kız Kanadalıydı da biz neredeydik işte onu bilemiyorum bilirsiniz yaşlıyım Fransız bölgesindendi benim şair İngilizcem veryansınlı kahvaltı plaj akşam yemeği kumar ve vals sonra yine kahvaltı bütün Temmuz kahvaltı geceler canına yandığımın tamamen hürriyet Kanadalı ismi neydi körolasının beni iyice komünist yapan şöyle hain terörist milliyetçi bir komünist dudak burun bir savaş aksi istikamette dizleri...
Son Yazılar:
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Kategori: Litera
Cansever’e zeyl
Edip çok şey koymuş masaya yer yok bir dilim Lefke mandalinasına arzunun vesvesesine dirseğin bükülüşündeki ürpertiye. kumrular korkar ve yürümez üstünde kilim küser tabanca gizlenir bir kibrit masa üzeri denenmez şeydir sarılmış sigara armut saklı şeylerdir. masa da masaymış ha! bizden bir şey almadı eteklerin laterna! 22 Kasım 2017
SARMA KOTON 13-30’UN MATEMATİĞİ
Turgut Uyar’ın “turna”lı şiirlerini fonetik-semantik ilişki bakımından inceledikten sonra (Turgut Uyar’ın “Türkiyem”inde “Turna”lı Dizelerin Fonetik-Semantik İlişkisi Üzerinden İncelenmesi, Koza Düşünce, 25) almış olduğum olumlu denebilecek dönüşlerden hareketle bu tür çalışmalarıma devam etmeye niyetlendim. Ettim de. Önce, Hilmi Yavuz’un “Hurufî Sonnet” adlı şiirini aynı açıdan inceledim. Ardından, bilinen ilk Türk şair Aprın Çor Tigin’in günümüze ulaşabilmiş...
bu hikayeye artık ulaşılamıyor (şiir)
gelmeyen beyaz bir ayın gölgesi düşer olmamış eller tutarsın uzun yollar sonra hayalî bir rüyada solmuş yaprakları yıldızların, tanıdık hep en yakınındaki gecede kalmıştır ten, hep uzak çok yakın, çok yakın, çok yakın ve hep uzak ateşin, nisyanın, ölümün ve umudun hepsini gördün, hepsini gördün hepsi herkesten uzak. hepsini gördün, bu bir yorgun uyanıklıklar kışıydı...
Terzi (Şiir)
zihnimi dar zamanda dikerek geçiriyorsun ey ey izmirnalı atina gözlerin var geçmişte dirseklerin ağaçlara tutuluyorum midyelere bir bakıyorsun ferah dizlerinle rakı içiyorum elinde tambur dikiyorsun zihnimi elinde ip Atina kömürüm beni seviyor musun? tahayyül imkânlarını zorluyorum gitgide bir müstemleke oluyorum Atlantik’te Atina benimlesin hudutların ak ırmağında düşünüyorum hülyamı rüyamı zaptet Atina seni bir başka...
kesik (şiir)
geçmişin etinde bir kesik, bunu yeni bir hatıra uyuşturacak. düşümüze kahırdan bir taş oturdu kara sular, daha sular var önümüzde ayaklarımızda al çizikler seneler ve anlatılar bahçesinde eylemsizlikle bu gölge ama bizden sonrası için devrilmekte günler yine acıdan söz etmenin zamanı değil bugün acının öyküsü duru havaları beklemekte. daha geniş defterlere artık daha...
PARFÜMÜN DANSI VE KOKU ROMANLARI ÜZERİNDEN ÖLÜMSÜZLÜK
Bazen, öykü ya da roman, edebi bir metin okursunuz; size ilham verir, bir şeyler yazmaya motive olursunuz. Bazen de tam tersi söz konusudur. Kafanızda bir problematik vardır, yazıya dökmek istersiniz; belleğiniz, zamanlar okuduğunuz o edebi metni çağırır ve odaklandığınız problematik, okuduğunuz o roman ya da öykünün izlekleriyle harmanlanır. Bu yazının ortaya çıkmasını sağlayan, ikincisi oldu:...
Tanrı bir antikacı olmalı!
Kalbimi ve aklımı döktüm. Bir avuç. Hepsi bir avuç pas. BANA sorarsanız, bir sanat yapıtının en önemli niteliği, esinleme gücüdür. Derim. Hep buna inandım. Henüz üniversitede öğrenciyken, başka bir bölümden, yine bir mühendislik öğrencisi arkadaşımla birlikte edebiyat dergileri çıkarmıştık. Her sayısı farklı bir adla çıkan dergilerimizin mottosu aynıydı: “Sanat kırılmış bir mutluluğun taşıdığı vaattir.” Adorno’nun...
Thersites ya da doğruyu söylemek
Yok yok! Keratanın biriyim; işin alayında, aşağılık serseri; pisin biri. Thersites Tam dokuz yıl olmuştur. Troya sahillerinde, hala güneşin balkıdığı ovada, tunç seslerinin birbirine karıştığı korkunç çarpışmalar olmaktadır. Tanrı ve tanrıçaların tarafı olduğu bu savaş kılıçlar, kalkanların çangırtısıyla kapkara kan ile kaplar surların diplerini. Ova Tanrıların da içinde olduğu savaş naraları ve şan peşindeki...
179. Sayfada Yaşayan Bir Roman Kahramanı Var
Ben bir roman yazarıyım; tanıyorsunuz, adım Mahmut Şenol. Bütün roman yazarları gibi tuhaf huyları, takıntıları ve tutturakları olan birisiyim. Bu garipliklerimden birisini son romanımda, yaşayan ve gerçekte var olan bir roman yazarını kendi romanıma davet etmekle yaptım. Fakat, öte yandan, roman kahramanlarını bir kez yaratınca onların yaşadıklarını da bilmez değildim. Sonra bir baktım ki, gerçeğiyle...









