Moby-Dick, balina malina ama, kendi başına var olma savaşını sürdüren Titanik bir kahramandır. Sürüsünden ayrılmış, yalnız bir savaşçı… 1954 Hollywood yapımı The Lone Gun~Kimsesiz Silah filmini Türk sinemasında afişe çıkarırken, Yalnız Kovboy diye Türkçeye çevirenin mevzuya cuk diye oturmuş lisan marifeti alkışa layıktır. Hakikaten, Yalnız Kovboy deyişi sonradan çok tutmuştur. İşte, Moby-Dick kovboy değil lakin...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Litera
AÇIK ŞİİR: HİÇKİMSE!’NİN ŞAİRİ OLMAK
Bireysel şiir yazım anlayışını yeniden sorguluyor Açık Şiir. Şiiri ve şairi kendi merkezinden, çevresinden, kişisel tarihinden, egosundan kurtarmak için şiire bir karşı hamle yapmak için bir şans veriyor. Aynı zamanda malzemenin hakimiyetini, otoritesini de azaltmak için olanaklarla dolu.
Hasan Aksakal ve Dünyayı Yeniden Büyülemek: Romantizm
Fıkra anlatmak biraz da tiyatroculuk gerektirir. Yüzünüze bir mimik koyacak, belki pandomim yapar gibi vücut hareketlerine bile başvuracaksınız. Bunlar bende eksik şeyler. Fıkra anlatamasam da hiç yazamaz değilim. Yazımızın kapı eşiğinde misafir şekerini peşin peşin takdim eder gibi, durunuz, size ağız tadıyla bir fıkra anlatayım; sonra ciddi mevzuya geçeriz. Kırk sene denizlerde gezmiş, tekneler gezdirmiş...
“Bu Nasıl Bir Gezegen Böyle, Canım?”: “Wakarimasu, Anjin San!”
BENİM her şeyi bilen bir oğlum var. Bu giriş cümlesini, çocuklarının zekâsını abarta abarta bitiremeyen embesil ebeveynler arasında yerimi almak için söylediğim sanılmasın. Açıklayayım. Her şeyi bilen oğlumla karşılıklı oturmuş öğlen yemeği yiyorduk. Birden aklım çok eskilere gitti ve aralarından birini seçip her şeyi bilen oğluma dedim ki. “Ama bilmediğin şeyler de var. Örneğin, Anjin...
Çevirmenin Notu: “Bundan güzel bağ mı var?”
KİTABI çevirmem teklif edildiğinde önce okumam istendi. Alışılmadık dili, sözcük seçimi ve üslubuyla, çok zor bir kitaptı. Çevirmeye okuduktan sonra karar vermeliydim. Ben de okudum, ama sadece birkaç satırlık ilk parçasını. Bu fragmanın son cümlesini okur okumaz çevirmeye karar vermiştim bile: “Ve tüm isimlerimi, kızlık soyadımı, ön adımı, göbek adımı elimden alarak beni Bayan Unguentine...
YÜRÜMEK ve DÜŞÜNMEK
Üniversitedeyken sık sık parasızlıktan ama bazen de çok sevdiğim için, yanıma kattığım birkaç arkadaşla fakülteden Kızılay’a yürür, Sakarya Caddesi’ne varmadan aldığımız o zamanların nefis Ankara simidini, her zaman oturduğumuz İstiklal Çay Ocağı’nda dişlerken bir taraftan çaylarımızı içer, bir taraftan da hiç bitmeyen öğrenci gevezelikleri eşliğinde yorgunluğumuzu giderirdik. Bu yürüyüşler yıllarca benim ana ulaşım aracım olduysa...
Ölüm (Şiir)
Beden nerede bulundu? Kim buldu ölü bedeni? Bulunduğunda ölü beden, ölümüydü? Ölü beden nasıl bulundu? Kimdi ölü beden? Ölü bedenin babası ya da kızı ya da kardeşi ya da amcası, Kız kardeşi ya da annesi ya da oğlu kimdi? Terk edildiğinde beden ölmüşmüydü? Terk mi edilmişti beden? Ölü bedeni terk eden kimdi? Çırılçıplak mıydı ölü...
Beyaz ve Sis (Şiir)
üşüyorum güneşsiz bir kış sabahında yer beyaz gök kül rengi ıssız yolların kavak ağaçlarıdır düşünceler-giderek eriyorlar siste. kumsalda terk edilmiş bir gemi enkazı zaman- yavaş yavaş ve kendiliğinden çürüyor- kargalar kederli bir dize yazıyor bulutların sayfasına geçip giderken, fırsatı kaçırmış karşılaşmalara dair… üşüyorum uzakta yalnız bir ağaç direniyor karlarla kaplı düzlükte simetrisini çoktan yitirmiş...
Antigone’nin direnişi
İki Yunan “khiton”u giymiş kadın sağ ve sol elleri başında sanki sokaktan geçenlere bakmaktadır. Mimarlık tarihinde narin ve kıvrımlı İon, sağlam ve bombeli Dor, çiçekli yapraklarla kıvrım kıvrım, detaylı Korint olarak bilinen Yunan sütunlarına eklenen dördüncü bir sütun olarak adlandırılır Karyatidler. En ünlü örneği ise M.Ö. 406’da inşa edilen Atina Akropolisi’ndeki Erekhtheion Tapınağı’ndaki kadın sütunlarıdır....
Naif (Şiir)
incirin içinde kurt var ısırdım ekmeğin kâbus gibi bozulan et kurt kaynıyor bir umudu çalmak ne kadar kolay avakado kumruları ne kadar naif çevreye bakındım hiçbir zaman net yanıtlar bulamadım öngörülmez şeylerdi kaygan taşlar toplanan dağılan açılan kapanan bezgin ya da kaygılı düşmanca bir ihtiyatla dikiliyordu çatılar ve yollar kayboluyordu son bir kavisle ...









