Hepi topu kırmızı bir çakmak! Dışarı çıksan; herhangi birinde, tekel büfede, sokakta, satıcı çocukta… bulabileceğim herhangi kırmızı bir çakmak. Bu öylesine değil ama, öylesine değil bu, değil bu öylesine. Bir daha aynısını bulamayacğım bir şey bu. Bir daha asla bende bir şey unutmayacak olmanı hatırlatan, yanmayan çakmak. Bende unutup yokluğunun asla farkına varmayacağın,tıpkı artık yokluğumu...
Son Yazılar:
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Kategori: Litera
Adnan Bey ve Ulus Devlete Giden Yol
“… Bir tek adamın devlet olduğu memleketlerde küçük evlerin kapısında gece ve polis hizmetçi Şefika için de korkunçtur” Üç İstanbul- Midhat Cemal Kuntay. Benzer fikirlere sahip olduğum insanların olduğu meclislerde tartışma öncesi meşhur bir girizgah cümlesi var şöyle deriz;” Kendime ilk defa ne zaman Türk dediğimi pek hatırlamıyorum” Bu söz, bütünleştiği insanın artık öldüğünü kabul...
Yaban (Şiir)
Dudaklarının yarasından büyüyorum bu bahar Öpsen kanayacağım gamzelerine Katlanmıyor ek yerlerinden yaşam haritaları Kendinden daha kırık bir gül taşıyor kuvars Çok ağlamaktan konuşamadığımız doğrudur Çok sevildiğimizden bütün yalnızlığımız Acıyla hemcins bir aşk yaşayacağız, avuntu zarflarla Sona kalan çizik, kaybolan gövdenin hikâyesi Bakışım, baş başa kaldığımız bir elmasın üzerinde Keskinleşiyoruz; gençlik gibi çıplak! Kırdığım yakamozlar bekliyor...
W.B. Bayrıl: Şairin Dünyasında Tinsel Yakarış
W.B. Bayrıl Şiirinde Postmodern Tefekkür ve Tahammüller Işığında Bir Arkeolojik deneme Vural Bahadır Bayrıl son yazdığı şiir kitabı “Elmas Sıkıntı”sıyla birlikte isminin ilk harfini değiştirerek “W. B. Bayrıl” kullanmış ve bazı çevrelerce ölçüsüz denilebilecek eleştirilere muhatap kılınmıştı. Oysa bu tercih bir ironi olduğu kadar sanırım bir tavrı da içeriyordu. İroni; “büyük şairlerin” yalnız Batı’yla sınırlı...
UMUT VE UMUTSUZLUĞA DAİR
Özgürlük, refah ve huzura dair duygularımızın köreldiği, koyu bir karamsarlığın, umutsuzluğun çöreklendiği günlerde, hiç inanmasak da karanlık günlerin bitişine dair bir umut ışığının parlayışını görmek isteriz. Tamamen kaotik bir siyasal ve toplumsal sistemin içine nasıl olacaksa olsun, yine de şansın sızmış olmasını dileriz. Doğanın ve fizik yasalarının katı determinizminin siyasal ve ideolojik dönüşümü hep tarihin...
BİRLEŞİK-EL YAZISI / Bir Hukuk Adamının Hikâyesi (ŞİİR)
Anesu Sergeant’in anısına 1. Benim oğlum bir yazar, hayhay, ama bana yazmaz zavallı yaşlı annesine. Ölmüş bile olabilirdim şu yirmi sene içinde, bu kemik beyazı koltukta otururken. Polisiye roman. Suç kazandırıyor, anne, demişti. Sadece kitaplarda. Hayattaysa üstüne iki kat daha ödersin, bahisi kapatamaz, günahtan arınamazsın. Yanlış yaptım oğlana, Ollie, Oliver. Oliver Robson. Duymuş muydun...
BİLGE
Kişiler: SOKRATES. ALKİBİADES Yer: Atina’da bir sokak. Sokrates’in evinin önü, daha sonra pazaryeri. (Sokrates’le Alkibiades evden uzaklaşırken Ksantip pencerden onlara sövüp saymaktadır. Biraz sonra pazaryerinde bir köylü karısı). ALKİBİADES – Ey Sokrates sana her vakit evlendiğin karınla aranın nasıl olduğunu sormak istiyordum. Çünkü geniş görüşlü ve bilge bir adam olduğuna göre, gençliğinde başkasını değil de...
Gri ve Turuncu (Şiir)
“ Dostum Diego Espinosa’ya.. ” I Sana bir şarkı gönderiyorum gri bir şarkı Sakın dinleme adamım bil yeter.. Kalbimdeki tüm acıları gönderiyorum sana Cam kırığı gibi hayatları ve yaralayıcı anıları da… Pandora’nın Kutusu gibidir şarkım sakın açma.. Sana bir tren gönderiyorum gri ve yaşlı bir tren Kapılarını sımsıkı kapattım adamım sakın açma.. Asit yağmurlarıyla...
PAUL NIZAN’LA RANDEVU
Geçenlerde Haydar Ali Albayrak’tan bir haber geldi, Paul Nizan üzerine, daha doğrusu Paul Nizan’ın romanı Fesat – La Conspiration üzerine bir yazı yazmış. “Okuyabilirsen tartışalım,” diyor. “… yurdumuzda şu ana değin yalnızca üç baskısı yapılan Fesat’ın bu kadar az ilgi görmesi dikkatimi çekti,” diye yazmış Albayrak. Üç baskı mı yapmış? İyiymiş. Sonra diyor ki, “Fesat denince akla Dostoyevski’nin...









