Salzburg düşle gerçek karışımı bir kent, görüntüsüyle siz günün her saatinde büyülüyor. Stefan Zweig Salzach kıyısında en verimli ve en mutlu yıllarını geçirmişti. Irmağa uzanan loş ve dar sokakların arnavutkaldırımı taşlarında ayak sesleri… Kürk mantolarına, lodenlerine bürünmüş insanlar lokantalara, tiyatrolara gidiyor. Mozart’ın, Zweig’ın, Bernhard’ın, Handke’nin kenti Salzburg’da akşam oluyor. Tarihi yapılar arasındaki daracık ortaçağ sokakları...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
Mehmet Sağbaş’ın Barbar Yeni Dünya’sı
Değersizliğin değersizliğini daha da görünür kıldıran bir betimleme ile başlar roman: Hatalı basılan bir kuruş. Barbar Yeni Dünya’nın girişindeki bu metafor, kitabın içeriğinde yaşanmışlıklara yapılan göndermedir. İnsanın insana ettiğine gönderme… Erki isteyenlerin kimlik/vicdan yitimine uğradığı, dehşetin kanla büyüdüğü coğrafyalar ve bu coğrafyaların yıkımı. Hırslara tanıklık eden romanda, günümüz gerçeği olarak vurgulanacak bir zaman gönderimi ya...
DOĞU KAPISINI ARALARKEN
(Metin Kaygalak Şiirinde Teoloji ve Masalsılık) “ Dokunacağız kirpiklerimizle Kehribar eskisi sakallarına O yaşlı Doğu’nun” (Kahhar Vaftizcinin Şarkısı – M.K.) Dili; varlığın evi olarak görür Heidegger. Dil ne gibi kusurlar içeriyor olursa olsun, sunduğu anlam kodları ile düşünceyi tek düze olmaktan kurtarıp onu boyutlandırır. Üç boyutlu görülen bir nesne gibi daha hayatlı kılar. İmgeyle beraber...
ERIK SATIE: Pek sıradan olmayan bir hayat
Erik Satie’nin Gymnopédie No 1’i popüler bir klasik olabilir fakat büyüleyici ve eksantrik Fransız bestecide çok, çok daha fazlası var. Sinemacılar Erik Satie’nin hayatıyla ilgili bir püf noktasını gözden kaçırmıştır. Biyografik bir film neredeyse her şeyi barındıracaktı: erken başarısızlığı ve anlaşılmazlığının hayatının son döneminde gelen şöhrete yol açtığı yetenekli ama garip bir adamın heyecanlandırıcı hikâyesi;...
Ölmüş Roman Kahramanı Arkasından Konuşulmaz
Truva Savaşına İthaka Kralı Odysseus’un zoraki katıldığını biliyoruz. Onu savaşa çağırmaya gelen diğer Yunan krallarına, deli numarası yapıp kendisini azletmelerini dahi tasarlamıştı zeki ve kurnaz Odysseus. Ama ya bütün bunlar gerçek değildiyse! Odysseus yoksa ayak direyerek gidiyormuş gibi davrandığı bu savaşı karısından kaçmak, uzaklaşmak için sonradan bir fırsat mı saymıştı? Homerik kahramanımız Odysseus için soruyu...
Mayakovski’ye Son Mektup…
Hepinize!.. İşte ölüyorum. Kimseyi suçlamayın bundan ötürü. Hele dedi- kodudan, unutmayın ki, merhum nefret ederdi. Anacığım, kardeşlerim, yoldaşlarım! Bağışlayın beni. İş değil bu, biliyorum (kimseye de öğütlemem),ama benim için başka bir çı- kar yol kalmamıştı. Lili, beni sev. Hükümet Yoldaş! Ailem : Lili Brik, anam, kız kardeşlerim ve Veronika Vitoldovna Polonkaya’ dan ibarettir. Yaşamlarını sağlar-...
İlhan Beyin Azmi’si
Eskiden gazeteler yılbaşında kahkahası mürekkebinde kurumamış taze fıkralar peşine düşerdi. Şimdiki gazetelerin buna pek umur ettiğini sanmam. Ekdergi bir gazete değilse de eksiği nedir, fazlası vardır; haberse haber, yazıysa yazı! Ben kendiliğimden kendime iş çıkartıp bu yılbaşına bir şey yazayım istedim, lakin gel gör ki, yazayım diye aklıma gelenlerden ben de pek memnun kalmadım; aldı...
HUZURSUZ METİN(LER)DEN BAHSEDİYORUM!
Anlam heykeltıraşlığı ne demek? Her sözcüğe neden törenle elbise biçilir ve yine biçilen elbise onu takip eden bir törenle giyilir? Bildiğimiz “normal” kavramı ne kadar sağlıklı, diğer ifadeyle, ne kadar doğallığını yitirmemişliğin aynası ya da mayası? V e daha birçok soru… Türkçenin odalarını karış karış dolaşıp o odalardan soru numunelerini alır… Aldığı bu soruları önce...
HALILARI “OKUMAK”
Sizleri bilmem ama bana -genelde bayram ziyaretlerinde- sıklıkla olurdu. Yıl boyunca görmediğiniz, dolayısıyla aranızda samimiyet bulunmayan akraba ya da tanıdık ziyaretlerine giderken ayaklarınız ilerlemek istemez, anne baba zoruyla gidersiniz. Ziyaret edilecek eve vardığınızda içerideki kalabalığın sesini duyunca ve kapı önündeki ayakkabıları görünce bacaklarınız geri geri koşmaya can atar, endişe artar. Kapı açılınca zoraki bir selamdan...
KARŞILIKLI KONUKLUK
“Sana tuhaf bulacağın bir şey söyleyeceğim. Büyüyünce ne olacağımı hala bilmiyorum, buna ne dersin?” Ahmet Önel’in Konumlandırmalar metni, seçilen başlıkla da bağlantılı olarak, kişinin kendini, çevresini, ilişkilerini, soru işaretlerini, geçmişini, bugününü, kısacası hayatını konumlandırma çabasını konu alan kısa hikâyelerden oluşuyor. Bu kısa hikâyeler, kimi duyguların ve durumların hızlıca resmini çizen özlü bir üslûp taşıyor. Tiyatro,...









