Bir sanatçıyı tanımadan onun eseriyle karşılaşsaydık anlama yönelik değişim nasıl olurdu? Ya da bir değişim olur muydu? Mesela Van Gogh’un kim olduğunu bilmeseydik eserleri “delilik” veya varoluşsal trajedisi üzerinden yorumlanır mıydı? Ya da Frida Kahlo’nun yaşamış olduğu acılar bilinmeseydi eserleri doğrudan hayat hikâyesiyle ilişkilendirilir miydi? Belki de ne Van Gogh’un renkleri ve fırça darbeleri trajedisi...
Son Yazılar:
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Kategori: Kritik
İş İşten Geçmeden: Sartre’da Varoluşun Trajedisi
“Madde 140: Şayet birbiri için yaratılmış olan bir çift, idareye ait bir hata yüzünden, sağlıklarında karşılaşmamışlarsa, haksız yere mahrum edildikleri aşkı gerçekleştirmek ve müşterek hayatlarını yaşamak üzere, yeryüzüne dönmek isteğinde bulunabilirler ve bazı şartlar altında buna izin alabilirler.”[1] Peki, insan gerçekten yaşamı kaçırabilir mi? Eğer kaçırılmış yaşam için ikinci bir fırsat verilseydi insan bu kez...
EMİN ALPER’İN YENİ FİLMİ KURTULUŞ’TA MADDİYAT İLE MANEVİYAT ARASINDAKİ DİYALEKTİK İLİŞKİ
Türkiye sinemasına son 25 yılda giriş yapan sinemacılar kuşağı içinde en öne çıkan senarist-yönetmenin Emin Alper olduğu söylenebilir. Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü kökenli olan Alper ilk uzun metraj çalışması Tepenin Ardı (2012) ile dikkat çekmiş, adından çokça söz ettirmiş, ardından gelen Abluka (2015) ve Kız Kardeşler (2019) ile belirli bir düzeyi korumayı sürdürmüş, vizyondaki Kurtuluş’tan...
Kim Korkar Akademik Hakemlikten?
Editöryal Not – Akademi Demir Leblebi Bilim dünyası uzun süre kendisini güven üzerine kurulu bir cumhuriyet olarak anlattı: araştırmacılar veri üretir, dergiler bu verileri hakemlere gönderir, hakemler hataları yakalar ve yalnızca sağlam bilgi yayımlanır. Akademik hayatın en temel meşruiyet anlatılarından biri budur. Ancak son yıllarda akademik yayıncılık ekonomisinin hızla genişlemesi bu anlatının kırılganlığını görünür hâle...
Neden “Yırtıcı” Akademik Dergilerde Makale Yayımlıyorum?
— ve Siz de Neden Yayımlamalısınız? İngiliz filozof R. M. Hare bir keresinde bana mektuplaşmamız sırasında “çok fazla yazdığını” söylemişti. Başkalarından da aynı duyguyu duydum. Uygulayıcı bir filozof olarak dördüncü on yılıma girmiş bulunuyorum; “çok fazla” yayımladığımı söyleyemem belki, ama az yayımladığımı da söyleyemem. Yayın hayatım 1982’de, Detroit’teki Wayne State Üniversitesi’nde hukuk öğrencisiyken başladı. Hukuk...
Ölçütlerin Şiddeti: Bir Bilim Manifestosu İçin Giriş
Bazen bir olay, bir kurumu değil, bir çağın zihniyetini açığa çıkarır. 2014 yılında Imperial College London’da çalışan toksikoloji profesörü Stefan Grimm’in ölümü böyle bir olaydır. Olayın kendisi trajiktir; fakat trajedinin asıl önemi bireysel değildir. Grimm’in ölümünden sonra ortaya çıkan yazışmalar, modern üniversitenin giderek daha görünür hale gelen bir gerçeğini çıplak biçimde ortaya koymuştur: bilim insanları...
Estetik İsyan: İsmail Cem Doğru Şiirinde “İllegal” Hakikatin İnşası
İsmail Cem Doğru’nun şiiri, modern Türk şiirinde “verili olan modern öznelliğin ve hakikatin” reddine dayalı özgün bir şiirdir. Şairin 2023 yılında yayımlanan Çiçek Kokusu İllegal yapıtı, hakikat ve illegalite ilişkisini temel alan bir estetik anlayışla yazılmıştır. Bu yazıda Doğru’nun şiiri, Foucault’nun hakikat-özne kavramları bağlamında ele alınacaktır. Yazının temel iddiası Doğru’nun şiirinin Foucault’nun belirttiği gibi “tarih...
Yapay Zeka Oscar’a Kafa Tuttu
Tilly, her zaman yapay zekanın yaratıcı yeteneklerini ve sınırlarını test etmek için bir araç olmuştur; kimsenin işini elinden almak için değil. Geçen yılın son aylarında Londra’da yaşayan Hollanda’lı Elina Van der Velden yapay zeka oyuncusu olarak yarattığı aktris Tilly Norwood dünyada büyük haber oldu. Tilly’nin başrolde oynaması için yapımcılar sıraya girerken, Hollywood’da başta SAG (Screen...
İhvân-ı Safâ Risaleleri: Arınmış Kalplerden Büyülü Yazılar
Bundan yirmi yıl öncesinde bir şarap buluşmasında gene dostlarla bir aradayız… Masada en büyüğümüz olan, eski sendikacı bir hanımefendi, seksen darbesini anlatırken yaşadığı bir olayı aktardı bize; askerler o yıllarda evleri tek tek kontrol edip sakıncalı kitapları arayıp toplarken, hanımefendi, kitaplarını tek tek poşetlere özenle sarıp sarmalayıp, yıllar sonra bir gün geldiğinde onları tekrar kütüphanedeki yerlerine koymayı dileyerek bahçesindeki karadut ağacının altına gömüyor… Fakat...
Şiir Yerli ve Millî Olmaz: Murat Belge Söyleşisine Dair Bir Çözümleme
Giriş: Eleştirmenin Yalnızlığı Bir eleştirmenin edebiyat içindeki yeri her zaman biraz mahcup, biraz da şüphelidir. Hele ki Murat Belge gibi farklı alanlarda kalem oynatmış, tarihçi, akademisyen, çevirmen, köşe yazarı kimliklerini birlikte taşımış birinin şiir üzerine söylediklerini dinlemek, ister istemez bir “yan uğraş” duygusu uyandırır. Çünkü Belge’nin gözünde roman daha geniş bir alandır, toplumsal panorama...









