Bu yazı sadece en özet olarak çok geniş ve bambaşka bir ekosistemi içerir. Üretici ve model teknolojilerle özdeşleşmiştir. Günümüze kadar gelen bu yolculukta terminolojilerde monofonik, duofonik, stereofonik, quadrofonik, parafonik, 19.yy’da yaşamış Fransız matematikçi Joseph Fourier, FFT ( Fast Fourier Transformation), additive/subtractive, sampling, FM algoritmalar, PCM, Wave table, granular ve morphing sentezleme, DJ Müzik derken şimdi de duyumsal açıdan Dolby Atmos Immersive müzik sistemleri ve AI SUNO Stüdyo yapay zeka ile devam etmektedir. Burada yukarıdakilerle doğrudan ilişkili olan ses üretim mutfağında neler oluyor? Elektronik ses üretimi; müzik bilgisi gerektirdiği kadar akademik araştırma laboratuvar çalışmalarını, elektronik mühendisliği, fizik mühendisliği, matematik, akustik /sesmühendisliği ve bilgisayar mühendisliği disiplinlerini barındırmaktadır. Bu ekosistemin 147 senelik geçmişin son 65 yılını değerlendirmek daha mı uygun olur? 70, 80, 90’lı yıllarda ve günümüze kadar gelen süreç içerisinde sentezleyiciler halen popüler olan birçok yabancı albümde yer aldı. Sentezleyiciler müzik insanlarına akustik enstrümanların taklit edilmesini, orkestrasyonların yapılmasına, ses yaratma özgürlüğü ve özgün deneysel ses müzik tasarımlarına imkan tanıdı. Sentezleyicilerin gelişmesiyle müzisyenlerin işini elinden alacak görüşü olsa da Dr. Robert Moog geliştirdiği sentezleyicilerin müzisyenler için olduğunu belirtmekle birlikte, müzik gurupları ilave büyük orkestralara gerek duymadılar. Bu konu halen tartışmaya açıktır.


