Cumartesi anneleri ve ‘faili meçhuller’ bu ülkedeki hem en ‘görünen’ hem de en görmezden gelinen meselelerden biridir herhalde. Cumartesi anneleri otuz küsur yıldır (tam olarak 27 Mayıs 1995’ten bu yana) Türkiye’nin en ‘görünen’ yerlerinden birinde, Galatasaray Meydanı’nda eylem yapıyorlar, malumunuz. Büyük ölçüde ‘sessiz’ bir eylem bu: ellerinde kaybettikleri yakınlarının, çoğunlukla da çocuklarının fotoğrafları, bir hafıza...
Son Yazılar:
Savaş Karşıtı Bir “Destan”: Troya Blues
Fredric Jameson ve Raymond Chandler: Tavizsiz Diyalektik
Yapay Zeka ve Wall Street Endişesi
Yuvanın Resmi
Serdar Koçak’ın Dilinde Egemenlik, Aidiyet ve Özgürlüğün İmkânsız Anatomisi
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Kategori: Kritik
Genç Hitler‘in Viyana yılları
Mariahilfer Caddesi Viyana’nın sadece yayalara açık güzel caddelerinden biri. Uzun yıllar otomobilden geçilmezdi. Bugün ise rahat rahat yürüyebiliyorsunuz, Işık saçan şık vitrinlere bakıyorsunuz, ayaküstü bir kahve içiyorsunuz. Metroyla Stephan Alanı sadece 10 dakika! * * * Genç Adolf, Viyana’nın bu semtine adım attığında 16 yaşındaydı. Doğup büyüdüğü küçük kent Linz‘in sıkıcı havasından kurtulmak, başka şeyler...
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Uçurumdaki Kadın her şeye karşın son tahlilde keskin yargılarla değerlendirmekte zorlandığım bir film. Egeliler’in röntgenci hazlara hitap eder tarzda çıplak pozlarının perdeye gelişi ile filmin lafzi düzeyde eleştirdiği “sömürüye” doğrudan yer verişindeki riyakarlık yadsınamaz. Geçtiğimiz haftalardaki bir yazımda, bir filmin ait olduğu türe veya ekole veya geleneğe dair farkındalık içermesi, bu farkındalığı bariz biçimde yansıtması...
İSLAMİ MOTİFLİ KORKU FİLMLERİ: ALPER MESTÇİ VE DİŞE DOKUNUR BİR KORKU FİLMİ OLARAK SİCCİN 9
Siccin 9’un meziyeti yalnızca konusunda ve bu konunun senaryolaştırılmasında değil, görselleştirilmesinde de kendini gösteriyor. Yeşilçam döneminde çekilen yerli korku filmlerinin sayısı yaklaşık olarak bir elin parmakları kadardı. 2004’ten bu yana ise yerli sinemada bir korku filmleri patlaması yaşanıyor. Öyle ki artık bir ‘Türk korku sinemasından’ sözetmek mümkün. Korku filmleri günümüzde güldürü filmleri ve romantik filmlerden...
Matbu dergi [artık] fuzuli bir iş mi?
0 Evet. Sorulu başlıkları hiç sevmem. Sonda söyleyeceğimi de sonda söyleyeceğim. Nazlanmadan, uzatmadan, bıkmadan söylemek lazım: günümüzde matbu dergi artık fuzuli bir iştir, bir tapınç nesnesidir. Bugün eserin yazım, gönderim, reklam gibi neredeyse bütün süreçleri dijitalde gerçekleştirilirken son aşamada kâğıda rücu edilmesi mürteciliktir. Sol partilerin veya sendikaların 1 Mayıs çağrıları için hâlâ 12 punto ile...
İç Savaşın Estetiği, Barışın Ütopyası: Yücel Kayıran Şiirine Dair Beş Tez
Yücel Kayıran’ın şiiri, yalnızca bireysel bir poetik serüvenin değil, aynı zamanda çağımızın en köklü varoluşsal sorularına verilen cevabın şiirsel biçimidir. Onun 2022’de yayımlanan Stasis kitabı ve 2 Mart 2023’te Mesut Varlık’la K24kritik.org’da yaptığı söyleşinin ilk bölümü, bu şiirin içsel mantığını görünür kılar. Bu metinlerde açılan tartışmalar -“stasis” kavramının anlam katmanları, iç savaşın çoklu düzlemleri, felsefi şiirin düşünceyle...
Reddiye Defteri: Akademinin Trafik Lambaları ve Yazarın İnadı
Dört ret üzerinden yayıncılık, gerekçe etiği ve küçük editoryal iktidar alanları üzerine Dışarıdan bakan bazı arkadaşlarım, sağ olsunlar, eksik olmasınlar, benim iyi bir yazar olduğumu söylerler. Fakat “iyi” diye kendi başına duran bir şey yoktur. İyi, tek başına anlam taşımayan, ancak bir bağlam içinde anlam kazanan bir sıfattır. İyi yazar mı? İyi akademisyen mi? İyi...
Özgür düşünceye engel olanlar!
93 yıl önce bugün, 10 Mayıs 1933, Alman tarihine geçen karanlık, utandırıcı günlerden biridir. O akşam Berlin’de başlatılan ‘Kitap Yakma’ girişimi çabucak tüm ülkeye sıçrar. Üç hafta içinde Almanya’da yüz binlerce kitap yok edilir. Kitap yakmalar Hitler’in düşünürleri ‘yok etme’ girişiminde attığı ilk adımdır. Gazeteci-yazar Ralph Giordano‘nun “Eğer Hitler Savaşı Kazansaydı…” adlı belgeseli kitaplığımda. Giordano...
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
İnsan hakları, modern dünyanın temel ve vazgeçilmez kavramlarından biri olarak karşımıza çıkmasına rağmen hem teorik hem de pratik düzeyde felsefi ve politik tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu makale, insan haklarının ne olduğu, nasıl temellendirildiği ve kimlere uygulanabilir olduğu gibi temel soruları merkeze alarak, hak kavramının tarihsel ve felsefi arka planını incelemektedir. Çalışma; insan kavramının ontolojik statüsünden...
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Bazı tarihler vardır takvim yapraklarında durmaz, insanın içinde sürer. 6 Mayıs, işte o tarihlerden biridir. Bir ülkenin sabahına üç genç adamın sessizliği çöker. Ama o sessizlik, bir susuş değil, bir yankıdır. Bugüne kadar gelen, bugünü yoklayan, yarına doğru uzanan bir yankı… Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan… Onlara “Üç Fidan” dediler. Belki genç oldukları...




![Ekran görüntüsü 2026-05-13 122505 Matbu dergi [artık] fuzuli bir iş mi?](https://ekdergi.com/wp-content/uploads/2026/05/Ekran-goruntusu-2026-05-13-122505-360x360.png)




