Ve ben tarifsiz bir boşluğu eşeledim Tırnaklarımın içine girdi karanlığın kiri Her gece yokluğun şarkısını heceledim Kimse gelmedi ve sokaktan geçti öylesine biri Hiç geçmeyecek bir yarayı taşıdım Ülke kötüye gidiyordu Kan kokuyordu Yüzlere yapışmış incecik televizyonlar Eriyordu küflü sedirlere uzanmış vücutlar Bir türlü olmuyordu Ben boşluğu eşelerken Devrim bir kelime olarak kaldı duvarlarda...
Son Yazılar:
ÇEVİRMEN, KÜLTÜRLER ARASI KÖPRÜ
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
Kategori: Litera
Muamma (Şiir)
Aralanmıştı kapı yeşildi Taşlar sırasında dizilirdi Bakışında mıydı tıkırdı Kemirmişti tırnaklarını Konuşalım şimdi kiri konuşalım pası konuşalım Kaç kere yıkanılır aynı suda onu da konuşalım Dilinde miydi mabet Kaçırmıştı dumanını Susalım şimdi yası susalım yaşı Susalım Kaç kere geçilir aynı köprüden onu da Susalım Gecikmişti Yelkovan siyahtı Hasatlar uykusunda delişirdi Öyle bir zamandı ki Sıradan...
beni hiç dinlemediğini gördüm (şiir)
Nisa Leyla beni hiç dinlemediğini gördüm beni hiç dinlemediğini gördüm sende gördüm dünyayı kimsenin dinlemediğini biliyorsun, yapraklarım seninle aynı boşluğun dalına asılmış şarkılar söylüyor seni bir güz sonatı sandım ezgisini kaybetmiş suskun şey gövdeme saplanmış neşeli ok doldun aklımın sarayına organlarım kalbime toplandı beni hiç dinlemediğini gördüm gözlerinin kara gözlerimi görmediğini...
Kemikler ve Kökler (Şiir)
Yaşayanlar çoktan öldü, sadece ışıkları rüyalarda sürükleniyor. -evrenin rüyalarında- Gölgeleri toprağa fısıldıyor. Ve ben onları duyabilmek için yaşamak istiyorum hâlâ. Çürüyen kemiklerin ve yaşayan köklerin sohbetinden ...
Burundi’yi Hatırlamak (Şiir)
Ketty Nivyabandi (1978) İnsan hakları savunucusu, şair ve denemeci Ketty Nivyabandi, 1978 yılında Belçika’da doğdu. Çocukluğu ve gençliği Burundi’nin başkenti Bujumbura’da geçti. Burada Uluslararası İlişkiler eğitimi aldı. Gazetecilik yaptı. Burundi’deki Barış ve Güvenlik İçin Kadınlar ve Kızlar Hareketi’ne öncülük etti. 2015’de mevcut iktidara muhalifliği nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Kanada’ya yerleşti. Burundi’deki insan hakları...
KARAGÜMRÜK (ŞİİR)
Kapkaragümrükleri kaç kere geçtim güpegündüz İşsiz güçsüz İpsiz sapsız Yıkkın bıkkın ...
dis nobis eyâ hayati quid vidisti in via (şiir)
gelip geçti hayat kuşlar gibi gittiler uçuşan göğün altında.. nice çocuk nice kimsesizlik ne için ne içinde yanlış doğdular, doğuruldular: ölsün diye yaşasın diye uçurumlar rüzgârlarıyla şarkılar söyleyemeden yaşamı öğrenmeden öğrenemeden çayırlarda koşuşmanın dilini.. adı mustafa henüz beşiktedir: vurula boynu kırıla adı şehzadedir kirişte boynu burgula ‘adı’ deli kurt ola, ola ki kanı delikanlı...
Brooklyn Köprüsüne (Şiir)
Daha kaç şafak vakti böyle bölecek, Üşümüş kanatlarıyla martılar, uykunu; Beyaz çalkantı halkaları savurarak, Körfezin demir zincirlerle bağlı sularının üzerinde Özgürlük Anıtı’nı daha da yükselterek— Sonra, kusursuz bir yay çizerek, Dosyalanacak rakamlar sayfası üzerinden, Yelkenler gibi, hayaletçe geçer; Ve terk eder gözlerimizi, O asansörler günün içine indirirken bizi. Sinemaları düşünüyorum; panoramik gözbağlarını, Kalabalıkların...
KAÇAMAK RÜYALAR (ŞİİR)
Sen yağmurdun, ben toprak bin yıl sanki kuraklık, bahar yok çiçeğe dönüşmedi dalımdaki tomurcuk iklim sustu, kış indi rüyalarda doydum sana sevdiğim… Bir yaprağın ayasına bir denizi oturttun gözlerin güven verdi her kulaç düş adası, battım çıktım taş gönüllü dalgalar nefesimi ısırdı bir ateşten bir sudan alev doğdu çoğaldı kuzey rüzgarı sesimi su apardı....
FİKRİNİN FATSASI (ŞİİR)
tatlı bir meyille denize paralel uzanan düzlüğünde pontus alplerinin sağa döndüm yürüdüm sola döndüm yürüdüm onikieylülden sonra formatlanan kasabayı sıfırlanan halkı çatalında topum kalmış ağaç gibi süzdüm biraz meydanda da netice değişmedi demem o ki aramak nafile anılardan başka yerde kalmamış terzi fikrinin fatsası kırk yılı aşsa bile vazgeçmemiş beton çatlağında papatya çıksa...