Elektronik müziğin etkin isimleri olan Wendy Carlos ve Tomita orkestrasyon ve ses tasarımlarında öne çıkarlar. Yukarıda solda yer alan albüm kapağında Wendy Carlos’un 1968 senesinde yapmış olduğu üst düzey ses tasarımlarının yer aldığı ‘Switched on Bach’ yer almaktadır. Wendy Carlos’un çalışmaları ve kayıt teknikleri neden çok önemlidir? Wendy Carlos, Moog modüler sentezleyicileri ile temel unsur olarak ses osilatörlerinden elde edilen sawtooth, üçgen ve kare dalgalarını kullanarak harmonik içerikleriyle ton farklılıklarını yaratmıştır. Moog sentezleyici monofonik olduğu için her bir ses tasarımı ayrı ayrı track kanallarına kaydedilmiş. Özellikle Wendy Carlos Bach’ın klasiklerini ve barok tarzı seslerini elektronik ortamla birleştirerek alışık olmadığımız tonlamalarıyla ve ses tasarımlarıyla ortaya çıkmıştır. Korku filmi ‘The Shining’ ve The Clockwork Orange film müzikleri ile devam ettikten sonra diğer albümlerinden olan olan ‘Digital Moonscapes’de değişik sentezleyicileri kullanarak additive /bindirme sentezleme metoduyla periyodik sinüs dalga formunun farklı periyodik frekansda, farklı genlikte ve farklı fazlarda olan diğer sinüs dalgalarını da birleştirerek daha karmaşık dalga formları elde ederek ses tasarımı olarak karşımıza çıkar. Yukarıda sağdaki resimde yer alan Japon sanatçı Tomita ise “Snow Flakes are Dancing”, “The Bermuda Triangle”, “Pictures at an Exhibition” Moog modüler sentezleyici ses tasarımıyla adını duyurur. Her iki sanatçı Wendy Carlos ve Tomita bir ressamın paletteki yağlı boya karışımlarıyla tuval üzerinde resim yapmasına benzer kompozisyon yaratmıştır. Yaratılan sesle elektronik sentezleyicilerin orkestrasyonlarının mümkün olduğunu, duyguların dinleyicilere aktarılarak, bakış açısını değiştiren ve halen de günümüzde geçerli olduğunu kanıtlamışlardır.
Bu iki duayen sanatçının dışında; Jean Michel Jarre özellikle, Klaus Schulze, Kraftwerk , Brian Eno ve Suzanne Ciani ses tasarımlarında önemli yer edinmiş olup Vangelis ve Kitaro’nun katkılarını da unutmamak gerekir. Bundan sonraki aşamalarda ise Mike Oldfield, Giorgio Moroder, Hans Zimmer, Yellow Magic Orchestra ve Patrick O’Hearn ile birlikte devam eder. Beatles üyesi George Harrison’ın “Electronic Sound” deneysel albümü Moog modüler ses sisteminde yer almış ilaveten Abbey Road albümünde de kullanılmıştır. 1980’lerin başından itibaren MTV’nin de etkin pazarlama katkısıyla 1980’lerin başından itibaren Thriller (Michael Boddicker /Anthony Marinelli) albümü, Arif Mardin (Bette Midler/Chaka Khan), Steve Porcaro (TOTO), Tom Coster(Santana) albümleri ve synth-pop tarzında Trevor Horn (The Buggles), Thomas Dolby, Human League, The Orb, Daft Punk, Depeche Mode, Vince Clark, Aphex Twin, A Flock of Seagulls, Alphaville, Icehouse, Modern Talking, Duran Duran, Eurythmics, Petshop Boys, James Newton Howard, A-HA, Yazoo, Enigma, Tubeway Army ve Falco öne çıkarlar. Bu sanatçı ve grupların albümlerindeki sesler çok başarılı olup bugün de aranılır hale gelmiştir.
Progressive-rock alanında ELP grubundan Keith Emerson ‘Tarkus’ adlı albümü, Rick Wakeman, The Who, John Lord, Richard Tandy (ELO), Tony Banks (Genesis), Geddy Lee (Rush) görmekteyiz. Sentezleyicilerin aşırı kullanılmaları ve aşırı prodüksiyon kayıt tekniklerinden dolayı bazı grupların albümlerinde besteler güzel olsa bile müziği öldürdüğü de bilinmekte ve sert eleştirilere maruz kalmıştır.
Sinema ve TV dizilerinde film müzik yapımlarında ise dikkati çekenler özellikle Hans Zimmer, Vangelis ‘Chariot’s of Fire’, ‘Blade Runner’, ‘Conquest of Paradise’, Giorgio Moroder ‘Flashdance’ albümlerinde ve Michael Boddicker’in ‘The Magic Egg’ çalışmasında büyük orkestralara gerek kalmadan seslerin elektronik olarak yapılabileceğini kanıtlamışlardır. Bundan sonraki aşamalarda yapımlar da Daft Punk ‘Tron Legacy’, Ludwig Göransson ‘Tenet’, Cliff Martinez “Drive”, Michael Trent Reznor/Atticus Ross “The Social Network”, Jan Hammer ‘Miami Vice’, Stu Philips ‘Knight Rider’, Sylvester Levay ‘Airwolf’ ve Michel Colombier/Larry Carlton ‘Against All Odds’ etkin rol oynarlar. Böylece adı geçen tüm sanatçılar ve gruplar kendilerine özgün müziklerin oluşturmasını ve bu seslerle halen günümüzde de anılmasını sağlamıştır.
Deneysel ses tasarımları yapan araştırmacı iki Türk elektronik müzik kompozitörleri Bülent Arel ve İlhan Mimaroğlu isimler dünya müzik tarihinde elektronik müziğin öncüleri arasında görmekteyiz. Yabancı öncüler arasında; Pril Smiley, Otto Luening, Mario Davidovsky ve Vladimir Ussachevsky , ‘Sisters with Transistors’ belgeselinde ise Clara Rockmore , Daphne Oram, Bebe Barron, Pauline Oliveros, Delia Derbyshire, Alice Shields, Maryanne Amacher, Eliane Radigue, Suzanne Ciani ve Laurie Spiegel’e yer verilir.
Jurassic dönemine ait denilse de modüler sentezleyiciler modası geçmemiş ve bugün de üretimi devam etmekte olup; Suzanne Ciani, Ian Boddy diğer sanatçılar tarafından kullanılmaktadır. Suzanne Ciani’nin diğer sentezleyicilerle birlikte ‘Buchla Concerts’, ‘Seven Waves’, ‘The Velocity of Love’, Ian Boddie yeni nesil modüler sentezleyiciler kullanarak ‘Tone Science’, ‘Caged’, ‘Transmissions’, ‘Doppel Ganger’, ‘Coil’ albümlerini yapmıştır. Bazı üreticiler yarı-modüler sistemleri de üretimlerine dahil etmiştir. Türkiye’de ses tasarım ve sentezleyici kullanımı konusunda günümüzde Türkiye’de ise ilk defa Barış Manço’nun albümlerinde özellikle “Dönence”, “2. Yolculuk 2024/ 3.Yolculuk 2025” sentezleyiciler dikkati çeker.

