Ah bir yatıyor olsaydın, soğuk ve ölü, Batıda ışıklar solup giderken yavaşça, Gelip de buraya, eğseydin başını, Ben de başımı yaslardım bağrına; Ve sen şefkatli sözler fısıldardın, Affederdin beni, çünkü artık ölmüştün: Ne kalkıp giderdin ne kaçardın uzağa, Ruhunda yaban kuşları kanat çırpsa da, Ama bilirdin ki saçların bağlanmış ve dolanmış, Yıldızlara, aya ve güneşe:...
Son Yazılar:
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Kategori: Litera
Bunları Duymalısın Pan (Şiir)
sevgili pan gidişinin üstünden kapkara bir mevsim geçti uzun botlarıyla yaprakları ezen bir adam gibi hâlâ şiirlerimi kimseye okutmuyorum hâlâ biraz büyük geliyor aldığın kazak kapımın önüne diktiğin çiçekler kocaman oldular evimle sokağı birbirine bağlayan tek şey şu çift taraflı iki menekşe dikişi yüzünü anımsayamadım geçenlerde ama parmakların hâlâ bileğimde duruyor bana demiştin ki paran...
Kitaplardan Bir Kimlik İnşa Etmek
On Beş Yaşın Pusulası Bugünün dünyasında her şey çok hızlı. Bilgi ayak üstü tüketiliyor, duygular ekran kaydırmaları arasında kaybolup gidiyor. Oysa bizim kuşağımızın, özellikle de o 15-16 yaşlarımızın bambaşka bir ritmi vardı. O yaşlar, bir insanın sadece büyüdüğü değil, asıl kimliğini inşa ettiği, ruhunun derinliklerine o ilk tohumların serpildiği yıllardır. Benim hikayem, pek çoğumuz gibi...
Sessiz Bir Fanus
Bu, küçük bir kızın küçük bir fanustaki balığıyla kurduğu arkadaşlığın hikâyesi. On yedi yaşındaydım; zayıf, utangaç ve okul yıllarında maruz kaldığım akran zorbalığı nedeniyle insanlara ürkek ve çekingen yaklaşıyordum. İnsanın neyi ne kadar sevdiğine dikkat etmesi gerektiğini ilerleyen yaşlarımda anlayacaktım. Çünkü farkında olmadan fanusun içinde yaşamayı öğreniyordum. Hayır, mesele hafıza değildi. Balıkların aksine güçlü bir...
ÂŞIK KOCA VEYSEL
Onu, başını dumanların aldığı bir dağlık merada doğurmuştu anası; süt sağımı için gittiği koyunlarla baş başayken. Göbeğinin nasıl kesildiği de bilinmez. Ne bir ses ne bir nefes misali etrafta ne bir sıhhiyeci ne de bir insan vardı! Onu, eve getirirken tabanına taze ot yerleştirdiği süt bakracının içinde mi getirdi yoksa azık çıkınına sararak mı ya...
İllüzyon (Şiir)
nasılsa her aşk biraz aşınır: kulağından kuyruğundan kırpılınca margarin paketleri makas izleri taşır o kardolaplarda kararan kasabalı çocukluğum: kasap çağrıştırıyor hep aklıma gelmedik anlarda birden: ¾sünnetçi! diye bağırıyor tüm sokaklarında kasabanın kasapları kasket giyiyor hepsi belli/belirsiz bir kasvet kaplıyor içim: kardolabın tel örgüleri: kanıyor erkekliğim; “burdan kesiniz” diye işaret ettiğim en kaşarlanmış sünnetçiyi bile...
ÖĞRET! MEN (ŞİİR)
ve ben öğretmenim her gün ne çok gözle karşılaşırım bu ağırdır ağırdır bedeli bir şey olmanın ekran parazitleniyor durmadan her gün gençliğe günaydın! gençliğe iyi dersler! Saplamak inşa etmeye çalıştığımız imge değil insan her temas iz bırakır üstelik her temas yaradır kapanmayan ah ne mühimdir doğru soruya sahip olmak biliyorum hiçbir şeyin şekli...
GUGUKKUŞU ile SAZBÜLBÜLÜ (ŞİİR)
“en iyisi anlar gibi durmak. anlar gibi durmak ve hiçbir şey anlamamak.” gao hingjian yarına çizdiğim resimler ömrümün telaşı hikâyemin dökülen harfleri ayna sırı gibi git git denize çıkmaz sokak koyunda evimiz, sevgilime yazdığım mısralardan pencere kepenkleri albatros kanadı… […] buca bornova arası keşfettiğim hayal tepesine ben gidince rüzgar saçlı on sekizim de gelmiş. o...








