Çember serisi, özne ile mekân arasındaki ilişkinin kırılganlığı, süreksizliği ve yönsüzleşmesi üzerine kurulu bir düşünsel alan açar. Bu bağlamda figür, temsili bir bütünlük olmaktan çıkar; yönelim, yerleşme ve konumlanma süreçleri içinde sürekli ertelenen bir oluş hâline gelir. Kimlik burada sabit bir öz değil, dağılma ve yeniden kurulamama ihtimaliyle tanımlanan akışkan bir yapıdır. Eserlerde görülen...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
İNSANA DAİR ÇOK ŞEY YAHUT MAVİDEN-DENİZ GÜZELDİR: VECDİ ÇIRACIOĞLU
“Ortalık mis gibi hayat koktu.” Edebiyattan beklentinin son derecede düşük seyrettiği yıllar yaşıyoruz. Estetik beklenti, insani beklenti, siyasal beklenti, yazınsal beklenti epey zamandır gerilere çekilmiş hatta özellikle itilmiş durumda. Nedenlerini daha önce çok yerde çok defa tartıştığımız için uzun uzun tekrara gerek yok. 12 Eylül yüzeyselleşmesi edebiyatı oyun, süs, bilmece-bulmaca seviyesine indirdiği için on...
‘Türk Sanatının Dört Ustası Gallery Duende’de Buluşuyor’
Türkiye’nin en önemli Sanatçılarından: Süleyman Saim Tekcan,Muzaffer Akyol, Ekrem Kahraman ve Mehmet Günyeli 4 Nisan da ilk defa Gallery Duende de buluşuyor. Küratör Emine Özkarslıoğlu tarafından düzenlenen bu özel sergi; Türkiye görsel sanatlar tarihine yön veren dört dev ismi aynı çatı altında buluşturan “USTALARDAN SEÇMELER” adı altında 4 Nisan – 4 Mayıs 2026 tarihleri arasında...
Çepo’nun yeni sergisi ‘Snowblind’ Zilberman İstanbul’da
İstiklal Caddesi’nde tarihi Sen Antuan kilisesini geçtikten sonra başınızı kaldırdığınız anda karşınıza çıkan o görkemli bina, 1910’ların başında Abbas Halim Paşa tarafından yaptırılan Mısır Apartmanı’dır. Art Nouveau detaylarıyla Beyoğlu’nun hafızasında yer etmiş bir yapı olan bu apartmanda bir dönem Mehmet Âkif Ersoy’un yaşamış olması da, binaya ayrı bir anlam katmakta. Merdivenlerinden çıkarken, geçmişin izleri ister...
Başkası: “Ekrandaki Ben”
“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Zırh gibi sertleşmiş sırtının üstünde yatmaktaydı ve başını biraz kaldırdığında bir kubbe gibi şişmiş, kahverengi, sertleşen kısımların oluşturduğu yay biçimi çizgilerle parsellere ayrılmış karnını görüyordu; karnının tepesindeki yorgan neredeyse tümüyle yere kaymak üzereydi ve tutunabileceği hiçbir nokta kalmamış gibiydi. Gövdesinin...
BİR ZARFIN HATIRLATTIKLARI: TAN GAZETESİ, AYDINLAR ve SESSİZ BİR BASKIN
Türk basın tarihinde bazı belgeler vardır ki, tek başlarına bir dönemin siyasal ve entelektüel iklimini anlatmaya yeter. Tan Gazetesi’ne ait bu zarf da, 1940’lı yılların Türkiye’sinde basın, siyaset ve aydınlar arasındaki gerilimli ilişkiyi somutlaştıran nadir tanıklıklardan biridir. Bir gazete zarfı üzerinden okunabilecek bu hikâye, yalnızca bir yayın organının değil, bir düşünce çevresinin ve bir entelektüel...
PERDE AÇILIRKEN: İNSANIN KENDİNE BAKIŞI
Sahne karanlıktır önce. Sonra bir ışık düşer. Bir yüzün üzerine, bir sözün kıyısına, bir susuşun derinliğine. Ve o an başlar tiyatro. İnsanın, kendine bakmaya cesaret ettiği anda. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, bir kutlamadan çok bir hatırlamadır. Unutulmuş olanın, bastırılmış olanın, ertelenmiş olanın yeniden sahneye çağrılmasıdır. Çünkü tiyatro; yalnızca bir sanat değil, insanın kendini, başkasını...
Yayınevi Emekçileri ve Dayanışma: Hangi Yayıncılar Birliği?
Sosyal medyada zaman zaman yayınevi emekçilerinin kötü koşullarını okuyoruz. En son Say Yayınları’nın çalışanları izleyen video kameraları ve kötü yemekleri okumuştum aynı mecrada. Başta çevirmenler olmak üzere editör ve idari personelin yaşadıkları sıkıntı yıllardır biliniyor. Burada hemen bir mazeretçi yorum da devreye giriyor kaçınılmaz olarak… Zaten okumayan bir ülkede yayınevleri ne yapsın? Ama kazın ayağı...
Anlatısal Bir Proje Olarak Demokrasi ve İç Sömürgecilik
Öncelikle bu yazının, sömürgeciliğin merkezi güçlerinin, kültürel ve ekonomik olarak yerel halk üzerindeki hâkimiyetini ve özdeşleşme biçimlerini ortaya koyan kavramsal bir aparata yaslandığını belirteyim. Kimlikçi fantezilere yönelen siyasal elitler ile yönetmek istedikleri toplumların gerçekliği arasında, giderek bir kültürel kopuş somutluk kazanıyor. Franz Fanon’a göre iktidar, yalnızca dışsal bir baskı değil, bireyin bedenine, zihnine ve duygularına...
GALERİLERİN SATIŞ İÇİN SANATÇILARIN ALGORİTMASINI OLUŞTURMASI
“Kim bu genç ressamlar ve bu galeriler?” diye soranlara cevap “Etrafındaki galerilerde çok satılan resimlerin sanatçılarına dikkatli bak, göreceksin!” olacaktır. Sanatçının en önemli özelliği teorik özgürlüğün hiçbir zaman olamayacağı bu dünyada kendi yarattığı özgün ve özgür iç dünyasında sürekli yaratıcılığını kullanarak eserlerini ortaya koyabilmesidir. Sanatçı her ne kadar iç dünyasında özgürlüğünü yaşasa da çevresinde onun...