Ses tasarımlarında ve konsept albümlerde Can Atilla, Murat Ses, Gökçen Kaynatan ve Metin Alatlı’yı görmekteyiz. Bununla beraber piyanist ve besteci Tuluyhan Uğurlu “Dünya Başkenti İstanbul” ve “Akdeniz” albümlerinde sentezleyicilere yer vermiştir. Modüler sentez tekniklerinde ise Tunç Çakır’ı sayabiliriz.
Türkiye’de referans olarak MİAM (Dr. Erol Üçer İleri Müzik Araştırmalar Merkezi) çok önemli yer tutar.
Buraya kadar olan değerlendirmemizde tüm müzisyenlerin başarıları sadece ses tasarımlarıyla sınırlı kalmayıp cihazların nasıl kullanıldığı ile ilgilidir. Süreç tarihsel olarak nasıl gelişti. Burada sadece birkaç önemli noktaya değinilmiştir.
Heterodyne Vakumlu tüpler

1915 -1930 senesi aralığında başlayan süreçde; farklı sentezleyiciler üzerinde çalışılsa da bu yazıda bilgi amaçlı olarak bazı sistemlerden bu dönemlere ait sadece iki cihazdan bahsedilmektedir. Radyo teknolojisinde kullanılan vakumlu tüp heterodyning etkisi biribirine benzer iki yüksek radyo frekanslı ses dalgasının değişken frekanslarının birleştirilmesi ve daha düşük seviyede bu iki frekansın farklılığını vererek işitilebilir frekanslar yaratılmıştır (20 Hz – 20,000 Hz).

