer verilir.

Jurassic dönemine ait denilse de modüler sentezleyiciler modası geçmemiş ve  bugün de üretimi devam etmekte olup; Suzanne Ciani,  Ian Boddy diğer sanatçılar  tarafından kullanılmaktadır.  Suzanne Ciani’nin diğer sentezleyicilerle birlikte ‘Buchla Concerts’, ‘Seven Waves’, ‘The Velocity of Love’, Ian Boddie yeni nesil modüler sentezleyiciler kullanarak ‘Tone Science’, ‘Caged’,  ‘Transmissions’, ‘Doppel Ganger’,  ‘Coil’ albümlerini yapmıştır.  Bazı üreticiler  yarı-modüler sistemleri de üretimlerine dahil etmiştir.  Türkiye’de ses tasarım ve sentezleyici kullanımı konusunda günümüzde  Türkiye’de ise  ilk defa Barış Manço’nun albümlerinde özellikle “Dönence”, “2. Yolculuk 2024/ 3.Yolculuk 2025”  sentezleyiciler  dikkati çeker.

Ses tasarımlarında ve konsept albümlerde Can Atilla,  Murat Ses, Gökçen Kaynatan ve Metin Alatlı’yı   görmekteyiz. Bununla beraber  piyanist ve besteci Tuluyhan Uğurlu “Dünya Başkenti İstanbul” ve “Akdeniz” albümlerinde sentezleyicilere yer vermiştir.  Modüler sentez tekniklerinde ise Tunç Çakır’ı sayabiliriz.

Türkiye’de referans olarak MİAM (Dr. Erol Üçer İleri Müzik Araştırmalar Merkezi) çok önemli yer tutar.

Buraya kadar olan değerlendirmemizde tüm müzisyenlerin başarıları sadece ses tasarımlarıyla sınırlı kalmayıp cihazların nasıl kullanıldığı ile ilgilidir. Süreç tarihsel olarak nasıl gelişti. Burada sadece birkaç önemli noktaya değinilmiştir.

Heterodyne Vakumlu tüpler

1915 -1930 senesi aralığında  başlayan süreçde; farklı sentezleyiciler üzerinde çalışılsa da bu yazıda  bilgi amaçlı  olarak bazı  sistemlerden bu dönemlere ait sadece iki cihazdan bahsedilmektedir. Radyo teknolojisinde kullanılan  vakumlu tüp   heterodyning etkisi biribirine benzer  iki yüksek radyo frekanslı  ses dalgasının  değişken  frekanslarının birleştirilmesi ve daha düşük  seviyede bu iki frekansın farklılığını vererek işitilebilir frekanslar yaratılmıştır (20 Hz – 20,000 Hz).

1917 senesinde Theremin günümüz müziğinde yerini korumakta ve üretilmektedir. Bu ilginç ve çalınması çok zor olan enstrüman Rus fizikçi Leon Theremin tarafından icat edilmiş; elektromanyetik dalgalar  dikey anten ile yatay anten (ses yüksekliği bu anten tarafından yapılır) arasında sanatçının el ve parmaklar  hiçbir yere değmeden  dolaştırılarak pitch dediğimiz notalar ve  bunlarında ses yükselteci üzerinden  müzik üretimi gerçekleşmektedir.  Her bir anten;  düzlem içerisinde  yarım kapasitif bölgeyi tanımlar. El gezdirilerken kapasitif etkinlik sistem içerisinde yer alan sinyaller  ses osilatörlerine  yollanır ve ses üretilir.

Halen aile  üyesi Paul Theremin bu cihazla ilgili konser ve söyleşilere katılmakta olup Türk piyanist Anjelika Akbar  ile Ankara ve İstanbul’da konserler vermiştir. Ayrıca Fazıl Say, Carolina Eyck ile birlikte konserlerinde  bu enstrümanı kullanmıştır. 1930 senesinde  Freidrich  Trautwein  ‘The Trautonium’   thyratron vakum tüplü sentezleyici dikkati çeker.  Bu cihazın özelliği komplex dalga (sawtooth) formundan rezonant filtre serisini kullanarak harmonikleri (tonları) eleyerek belirgin ses tonlarını yaratmak amacıyla subtractive sentezleme yöntemini kullanır. Buradaki en önemli kısımlardan biri de klavyeden sesin kontrolü yapılabilmesiydi. Günümüzde subtractive sentezleme yöntemi modern sentezleyicilerde de  kullanılmaktadır.

