Bir amaca yönelmek insanın kendini eylemesinin temel motivasyonlarından biri olmuş. Spinoza, insanın en temel motivasyonunun iştah ve arzu olduğunu söylemiş. Bu güdü, varoluşun itici gücü gibi çalışır, insan kendini bunun üzerinden eyler imiş. İştah besldiği her şeyi de duymaya, anlamaya, bilmeye ve eylemeye çalışmış. Platon insanın amacının daha çok öğrenmek ve bilmek olduğunu; Aristo ise...
Son Yazılar:
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Kategori: Litera
Bisiklete Güzelleme
Bisiklet dediğin iki teker bir pedal, bir yağlı zincir, kaynakla çatılmış içi delikli üç boru, bir sele, bir gidon değildir. Bu tarife sığmayacak kadar ciddiye alınmalıdır, zira bisiklet insanı tamamlayan bir parçadır; mütemmimi cüz dedikleri şey… Bisiklet, insan için güven ve dengedir… Hazerfan Çelebi’ nin kanatlanıp havada uçmaya kalkışması bir büyük cesaret ve azıcık da...
bir gece masalı (şiir)
yükselen sularda boğulmakta son denizci taşıdığım bu yük belki de acizlik gecenin uzunluğu ölçülür rüyaların berraklığıyla şiddetli yağmurlar uyandırır beni kaderimden durmuş bir saat kulesi özlem dolu içim su ağlar ben bu ateşte yandıkça labirent olur rüyalar ve eşlik eder yanıp sönen ışıklar sonunda meydanlar boşalır ki ölümün sesi gibidir göz kırpışlarım Zeynep Yasmin 1999’da,...
Mezarcılar (Şiir)
Öfkeyle kazıyor kazmacı çabuk çabuk. Korkuyor Ay’dan, çukura vuran gölgesinden. Öldük kurtulamadık şu hayattan… Gizlice gömülecekmiş büyük büyük bir adam. Fısıltıyla söylüyor ilahisini: Korkma günden geceden Rüzgâr geçer can kafesinden Aşkından tanır seni toprak Sorma kim sağ iken ölen. Yetişemiyor cılız kürekçi. Çukurda dağ oldu toprak. Titriyor kolları, dizleri çözük. Çıkmamıştı yaşarken de yerin altından....
Burhan Arpad: Kaleminin gücüyle ayakta kaldı….
Beyoğlu’ndaki Melek Sineması’nda 1934 yılında gösterilen “Kadınlara İnanmam” adlı film babam Burhan Arpad’ın yaşamında çok önemli bir rol oynamıştır. O günlerden ilerde şöyle söz eder: “Dönemin ünlü tenorlarından Viyanalı opera sanatçısı Richard Tauber’in sözle anlatılamayacak denli etkili sesi ve Almancası büyülemişti beni. Alman diline vurulmuştum. O yıl hemen Almanca öğrenmeye başladım. Haftada iki akşam Alman...
Asla Gelmeyecek Elimden (Şiir)
Claude Roy’dan Bir Şiir: Asla Gelmeyecek Elimden Mahir Ergun Claude Roy; 1915’te Paris’te doğar, sonra Güneybatı Fransa’da bulunan Jarnac vilayetine taşınır. Gençliği burada, daha sonra Fransa cumhurbaşkanı olacak olan François Mitterand’la birlikte geçer. Yirmi yaşına geldiğinde hukuk okumak için Paris’e döndüğünde burada kralcı faşistlerden ve yayınları l’Action française’den etkilenir, onlarla birlikte hareket etmeye, gençlik organları...
Çerçi (Öykü)
Aniden karanlığı yaran bir ışık gibi köyün ortasından bir çığlık yükseldi. Avazı çıktığınca “Geliyor… Geliyor…” diye bağıran Fato Kadın, sebebi anlaşılmayan bir sevinç başlattı. Topraktan, derme çatma evlerinin içinde hareketlenen kadınlar bir anda kilerlerindeki, sandıklarındaki eşyaları karıştırıp, takas edebilecekleri yağ, peynir, lor ve değer biçilecek eşyalarını ortaya çıkarıp bir an önce köy meydanına ulaşma savaşına...
OLAY UFKU (ŞİİR)
Hep geceye dümen kırdı ışık ve su yeşili beni benden yollara uğurlayan kaderim dalıp gittim alacasına titreşen neonlar mı hayalet yıldızlarda bilemedim bilemezdim boşluğundan arda kalanın yürek burkan bir inmenin böyle sunturlusunu toprağım çekildi köklerim açıkta sanki yüzlerce fener asılmış da dallarına terk edilmiş bir ağaç gibiyim. Güzel bir geceydi çok eski zamanda geçti hayatımdan...
SİS: QUARTER 2 (ÖYKÜ)
Her günü sislidir yılın bu zamanı. Öyle ki vakit öğlene varana kadar göz gözü görmez. Tanıdıksan kent sana yüzünü gösterir sabahları, eğer yabancıysan vay haline. Yuvarlak çehresinde seni savurur durur. Başladığın yere gelirsin de ayırdına varamazsın. Şanslıysan, ancak aynı insanları tekrar gördüğünde anlarsın aynı yerden birkaç kez geçtiğini, o kanal kenarından, o sis içinden. Hadi...
tabut buzluk (Şiir)
ne çıkar artık, öpse başkaları yavrusun gayba vermiş ananın gözlerinden? delik deşik evlerde bodrumlarında Şarkımızın melodisi mırıldanılsa yine yarın. ne çıkar? sokaklarda kuş sessiz ateşlerle harlanan bir coğrafya boyu – yüzölçümü kaç keder? – nisyandan bu atlasta yıkılan her fırsatta evlerden bebek sesleri gelse de “yarını var” mı demektir şimdi bu? ne çıkar? ...