1917 senesinde Theremin günümüz müziğinde yerini korumakta ve üretilmektedir. Bu ilginç ve çalınması çok zor olan enstrüman Rus fizikçi Leon Theremin tarafından icat edilmiş; elektromanyetik dalgalar dikey anten ile yatay anten (ses yüksekliği bu anten tarafından yapılır) arasında sanatçının el ve parmaklar hiçbir yere değmeden dolaştırılarak pitch dediğimiz notalar ve bunlarında ses yükselteci üzerinden müzik üretimi gerçekleşmektedir. Her bir anten; düzlem içerisinde yarım kapasitif bölgeyi tanımlar. El gezdirilerken kapasitif etkinlik sistem içerisinde yer alan sinyaller ses osilatörlerine yollanır ve ses üretilir.
Halen aile üyesi Paul Theremin bu cihazla ilgili konser ve söyleşilere katılmakta olup Türk piyanist Anjelika Akbar ile Ankara ve İstanbul’da konserler vermiştir. Ayrıca Fazıl Say, Carolina Eyck ile birlikte konserlerinde bu enstrümanı kullanmıştır. 1930 senesinde Freidrich Trautwein ‘The Trautonium’ thyratron vakum tüplü sentezleyici dikkati çeker. Bu cihazın özelliği komplex dalga (sawtooth) formundan rezonant filtre serisini kullanarak harmonikleri (tonları) eleyerek belirgin ses tonlarını yaratmak amacıyla subtractive sentezleme yöntemini kullanır. Buradaki en önemli kısımlardan biri de klavyeden sesin kontrolü yapılabilmesiydi. Günümüzde subtractive sentezleme yöntemi modern sentezleyicilerde de kullanılmaktadır.
1957 yılında Bell Laboratuvarlarında ise bilgisayarlı müzik için programlama dili IBM 704 üzerinde Max Mathews tarafından geliştirilerek doğrudan sentezleyici metoduyla digital odyo ses dalga şekilleri üretmiştir. 1960’ların başında Entegre devrelerin gündeme gelmesiyle enstrüman tasarımcıları Harald Bode, Robert Moog, Donald Buchla güvenilir kolay kullanımlı popüler olan elektronik cihazların üretilmesi sağlanmıştır. 1965 senesinde Fizik mühendisi Robert Moog tarafından geliştirilen Moog Analog Modüler sentezleyicide sesin yaratılmasında bu modüller arasında kablolu bağlantılar kurularak ses üretimi yapılmaktaydı. Böylece, sentezleyiciler ses tasarımlarında kullanılmaya başlar. Moog sentezleyicilerde herhangi bir ses yoktur. Bir bütünü oluşturan modüller birlikte kullanılmaya başladığında sanki organizma gibi hayat bulur. Her bir modülde sinyal kontrol ayarları olup ses sisteminin organı gibi hareket ederler. Biri olmadan diğerleri de elektrik sinyali akış yolunda devreye girmeyip istenilen ses üretilemeyecektir. Ses yaratımı ve tasarımı sanatçının modüller arasında bağlantılarına/ sinyalin akışına ve yaratıcılığına dayanır. Yaratılan ses daha sonra ikinci defa kullanılması amacıyla modüller arası bağlantılar patchwork yapıları yazılı olarak şematik olarak not edilirdi. 1969 senesinde EMS VCS3 portatif sentezleyici piyasaya sunulmuştur. Bu cihaz Pink Floyd’un “Obscured by Clouds” albümü, The Who tarafından günümüzde ise Jean Michel Jarre ve Ian Boddy tarafından kullanılmıştır.
1977- 1980 arasında seslerin depolanabildiği hafızalı ilk Prophet -5 sentezleyicisi, Oberheim serisi ve müzik endüstrisinde ikonik enstrüman Yamaha CS 80 ise tam analog devreleri sisteminde barındırarak Vangelis’in müzik yapıtlarında yerini almıştır. Bugün halen bu sentezleyiciler ses kalitesi ve kontrolü açısından vazgeçilmezdir. 1979 senesiyle birlikte müzik ses tasarım sektöründe çeşitli analog sentezleyicileri görmekteyiz. 1980’li yıllara gelindiğinde fiyatsal olarak ulaşılabilir olması açısından özellikle Japon firmaları Roland Jupiter ve Juno serilerini ve Korg Poly serisini piyasaya sunmuşlardır. Halen bu sentezleyicilerin sesleri aranılır durumdadır.
Ses tasarımlarında basitçe nereden başlayacağız? Elimizdeki ekipmanların özelliklerini dikkate alarak aşağıda önde gelen ses parametrelerinden bahsetmeden geçemeyiz.

Ses tasarım parametrelerinin resim sanatı yağlı boya paletine benzetilmesi
Yukarıdaki palette ve aşağıdaki analog sentezleyici panel örneğinde okuyuculara bilgi vermesi amacıyla ses üretme ve şekillendirme parametreleri cihazın üzerindeki panelde yer alırlar OSC(osilatör), VCF(Filtre), VCA, zarflar (envelopes), ve ses modülasyon düzenleyicileridir.

Osilatörler: Temel ses dalgalarını üreten bileşenlerdir. Genellikle sinüs, kare, sawtooth, üçgen ve diğer dalga şekillerini üretebilirler. Üreticilere göre değişiklikler gösterir. Osilatörleri bir gitar veya piyano teline vurulduğunda titreşim yaratan gibi düşünerek bu titreşimlerin sound boardları üzerinden işitilebilir seviye dönüştürür. Benzer şekilde yapay olarak elektronik ortamda yapılmaktadır. Cihaz üzerinde bulunan osilatörlerde üretilen ses dalgalarıyla birlikte harmonik içerikleri de düzenlenmektedir. Osilatörlerin sayısı sisteminizin kaç sesli olacağını belirler. Sentezleyicimizin polifonik, monofonik veya parafonik olması üreticilerin tasarımlarına göre belirlenmektedir. Her bir notaya (ses) ayrı ayrı tanımlanır ve polifonik ses üretimi sağlanır. Tuşlara aynı anda veya farklı sürelerde basmamızda seslerin birbirinde bağımsız olarak duyulması sağlanır.
Zarflar (Envelopes): Şarkı söylendiğinde veya herhangi bir akustik enstrüman çalındığında ses fiziki ortamda zamana bağlı olarak artar, sönümlenir , devam eder ve sonlanır. Buna sesin zarflanması modelidir. Osilatörlerden elde edilen dalgaların bu devreye aktarımı gerekmektedir. Her zarf parametre süreleri ayarlanabilmektedir. Genellikle tuşa dokunuşla birlikte sesin tanımlı süre içinde cevap vermesi (Attack), azalma (Decay), sürdürme (Sustain), ve bırakma (Release) toplamda ADSR zarfı olarak tanımlanır. Bu zarflama tekniği aynı zamanda ses şekillendirmesi için ilk basamaktır. Örneğin piyano veya keman zarflamaları arasında fark vardır.