1957 yılında  Bell Laboratuvarlarında ise  bilgisayarlı müzik için programlama dili IBM 704 üzerinde  Max Mathews tarafından geliştirilerek doğrudan sentezleyici metoduyla digital odyo  ses  dalga şekilleri üretmiştir. 1960’ların başında  Entegre devrelerin  gündeme gelmesiyle enstrüman tasarımcıları  Harald Bode, Robert Moog, Donald Buchla  güvenilir kolay kullanımlı popüler olan elektronik cihazların üretilmesi sağlanmıştır. 1965 senesinde Fizik mühendisi Robert Moog tarafından geliştirilen Moog Analog Modüler sentezleyicide  sesin yaratılmasında bu modüller arasında kablolu bağlantılar kurularak ses üretimi yapılmaktaydı. Böylece, sentezleyiciler ses tasarımlarında kullanılmaya başlar. Moog sentezleyicilerde herhangi bir ses yoktur. Bir bütünü oluşturan modüller birlikte kullanılmaya başladığında  sanki  organizma gibi hayat bulur.  Her bir modülde sinyal kontrol ayarları olup ses sisteminin organı gibi hareket ederler. Biri olmadan diğerleri de elektrik sinyali akış yolunda devreye  girmeyip istenilen ses üretilemeyecektir. Ses yaratımı ve tasarımı sanatçının  modüller arasında bağlantılarına/ sinyalin akışına ve yaratıcılığına dayanır. Yaratılan ses daha sonra ikinci  defa kullanılması amacıyla  modüller arası bağlantılar  patchwork yapıları yazılı olarak  şematik olarak not edilirdi.   1969 senesinde EMS VCS3 portatif sentezleyici piyasaya sunulmuştur.  Bu cihaz Pink Floyd’un “Obscured by Clouds” albümü,  The Who tarafından günümüzde ise Jean Michel Jarre ve Ian Boddy tarafından kullanılmıştır.

1977- 1980 arasında   seslerin depolanabildiği hafızalı ilk Prophet -5  sentezleyicisi, Oberheim serisi ve  müzik endüstrisinde ikonik enstrüman Yamaha CS 80  ise tam analog devreleri sisteminde barındırarak  Vangelis’in müzik yapıtlarında yerini almıştır.  Bugün halen  bu sentezleyiciler  ses kalitesi ve kontrolü açısından vazgeçilmezdir. 1979 senesiyle birlikte müzik ses tasarım sektöründe çeşitli analog sentezleyicileri  görmekteyiz. 1980’li yıllara gelindiğinde  fiyatsal olarak ulaşılabilir olması açısından özellikle Japon firmaları Roland Jupiter ve Juno serilerini  ve Korg Poly serisini piyasaya sunmuşlardır.   Halen bu sentezleyicilerin sesleri aranılır durumdadır.

Ses tasarımlarında basitçe nereden başlayacağız?  Elimizdeki ekipmanların özelliklerini dikkate alarak  aşağıda önde gelen ses  parametrelerinden bahsetmeden geçemeyiz.

Ses tasarım parametrelerinin  resim sanatı yağlı boya paletine benzetilmesi

Yukarıdaki palette ve aşağıdaki analog sentezleyici panel örneğinde  okuyuculara bilgi vermesi amacıyla ses üretme ve şekillendirme  parametreleri cihazın üzerindeki panelde yer alırlar OSC(osilatör), VCF(Filtre), VCA, zarflar (envelopes),  ve ses modülasyon düzenleyicileridir.

Osilatörler: Temel ses dalgalarını üreten bileşenlerdir. Genellikle sinüs, kare, sawtooth, üçgen ve diğer dalga şekillerini üretebilirler. Üreticilere göre değişiklikler gösterir. Osilatörleri bir gitar veya piyano teline vurulduğunda titreşim yaratan gibi düşünerek  bu titreşimlerin sound boardları  üzerinden işitilebilir seviye dönüştürür. Benzer şekilde yapay olarak elektronik ortamda yapılmaktadır. Cihaz üzerinde bulunan osilatörlerde  üretilen ses dalgalarıyla birlikte  harmonik içerikleri de düzenlenmektedir. Osilatörlerin sayısı sisteminizin kaç sesli olacağını belirler.  Sentezleyicimizin polifonik, monofonik veya parafonik olması üreticilerin tasarımlarına göre belirlenmektedir.  Her bir notaya (ses) ayrı ayrı tanımlanır ve polifonik ses üretimi sağlanır. Tuşlara aynı anda veya farklı  sürelerde basmamızda seslerin  birbirinde bağımsız olarak duyulması sağlanır.

