Ana Sayfa Kritik

Kategori: Kritik

Yazı
Şiir Yerli ve Millî Olmaz: Murat Belge Söyleşisine Dair Bir Çözümleme

Şiir Yerli ve Millî Olmaz: Murat Belge Söyleşisine Dair Bir Çözümleme

  Giriş: Eleştirmenin Yalnızlığı Bir eleştirmenin edebiyat içindeki yeri her zaman biraz mahcup, biraz da şüphelidir. Hele ki Murat Belge gibi farklı alanlarda kalem oynatmış, tarihçi, akademisyen, çevirmen, köşe yazarı kimliklerini birlikte taşımış birinin şiir üzerine söylediklerini dinlemek, ister istemez bir “yan uğraş” duygusu uyandırır. Çünkü Belge’nin gözünde roman daha geniş bir alandır, toplumsal panorama...

Yazı
PARÇALI YILLAR: YEŞİLÇAM’DAKİ “SEKS FİLMLERİ” OYUNCULARINA HÜZÜNLÜ/TRAJİK BİR BAKIŞ

PARÇALI YILLAR: YEŞİLÇAM’DAKİ “SEKS FİLMLERİ” OYUNCULARINA HÜZÜNLÜ/TRAJİK BİR BAKIŞ

Dolayısıyla mesele aslında “seks filmlerinin” halkı “uyuşturucu” olması vb. değil sekse ilişkin olması! Yeşilçam’da 1970’li yılların ikinci yarısında (1980 yılının ilk aylarına da uzanarak) yaşanmış olan “seks filmleri furyası” Yeşilçam-sonrası sinemamıza ilk olarak Osman Cavcı’nın yazıp Ahmet Çadırcı’nın yönettiği Renkli – Türkçe (1999) ile konu olmuştu. Renkli – Türkçe takriben 1990’larda yani 1999 yapımı bir...

Yazı
ŞEYLEŞME YA DA MASUMİYET MÜZESİ İÇİN “KARANLIK BİR OKUMA”

ŞEYLEŞME YA DA MASUMİYET MÜZESİ İÇİN “KARANLIK BİR OKUMA”

Yıllar önce “masumiyet” ve “müze” sözcüklerinin biraya gelişinden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Çünkü biri diğerini yok ediyor ya da biri diğerini sürekli canlandırıyordu. Sanki yaşamak biraz kirlenmeyi; dolayısı ile antropolojik müze odağından bakarsak, “müze” bu kirlenmeyi, “masumiyet” de bir lotus çiçeği gibi bu bataklığın içinde her an temiz kalmayı ifade ediyordu. Yıllar geçti. Birkaç günde dizi...

Yazı
Masumiyet Müzesi’nde Yarım Kalan Hikâyeler

Masumiyet Müzesi’nde Yarım Kalan Hikâyeler

Çukurcuma’nın sokaklarında bir sonbahar günü kendi kendime kaybolmuşken, tesadüf eseri tanıştığım ve ileride çok kıymet vereceğim bir arkadaşım o gün Masumiyet Müzesi’ni birlikte keşfetmeyi önermişti. Ben de o hâlde önce kitabı okuyalım, sonra müzeyi tekrar gezelim demiştim. İlk ziyaretimiz, kitabı okumadan yaptığımız için biraz bilinçsiz, biraz da duygusuz sayılabilirdi. Çünkü müze, aslında roman karakterleri etrafında...

Yazı
Harari’ye 10 Maddelik Manifesto: Marx’ı Okusaydın Bu Yanlışların Hiçbirini Yapamazdın

Harari’ye 10 Maddelik Manifesto: Marx’ı Okusaydın Bu Yanlışların Hiçbirini Yapamazdın

Sevgili Harari, Senin metinlerin “yanlış bilgilenme” sorunu değil; yanlış rejimin içinde bulunma sorunu. Yanlışlığın tek tek cümlelerinde değil, bu cümlelerin birlikte kurduğu epistemik-politik düzende. Sen okura tarih anlatmıyorsun; okura tarihin nasıl düşünülmesi gerektiğini dayatıyorsun: tür düzeyinde, biyolojiyle yumuşatılmış, kurumları “hikâye”ye indirgemiş, failin adı anılmadan, mülkiyetin dili konuşulmadan. Bu, masum bir popülerleştirme değil; modern ideolojinin en...