Filtreler: Ses tasarımında basamaklarından biridir. Filtreler ses sinyal frekansı süzgeçi olarak görev yaparlar. Filtre istenilen kesme frekansına (cut-off) ayarlanarak istenen frekansın altında kalan sinyal harmoniklerinin filtreden geçmesini ve kesme frekansının üstünde yer alan sinyal harmoniklerinin bloklanması sağlanır. Bu işlem sesin tonalitesine ve tınısına (timbre) çok etki eder. Aşağıdaki şekilde kesme frekansı maksimuma getirilirse filtre tüm harmonikleri geçirerek ses daha parlak olacaktır. Farklı filtre uygulamaları da vardır. Tercih edilen enstrümanlara göre ilave olarak bulunmaktadır.
Rezonans ise kullanılan filtrenin özelliğine göre frekanslar belirgin hale getirilerek üretilen harmoniklerin keskinliğinin tanımlanmasını sağlar.Dikkatli kullanılması gereken parametredir.

VCA (Voltaj Kontrollü Amplifikatör): Bu parametre yaratılan sesin iletilmesinde ve zarflarla birlikte ses yüksekliğinin ayarlanmasında kapı görevi yapmaktadır. Bir tuşa basmak ile diğer tuşa basmak arasında geçen süreyi tanımlayarak sesin tuşa basıldığından itibaren diğer notanın çalınmasına kadar devam etmesine neden olur.

Modülasyon üreteci: Ses parametrelerini dinamik olarak değiştirmek için kullanılırlar. Örneğin, düşük frekansda osilatörün ve filtre parametresini modülasyonu için kullanılırlar. Müzisyen tarafından cihaz üzerinde bulunan modülasyon tekerlekleri veya joy-stick kullanarak yapar.
Ses tasarımında sinyal akışlar örneği:

Ses tasarımında MIDI ( Musical Instrument Diğital Interface):
Zengin ses ve karmaşık ses tasarımları için farklı üreticiler tarafında geliştirilen enstrümanların kendi aralarında haberleşmesi için ortak MIDI (Musical Instrument digital Interface) protokolü kullanılmaktadır.

Müzik dünyasına damga vuran sentezleyicilerden bazıları;
Digital FM Algoritma Sentezleyici ve CS-80 Analog Sentezleyici