Zarflar (Envelopes):  Şarkı söylendiğinde veya herhangi bir akustik enstrüman çalındığında ses fiziki ortamda zamana  bağlı olarak  artar, sönümlenir , devam eder  ve sonlanır.  Buna sesin zarflanması modelidir. Osilatörlerden elde edilen dalgaların bu devreye aktarımı gerekmektedir. Her zarf parametre süreleri ayarlanabilmektedir.  Genellikle tuşa dokunuşla birlikte sesin tanımlı süre içinde cevap vermesi (Attack),  azalma (Decay), sürdürme (Sustain),  ve bırakma (Release)  toplamda  ADSR zarfı olarak tanımlanır. Bu zarflama tekniği aynı zamanda ses şekillendirmesi için ilk basamaktır. Örneğin piyano veya keman zarflamaları arasında fark vardır.

Filtreler:  Ses tasarımında basamaklarından biridir. Filtreler ses sinyal frekansı  süzgeçi olarak görev yaparlar. Filtre istenilen  kesme frekansına  (cut-off) ayarlanarak istenen frekansın  altında kalan  sinyal harmoniklerinin filtreden geçmesini ve  kesme frekansının üstünde yer alan sinyal  harmoniklerinin bloklanması sağlanır. Bu işlem  sesin tonalitesine ve tınısına  (timbre)  çok etki eder. Aşağıdaki şekilde kesme frekansı maksimuma getirilirse filtre tüm harmonikleri geçirerek ses daha parlak olacaktır.  Farklı filtre uygulamaları da vardır.  Tercih edilen enstrümanlara göre  ilave olarak bulunmaktadır.

Rezonans  ise kullanılan filtrenin özelliğine göre frekanslar belirgin hale getirilerek üretilen harmoniklerin  keskinliğinin tanımlanmasını sağlar.Dikkatli kullanılması gereken parametredir.

VCA (Voltaj Kontrollü Amplifikatör): Bu parametre  yaratılan sesin iletilmesinde ve zarflarla birlikte ses yüksekliğinin ayarlanmasında  kapı görevi yapmaktadır. Bir tuşa basmak ile diğer tuşa basmak arasında geçen süreyi tanımlayarak sesin tuşa basıldığından itibaren diğer notanın çalınmasına kadar  devam etmesine neden olur.

Modülasyon üreteci: Ses parametrelerini dinamik olarak değiştirmek için kullanılırlar. Örneğin, düşük frekansda  osilatörün ve filtre parametresini modülasyonu  için kullanılırlar. Müzisyen tarafından cihaz üzerinde bulunan  modülasyon tekerlekleri veya joy-stick kullanarak  yapar.

Ses tasarımında sinyal akışlar örneği:

 Ses tasarımında MIDI ( Musical Instrument Diğital Interface):

Zengin ses ve karmaşık ses tasarımları için farklı üreticiler tarafında geliştirilen enstrümanların kendi aralarında  haberleşmesi  için ortak MIDI (Musical Instrument digital Interface) protokolü kullanılmaktadır.

Müzik  dünyasına damga vuran sentezleyicilerden bazıları;

Digital  FM Algoritma Sentezleyici ve CS-80 Analog Sentezleyici

Üst düzey  sentezleyicilerden  bazıları

Bundan sonra hangi adımları atacağız?

Yukarıda belirtilen analog ve digital  teknoloji ekipmanlarının  üretimden kalkması ve ikinci ellerin bulunabilmesi durumunda;  astronomik rakamlarda piyasa değeri ve bakım maliyetlerinden dolayı  ulaşılması zor olacaktır. Müzik teknolojilerine ilgi duyanlar için  bütçe durumunuza bağlı olarak  başlangıç seviyesi ev stüdyosu kurulabilmektedir.  Müzik tarzınız ne olursa olsun tanımlamalar ve ihtiyaçlar çok önemlidir. Ev stüdyolarınızda profesyonel kayıtlar gerçekleştirebilirsiniz.

