Yarın yağmur var ama bu gece gök duru, yıldızlar ışıyor. Yine de geliyor yağmur tohumları boğacak belki. Denizden gelen rüzgâr bulutları sürüklüyor; daha görmeden hissediyorsun. Tarlalara bakmalı şimdi, sular altında kalmadan önceki hallerine. Dolunay. Dün, hayvanlardan biri ormana kaçtı, alelade bir hayvan değil, koç, koca bir gelecek yani. Bir daha en fazla kemiklerini görürüz. Çimenler...
Son Yazılar:
Poltergeist ya da Sinyalsiz Ekrandan Dışarı Fırlayan Dehşet
Zeki Faik İzer – Zühtü Müritoğlu – Elif Naci Üzerine Bir Kartpostal Okuması
KÜLÜN İÇİNDE KALAN HARFLER
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Kategori: Litera
2020 Nobel Edebiyat Ödülü Louise Glück’e
Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi belli oldu. Nobel Komitesi, 2020 Nobel Edebiyat Ödülü’nü Louise Glück’e verdi. 1943te New Yorkta doğan Louise Glück, Long Island’da yetişti. Averno, The Seven Ages, Vita Nova gibi pekçok şiir kitabı bulunuyor. Şair Pulitzer Şiir Ödülü’nün de sahibi olmuş, 2003te Kongre Kütüphanesi tarafından Büyük Şair olarak seçilmişti.
İstanbul Masalı – Yeni Sürüm (Şiir)
1. Yutan bir kuyruktur İstanbul, anakondadır kuyruklu taşlar altında nikâhlar çarpışan cıvalı zarlar kayan kaldırımlar ayağında kiralık deniz, fiyatta anlaşırız denizi, paylaşırız hatta gülüşlü anlarını bir hayatın Kirazlıtepe’den aşağı hamur ve çamaşır suyu sıvalı kolların şehri ama biz kadına da İstanbul deriz kardeşim bütün sorun kokması mı yoksa kafa kafaya kırılması mı yumurta çiftinin?...
Üzüm Arkeolojisi (Şiir)
Bir sıkıntı arayarak bakıyorum bağlara, hikâyelerinde sanırım, işaret bıraktım, kendimi görmeye çalıştığım ısırık izlerini. Toprak ve arazi seçimi, bu yorumu kullanmadın, iki dal budasam dünyana gelebilir miyim? Bir yıl sığdırdın bu hasat için, şaşırarak açıyorsun kapıyı. Yüzey araştırması yavaşlıyor, bu şehri ve sürüklendiğim açığı tanımıyorum, dilimde tanenlerin, üzüm arkeolojisinden bir kandil sadece, avucuna al...
İnsan Bırakınca Tabiat Ana Sahip Çıkar
İnsan bırakıp gidince, tabiat onun yerini hemen dolduruyor. Zira tabiat boşluğu sevmez; feylesof Aristoteles böyle demişti: Latincede Horror Vacui deniyordu buna, boşluk korkusuydu… En büyük korkumuz uçuruma düşmek, bir çukura yuvarlanmaktır; düşmek en kötü duygu. Bunu gençliğimizde bilemeyiz; gün gelir yaşımız bize bunu öğretir: İhtiyarlık da biraz düşmekten korkmak demektir. Eski Yunancada Knephobia adı veriliyor; o da boşluktan ürkmek, takıntılı...
AŞKİ (ŞİİR)
Nehrin varlığıdır nehir Akışında tarih Çağlayışında şimdiki zaman Uçurumun hafızasında yazılıdır Masal ve kavram Hüznün varlığıdır hüzün Yolcularken duruşu nesnelerin Askıda ölmüş babanın yıllarca giydiğin ceketi Masada tarih düşülmemiş sayfası defterin Özlerken durur saat Töz ve zaman Zehrin varlığıdır zehir İntiharın acelecidir Nabzın saygılı Susmuyor ki kuşlar Kuşlar susmuyor ki Çekiliyor ellerinden...
Fetişizmin Parçalı Atlası
“bütün yanlıştır.” T. Adorno Ataerkil ve sınıflı toplum düzenleri makro çıkarımlar üstüne kuruludur. Bedenin ve ruhun bütünlüğü, varlığın dünya ve tanrı ile bütünlüğü. İnsanın evrenin merkezinde oluşu, doğanın ve diğer canlıların efendisi oluşu ve bu gücü tek merkezde toplaması… Sistem; toplaya toplaya tek bütüne ulaşma idealiyle ilerler, bunun karşısında anarşi ile bütünü parçalara ayırma, minörlükleri...
“Tanıklık”, “suçüstü” ve Kemal Özer şiiri
“Yeter artık, tarihe tanıklık etmek istemiyorum” diye yakınıyor, üst üste gelen siyasi, ekonomik, manevi saldırıların ardından, bir de pandemiyle karşılaşan genç kardeşimiz. “Yetti gari!” Sürekli siyasi gerginlik, ekonomik kriz, ekolojik felaket, bölgesel çatışmalar, küresel itişmeler, otoriter basınç, kaza görünümlü katliam, aykırı ya da muhalif her harekete parmak sallayan bir iktidar, orasından burasından yaşam tarzına...
hu !… (şiir)
hu !.. menekşeler ölmüş gömlek parçalanmış et görünmüş komşu balkondan başını uzatıp, “ayol olmayan oldu ölü öldü” diyor. kibar bir martı balığı...
kabuk (şiirler)
sibel’e kıyıyı siliyor sis, uzaklaşıyor kentin yarısı suyu ürperiyor denizin, titriyor kürekleri koyunlarında yatan kayıklar çıplak ağaç direkte sönüyor kış feneri içten içe bağlanıyorum nemli sabah göğünün ipek gri yoğunluğuna yaşamın derin hazzı seyreltiyor ağırlığımı çatıları kolaçan ediyor kuşlar, ayağı kayıyor bir martının nasıl da maceralı olmalı kuşların bir günü isterse başka bir hayata...