Üst düzey sentezleyicilerden bazıları

Bundan sonra hangi adımları atacağız?
Yukarıda belirtilen analog ve digital teknoloji ekipmanlarının üretimden kalkması ve ikinci ellerin bulunabilmesi durumunda; astronomik rakamlarda piyasa değeri ve bakım maliyetlerinden dolayı ulaşılması zor olacaktır. Müzik teknolojilerine ilgi duyanlar için bütçe durumunuza bağlı olarak başlangıç seviyesi ev stüdyosu kurulabilmektedir. Müzik tarzınız ne olursa olsun tanımlamalar ve ihtiyaçlar çok önemlidir. Ev stüdyolarınızda profesyonel kayıtlar gerçekleştirebilirsiniz.
Ses kaynakları : Piyasada geniş yelpazade yeni nesil hardware/klonlanmış, butik sentezleyiciler, modüler /yarı modüler, sanal sentezleyiciler ve halen sesleri çok beğenilen eski cihazların sanal modellemeleri yer alır. Sanal kaynaklarda Synthmaster, Arturia, U-He, UVI gibi yazılımları inceleyebilirsiniz. Detaylı bilgiler müzik ekipmanları satan piyasada adı geçen mağazalardaki satış danışmanlarından destek alınmalıdır.
Bilgisayarlar: Müzik prodüksiyonu için çok güçlü bilgisayara ihtiyaç vardır. İşletim sistemi, hızlı iş akışı için hızlı CPU , çekirdek sayısı, yüksek RAM, yüksek SSD kapasitesi ve çevre birimlerine ihtiyaç duyulur.
Harici Ses Kartları : Gerek seslerin DAW üzerine kayıtlarda ve kayıtların dinlenmesinde bu ses kartlarına ihtiyaç vardır. Ses kartları sayesinde kullanılacak referans monitör ve kulaklıklarından müzik çalışmanız dinlemekle kalmayıp, harici MIDI özelliği bulunan müzik ve diğer ses kaynaklarının bağlanmasını sağlamaktadır.
Ses izleme /dinleme ekipmanları: Kayıtları dinlemek ve miks yapmak için kaliteli kulaklık veya aktif monitör hoparlörlere ihtiyaç duyulur. Buradaki amaç raw olarak mikslenmiş sesin stüdyo kalitesinde nasıl çıktığı, düzenlenmesi kontrol edilir. Bu işlemler için referans monitörlere (HiFi hoparlörler değillerdir) ve kulaklıklara gerek duyulur. Çalışmalar profesyonel nitelik taşıyacaksa referans hoparlörler uygun açılarda yerleştirilir ve dinleme ortamının da duvar, pencere ve tavanların akustik olarak düzenlenmesi gerekir.
MIDI Klavye: Kontrol amaçlı klavyelerde sesler yoktur. Sadece sanal enstrümanlarla veya MIDI destekli yazılımlarla müzik oluşturmak için MIDI protokolü kapsamında kullanılır. Seçilen klavyenin klavye tuşu dokunuş hassasiyeti de göz önünde bulundurulabilir. MIDI klavyelerde hem USB çıkış bazı klavyelerde ise ek olarak 5-pin MIDI giriş ve çıkışları bulunur. Piyasada çeşitli markaların kullanım amacına uygun olarak klavyeler mevcuttur. Dinamik kullanım alanı için çeşitli oktav klavye seçeneklerini inceleyebilirsiniz. Digital Ses İş istasyonu (DAW): Müziğinizi çok kanallı kaydetmek, düzenlemek, mikslemek için mutlaka bir DAW yazılımı kullanmanız gerekecektir. Ableton Live, Studio One, Logic Pro, Pro Tools, FL Studio ve Reaper gibi yazılımlar arasından seçebilirsiniz. Seçeceğiniz tek bir DAW’a odaklanmakta fayda var. Burada işletim sistemi önemlidir.
Ses efekt (SFX) Kullanımı: Bilgisayar iş istasyonlarında Sfx sanal plug-in kullanılabilir. Bu efekt cihazları DAW iş istasyonlarında hangisinin nerede ve nasıl kullanılması gerektiği bilinmelidir.
Mikrofonlar: Enstrümanların, vokallerin veya diğer ses kaynaklarının kaydedilmesi ve ses tasarımlarında mikrofonların özellikleri ve mikrofonlama tekniği öne çıkar.
Mastering: Bir müziğin piyasaya sunulmadan önceki stüdyodaki son durağıdır. Bu işlemde plak, CD veya diğer ses ortamlarında duyduğumuz kaliteye çevrilmesidir. İşin uzmanları tarafından yapılır .
Her çeşit müzik türünü takip etmekte fayda var. Kullanılan müzik enstrümanlarının neler olduğunu , ses yaratma ve çalma tekniklerine dikkat edin. Seslerin kayıt kalitelerini takip edin. Temel müzik teorisi, armoni ve enstrüman çalma becerilerini öğrenmek artı sağlayacaktır.
Diğer öneriler ise; Her sene Aralık ayında düzenlenen ödüllü “Halıcı Bilgisayarla Beste Yarışmasına” web sayfasından duyuruları ve yarışmacıların çalışmalarını izleyebilirsiniz.


Bir Cevap Bırakın