Ses kaynakları : Piyasada geniş yelpazade yeni nesil hardware/klonlanmış, butik sentezleyiciler, modüler /yarı modüler, sanal sentezleyiciler  ve  halen  sesleri çok beğenilen eski cihazların sanal modellemeleri  yer alır.  Sanal kaynaklarda Synthmaster, Arturia, U-He, UVI gibi yazılımları inceleyebilirsiniz. Detaylı  bilgiler müzik ekipmanları satan piyasada  adı geçen mağazalardaki satış danışmanlarından destek alınmalıdır.

Bilgisayarlar: Müzik prodüksiyonu için çok güçlü bilgisayara ihtiyaç vardır.  İşletim sistemi, hızlı iş akışı için hızlı CPU , çekirdek sayısı, yüksek RAM, yüksek  SSD  kapasitesi ve çevre birimlerine ihtiyaç duyulur.

Harici Ses Kartları : Gerek seslerin  DAW üzerine kayıtlarda ve kayıtların dinlenmesinde bu ses kartlarına ihtiyaç vardır.  Ses kartları sayesinde kullanılacak referans monitör  ve kulaklıklarından müzik çalışmanız dinlemekle kalmayıp, harici  MIDI özelliği bulunan müzik ve diğer ses kaynaklarının bağlanmasını sağlamaktadır.

Ses izleme /dinleme ekipmanları: Kayıtları dinlemek ve miks yapmak için kaliteli kulaklık veya aktif monitör hoparlörlere ihtiyaç duyulur. Buradaki amaç raw olarak  mikslenmiş sesin stüdyo kalitesinde nasıl çıktığı, düzenlenmesi kontrol edilir. Bu işlemler için referans monitörlere (HiFi hoparlörler değillerdir) ve kulaklıklara gerek duyulur.   Çalışmalar profesyonel nitelik taşıyacaksa referans hoparlörler uygun açılarda yerleştirilir ve dinleme  ortamının da duvar, pencere ve tavanların akustik olarak düzenlenmesi gerekir.

MIDI Klavye: Kontrol amaçlı klavyelerde sesler yoktur.  Sadece  sanal enstrümanlarla veya MIDI destekli yazılımlarla müzik oluşturmak için MIDI protokolü kapsamında  kullanılır. Seçilen klavyenin klavye tuşu dokunuş hassasiyeti de göz önünde bulundurulabilir.   MIDI klavyelerde hem USB çıkış bazı klavyelerde ise ek olarak 5-pin MIDI   giriş ve çıkışları bulunur. Piyasada çeşitli markaların kullanım amacına uygun olarak klavyeler mevcuttur.  Dinamik kullanım alanı için çeşitli  oktav klavye seçeneklerini inceleyebilirsiniz.   Digital Ses İş istasyonu (DAW): Müziğinizi çok kanallı kaydetmek, düzenlemek, mikslemek için  mutlaka bir  DAW  yazılımı kullanmanız gerekecektir. Ableton Live, Studio One, Logic Pro, Pro Tools, FL Studio ve Reaper gibi yazılımlar  arasından seçebilirsiniz.  Seçeceğiniz tek bir DAW’a odaklanmakta fayda var.  Burada işletim sistemi önemlidir.

Ses efekt (SFX) Kullanımı: Bilgisayar iş istasyonlarında Sfx sanal plug-in kullanılabilir. Bu efekt cihazları DAW iş istasyonlarında hangisinin nerede ve nasıl kullanılması gerektiği bilinmelidir.

Mikrofonlar: Enstrümanların, vokallerin veya diğer ses kaynaklarının kaydedilmesi ve ses tasarımlarında  mikrofonların özellikleri ve  mikrofonlama tekniği öne çıkar.

Mastering: Bir müziğin piyasaya sunulmadan önceki stüdyodaki son durağıdır. Bu işlemde plak, CD veya diğer ses ortamlarında duyduğumuz kaliteye çevrilmesidir.  İşin uzmanları tarafından yapılır .

Her çeşit müzik türünü takip etmekte fayda var.  Kullanılan müzik enstrümanlarının neler olduğunu , ses yaratma ve çalma tekniklerine dikkat edin. Seslerin kayıt kalitelerini takip edin. Temel müzik teorisi, armoni ve enstrüman çalma becerilerini öğrenmek artı sağlayacaktır.

Diğer öneriler ise;  Her sene Aralık ayında düzenlenen ödüllü  “Halıcı Bilgisayarla Beste Yarışmasına” web sayfasından  duyuruları ve yarışmacıların çalışmalarını izleyebilirsiniz.

 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.