Siyahlara bürünmüş bir kadın, soğuk eylül gecelerine aldırmadan, karanlık çökmeye başlayınca her gün okulun yüz metre güneyinde kalan harabe evin bahçe duvarının dibine siniyordu. İçindeki derin acıyı dindirmek için duyduğu çığlıkları dinleyerek gözyaşı döküyordu. Yine o siyahlara bürünmüş kadın; bir akşamüzeri söylene söylene, beddua ede ede, içten içe ağlaya ağlaya, o duvara doğru yürürken kapı...
Son Yazılar:
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Ana Sayfa
Metin Aksoy
Yazar: Metin Aksoy
Kasaba (Öykü)
Lütfiye Kadın yüzlerce kilometre uzakta büyük bir şehirde öğretmen olan oğlunu görmeye giderken arkasından dualar edilmiş, soğuk sular dökülmüş, selametle git selametle gel dilekleriyle uğurlanmıştı. Bir ay sonra geri geldiğinde de sanki hacdan gelmiş gibi hoş geldin yarışına girmişlerdi kasabalılar. Aslında Lütfiye Kadın dönüşüyle yeni bir sorun da getirmişti. Kasaba dört tarafı dağlarla çevrili düzlük...

