Gece eteklerini topluyordu bulutların üzerinden Gözleri penceremde Ben, dilimde birkaç yarım cümle dün geceden ve içimde sönmeyen bir umut Sabır topluyorum gizlice Perde kıpırdadı hafifçe bir ışık eşiği geçti usulca Ne telaş vardı gelişinde ne de gidişinde acele Her şey olması gerektiği kadar yavaşdı Bir bulut geçti gökyüzünden olası yükü yağmur Kararsız, Tembel bir gün...
Son Yazılar:
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Kategori: Litera
Kuyu (Şiir)
Bir kuyunun başındayım, taş atıyorum kuyuya, kuyunun içindeyim. Kuyu gözlerini bana dikmiş bakıyor. Gözlerim, kuyunun gözleri, vücudum kuyuya akıyor. Kuyu görmese ıslanmazdı gökyüzü. Yaşlı bir söğüt ağacı gölgesiyle göğü kuruluyor. Resim: Betül Merkan
GECENİN AKVARYUMU (ŞİİR)
küçük şeyler için terleme martı konacak düşündüklerine öyle ya sandık beyazı hayal ettiklerin hangi alfabeden geliyor kesinlik yoktur hiçbirinde yaz daveti oldu kısaca kuru gürültüye benzer kaymalar sana yetişemedim, tekneler sudan çıkacak beni beklersin zıpkın uçlarında batacağım her yakada, duyman lazım yaşam alanlarında hiç birimiz tozdan kömürden değiliz, kırılırız alakarga kanadından tüy değiliz uçar gideriz,...
FANUS (ŞİİR)
Üç beş kalın baş Uçuşur rüzgarların eteğinde. Bilirsin bitmez gündoğumunun Serseri sevdalara döktüğü tuzlar. Sonrası boşluk Ve zaman… Uçsuz bucaksız uzayda Yitmeden giden. Savrulur tozları cebimdeki yıldızlardan kalma ışığın. Sen bitsin istersin de Bırakmaz karanlıkta yüzen balıklar Öyle ha deyince biter mi hiç? Uzun uzun soluklanır gelgitlerde Şişer şişer, inmez. Nokta desen değil. Nokta bile...
Altın Yağmur Kuşu (Şiir)
Alaska’dan Hawai’ye Seksen sekiz saatte uçuyormuş altın yağmur kuşu hiç durmadan sadece üç buçuk gün… bir altın yağmur kuşu olmak istedim bunu okuyunca…
Masumlar Safı (Şiir)
tutup bir gül getirsem saf tutmuşların bakışlarından yontulmuş bir gül uzuvları yeryüzüne dağılmış İsa kucaklasın donmuş çocuk bedenlerini ki orada acı devinimsiz kaya kesik bir el gibi boğazına dizilen dünya saflar karıştı biz kimlerdik haritaya yayılan...
Çocukluğum (Şiir)
Çocukluğumu karanlıklar çaldı. anaların nuru babaların umutları gitti, tek savaş gitmedi memleketten. ağzı kalabalıklarla bir olundu, çizmeler onlardan içindeki ayaklar bizden geldi. bahar soluyup ...
Kıyısız Fotoğraf (Şiir)
Gittim geldim yağmur gözlü odanın kayaç çukuruna bağışladım canını sabah aklığında Acısı var solgun fotoğrafların kıtalarından kırgın bakıyorlar diz bağımın koptuğu eşiğe daima püsküren kalabalık ağızları da var onlar havaya yağmura toprağa bir cevizin yaprağına çekildiler Boynumdan öte kırmızıyım bugün nefesimle ütülediğim çarşaf sıcak halen imkânsız olan uzak noktanın hasadı kim dediyse bilinç dili aşar,...
UÇURUM (ŞİİR)
aramızda hep o gizli uçurum ne kadar kapansa da kapıları uzaklığın yine bir çatlak ağrılı, suskun. solup gider çiçekleri sevginin değmeden yürekler birbirlerine paslanır kilitleri kalplerdeki hazine sandığının el bile değmeden mücevherlere adı suskunluk olan evlerde ayni odalarda ayrı ülkelerde yaşıyoruz kısacık hayatlarımızı kötürüm kuşlar gibi açmaya korkuyoruz uçurum kadar geniş kanatlarımızı belki de...
İnbu Bel Arhi (Şiir)
ay kavminin şavkı dönünce meydanın sargısında yel seslendi Asinnu nehir kenarında açtığı çukura kan döksün sürsün altın çemberi yedi kez ...









