Bisiklet dediğin iki teker bir pedal, bir yağlı zincir, kaynakla çatılmış içi delikli üç boru, bir sele, bir gidon değildir. Bu tarife sığmayacak kadar ciddiye alınmalıdır, zira bisiklet insanı tamamlayan bir parçadır; mütemmimi cüz dedikleri şey… Bisiklet, insan için güven ve dengedir… Hazerfan Çelebi’ nin kanatlanıp havada uçmaya kalkışması bir büyük cesaret ve azıcık da...
Son Yazılar:
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Kategori: Litera
bir gece masalı (şiir)
yükselen sularda boğulmakta son denizci taşıdığım bu yük belki de acizlik gecenin uzunluğu ölçülür rüyaların berraklığıyla şiddetli yağmurlar uyandırır beni kaderimden durmuş bir saat kulesi özlem dolu içim su ağlar ben bu ateşte yandıkça labirent olur rüyalar ve eşlik eder yanıp sönen ışıklar sonunda meydanlar boşalır ki ölümün sesi gibidir göz kırpışlarım Zeynep Yasmin 1999’da,...
Mezarcılar (Şiir)
Öfkeyle kazıyor kazmacı çabuk çabuk. Korkuyor Ay’dan, çukura vuran gölgesinden. Öldük kurtulamadık şu hayattan… Gizlice gömülecekmiş büyük büyük bir adam. Fısıltıyla söylüyor ilahisini: Korkma günden geceden Rüzgâr geçer can kafesinden Aşkından tanır seni toprak Sorma kim sağ iken ölen. Yetişemiyor cılız kürekçi. Çukurda dağ oldu toprak. Titriyor kolları, dizleri çözük. Çıkmamıştı yaşarken de yerin altından....
Burhan Arpad: Kaleminin gücüyle ayakta kaldı….
Beyoğlu’ndaki Melek Sineması’nda 1934 yılında gösterilen “Kadınlara İnanmam” adlı film babam Burhan Arpad’ın yaşamında çok önemli bir rol oynamıştır. O günlerden ilerde şöyle söz eder: “Dönemin ünlü tenorlarından Viyanalı opera sanatçısı Richard Tauber’in sözle anlatılamayacak denli etkili sesi ve Almancası büyülemişti beni. Alman diline vurulmuştum. O yıl hemen Almanca öğrenmeye başladım. Haftada iki akşam Alman...
Asla Gelmeyecek Elimden (Şiir)
Claude Roy’dan Bir Şiir: Asla Gelmeyecek Elimden Mahir Ergun Claude Roy; 1915’te Paris’te doğar, sonra Güneybatı Fransa’da bulunan Jarnac vilayetine taşınır. Gençliği burada, daha sonra Fransa cumhurbaşkanı olacak olan François Mitterand’la birlikte geçer. Yirmi yaşına geldiğinde hukuk okumak için Paris’e döndüğünde burada kralcı faşistlerden ve yayınları l’Action française’den etkilenir, onlarla birlikte hareket etmeye, gençlik organları...
Çerçi (Öykü)
Aniden karanlığı yaran bir ışık gibi köyün ortasından bir çığlık yükseldi. Avazı çıktığınca “Geliyor… Geliyor…” diye bağıran Fato Kadın, sebebi anlaşılmayan bir sevinç başlattı. Topraktan, derme çatma evlerinin içinde hareketlenen kadınlar bir anda kilerlerindeki, sandıklarındaki eşyaları karıştırıp, takas edebilecekleri yağ, peynir, lor ve değer biçilecek eşyalarını ortaya çıkarıp bir an önce köy meydanına ulaşma savaşına...
OLAY UFKU (ŞİİR)
Hep geceye dümen kırdı ışık ve su yeşili beni benden yollara uğurlayan kaderim dalıp gittim alacasına titreşen neonlar mı hayalet yıldızlarda bilemedim bilemezdim boşluğundan arda kalanın yürek burkan bir inmenin böyle sunturlusunu toprağım çekildi köklerim açıkta sanki yüzlerce fener asılmış da dallarına terk edilmiş bir ağaç gibiyim. Güzel bir geceydi çok eski zamanda geçti hayatımdan...
SİS: QUARTER 2 (ÖYKÜ)
Her günü sislidir yılın bu zamanı. Öyle ki vakit öğlene varana kadar göz gözü görmez. Tanıdıksan kent sana yüzünü gösterir sabahları, eğer yabancıysan vay haline. Yuvarlak çehresinde seni savurur durur. Başladığın yere gelirsin de ayırdına varamazsın. Şanslıysan, ancak aynı insanları tekrar gördüğünde anlarsın aynı yerden birkaç kez geçtiğini, o kanal kenarından, o sis içinden. Hadi...
tabut buzluk (Şiir)
ne çıkar artık, öpse başkaları yavrusun gayba vermiş ananın gözlerinden? delik deşik evlerde bodrumlarında Şarkımızın melodisi mırıldanılsa yine yarın. ne çıkar? sokaklarda kuş sessiz ateşlerle harlanan bir coğrafya boyu – yüzölçümü kaç keder? – nisyandan bu atlasta yıkılan her fırsatta evlerden bebek sesleri gelse de “yarını var” mı demektir şimdi bu? ne çıkar? ...
Reisicumhur Gelecek (Öykü)
Muhtar, “Teyyare gelmedi”, dedi, “Neler oldu kim bilir! Belki yarın gelir, yarın gelirse akşamdan Bekçi Ramo herkese haber verir, toplanırız.” Kuş uçsa herkesin güzü gökyüzüne dönüyordu, “teyyareyi” bekliyorlardı. Neredeyse yirmi gün olmuştu gelmeyeli. Baş şehirde neler olmuştu, reisicumhur neler demişti merak konusuydu. Bir sabahın seherinde teyyare sesi kör bir çığlık gibi yankılandı. Çocuklar yataklarından fırlayıp...