Yazı
ARMAGEDDON: SONLA BAŞLANGICIN BULUŞMA NOKTASINDAKİ YIKIM

ARMAGEDDON: SONLA BAŞLANGICIN BULUŞMA NOKTASINDAKİ YIKIM

Bu yazıdaki amaç ileriye bir yeniçağ  episodu sürmek değildir. Toplumsal sorunlar ve karmaşa karşısında estetik standartlar oluşturmak hiç değildir. Amacım bizlere çoktan ışıklarını yakmış olan yeni çağım alametlerini sıralayabilmektir.  21’yy  çağ başında  böylesi vurucu yıkımlarla karşılaşacağı hiç kimsenin aklına gelmemişti. Aklımıza gelmeyenler arasında yığınla tehdit karşıladı insanoğlunu. Yerkürenin isyanı depremler, yangınlar, seller artık dünyanın bu...

Yazı
AŞK: KALPTEN BEYNE, PAZARDAN SANATA

AŞK: KALPTEN BEYNE, PAZARDAN SANATA

Takvimler 14 Şubat’ı gösterdiğinde vitrinler kırmızıya boyanır. Kalp biçimli çikolatalar, gül demetleri, kampanyalı akşam yemekleri… Her yıl aynı sahne kurulur. Kimileri bu günü coşkuyla sahiplenir, kimileri “ticari icat” diyerek burun kıvırır. Oysa mesele ne yalnızca romantik heyecandır ne de sadece piyasa düzeninin bir organizasyonu. 14 Şubat, insanlık tarihinin en eski ve en karmaşık duygularından biri...

Yazı
JOHN BERGER’İN GÖZÜNDEN: ŞİİRDE SESSİZ İMGELER

JOHN BERGER’İN GÖZÜNDEN: ŞİİRDE SESSİZ İMGELER

Şiirde İmgeler Nasıl Düşünmez? John Berger, bir imgeyi gördüğümüzde onun “kendi başına” hiçbir şey düşünmediğini söylerdi. İmge, kendi sessizliğinde durur; onun adına düşünen, anlamı kuran, bağlamı yerleştiren biziz. Berger’e göre imge, ancak gördüğümüzle bildiğimiz arasındaki boşlukta hareket eder. Bu boşluk, hem bizi ona yaklaştırır hem de ondan uzak tutar. Peki bu “imge” dediğimiz şey, şiire...

Yazı
Düşünme Üzerine Düşünme – Metacognition Mercek Altında

Düşünme Üzerine Düşünme – Metacognition Mercek Altında

İnsan zihninin en merak uyandıran yönlerinden biri yalnızca düşünmesi değil; bunun ötesinde, kendi düşünme süreçlerinin farkına varabilmesi, izlemesi ve gerektiğinde yeniden biçimlendirebilmesidir. Bu ikinci mertebe bilişsel farkındalık yani psikoloji ve öğrenme bilimlerinde “üstbiliş” ya da metacognition olarak adlandırılır. İnsanı sıradan bir algılayıcıdan öznel denetim sahibi bir bilişsel aktöre dönüştüren kritik bir zihinsel kapasitedir. Jean Flavell’in...

Yazı
Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar Üzerine Trabzansız Düşünmek

Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar Üzerine Trabzansız Düşünmek

Hannah Arendt (1906-1975) günümüzün küresel akademisinde büyük ölçüde iki imge etrafında değerlendirilmektedir. Bir yanda tam da Türkiye’de okunup yorumlandığı şekilde “totalitarizmi en derinlemesine kavramış filozof”, yirminci yüzyılın karanlığında “saf siyasetin ve sivil cesaretin hür sesi” olarak idealize edilmiş; diğer yanda ise neredeyse –sadece Amerikan akademisinin Siyahi ırk çalışmaları çevreleri dışında– hiç konuşulmayan, görmezden gelinen “öteki...