Lilith, Sümer mitolojisinde yarısı yılan, kanatlı ve baykuş pençeli bir yaratık olarak resmedildi. Sex ve dişilik tanrıçası olarak betimlenen Lilith, günümüzde vamp kadın ve gothic tarzlara esin kaynağı oldu. Sevişirken kimin üstte olacağı mücadelesine indirgenen, sınıfsal bağlamından koparılmış feminizmin grotesk sembolu olarak da kullanıldı. Pseudo-biblik varlık olarak Lilith, alegorik bir anlatım aracılığıyla Eski Ahit’te diablo...
Son Yazılar:
ÇEVİRMEN, KÜLTÜRLER ARASI KÖPRÜ
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
Kategori: Kritik
Don’t Look Up: Tepemizdekiler Üzerine
2021’in son ayı popüler sinemanın pek çok büyük işinin izleyiciyle buluştuğu kritik bir dönemdi. Aralık ayının kritik ve hayli uzun Noel tatilinden ötürü stüdyoların pek çok altın vuruşu bu zaman aralığına sıkıştırması doğal ve beklenen bir hareket. Kimsenin beklemediği ise gündemde en çok konuşulan filmlerden birinin bir politik mizah işi olmasıydı.Dünyaya yaklaşan bir göktaşının keşfedilmesi...
Tarihsel Kısa Bir Döküm: Neymiş Bu Beyaz Türklük?
Bir köpek saldırısı dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan bizi yine bitmez bir kimlik ve hayat tarzı tartışmasına sokmayı başardı. Farkındayız 2013 Gezi sonrası sık sık yapıyor ve de yapacak; çünkü kendinin ve tabanın inandığı “boğazda viski içen masonik solcu”lara karşı tabanını mobile edecek en büyük kozlardan biri bu… Bir çocuğa yönelik üzücü bir pitbull saldırısı sonrası...
Nietzsche: Tarih-Dışı, İnsan, Sanat
Bir tarih içinde yaşıyoruz dolayısıyla eylemlerimize anlam yüklemek lazım geldiğinde ya geçmiş zamana bakıyoruz ya da mantıksal çıkarımlar yaparak geleceğe bakmağa çalışıyoruz. Ama tarihin bize sunduğu veriler içinde kendimizi bulduğumuz anda başka anların varlığına tanıklık ediyoruz. Düşüncelerimizin bağlandığı yer olan anlara tanıklık etme, tarihin dolaysız olarak işlettiği ilişkiler biçimini etkilemiştir. Buna dayanarak çevremizdeki olan biteni...
BİR ADALET ÇAĞRISI OLARAK POLİTİK FELSEFE
Bir kriz dönemindeyiz. Felsefi kavramların sürekli sorgulandığı; insanın ve felsefenin sonunun konuşulduğu bir çağdayız. Ayrıca, adaletsizliğin tekinsiz bir konuk gibi sürekli yanı başımızda olduğu bir dönemi de yaşıyoruz. Post-truth çağı, herkesin kanılarını değişmez hakikatler olarak gördüğü bir çağdır. Hakikatler kesin ve değişmez olunca, adalet çağrısı da beyhude görülmeye mahkumdur: “Hakikat, bütün seferler için bir kereliğine...
GÖKKUŞAĞI MELEĞİ veya KENDİLİK ANITI
Örtü Geçen yüzyılın Marxist filozofu Benjamin, bin marka bir eser satın alıp masasına koymuştu. Bu, Paul Klee’nin Angelus Novus (Yeni Melek) adlı eseriydi. Sonra, Benjamin’in sonu bir trajediyle (intihar) bitecek bütün entelektüel ve yaşamsal serüveninin de temel esin kaynaklarından biri olacaktı bu Angelus Novus. Benjamin’in Modernizm’i kritik ettiği bütün düşünsel uğraklarda, misal; estetik, etik ve...
TÜRK ŞİİRİNDE KANON ALGISI VE ELEŞTİRİ
Okurları kanonla tanıştırmanın denenmiş üç yolu vardır. Birinci yol, klasik olduğu kesinleşmiş bir kitap okutup sonra bir başkasına geçmelerini sağlamaktır; daha sonra daha bir başkasına. İkinci yol, kanonun süregelen kalıcı sorunlarından biri üstünde dikkatlerini odaklaştırmak ve bu sorun hakkında çeşitli eleştirmenlerin neler söylediklerini karşılaştırmalarını istemek; daha sonra da aynı şeyi öteki sorunlar için yinelemektir. Üçüncü...
LA BELLE EPOQUE: AVRUPA MODERNİTESİNİN YALANCI BAHARI
Bazı zamanlar vardır, hemen sonra kopacak fırtınayı ruhunuz duymaz. La Belle Epoque [Fr. Güzel Çağ] da Avrupa medeniyeti için öyle bir eşiktir. Stefan Zweig’ın 1914’ün yaz ayları için “daha huzurlu, daha hoş bir yaz yaşanmamıştır” diye, Franz Kafka’nın I. Dünya Savaşının patlak verdiği gün “Bugün pek bir şey yok. Almanya Rusya’ya savaş açıyormuş. Öğleden sonra...
GENCO ERKAL YA DA PARRHESIA MESELESİ
Temel Demirer ile beraber yazılmıştır. “Eğer nefret ettiğimiz insanların da ifade özgürlüğü olması gerektiğine inanmıyorsak ifade özgürlüğüne hiç inanmıyoruz demektir.”[2] “Düşüncelere işkence edilen bir çağda yaşıyoruz,” diyen James Joyce sonuna kadar haklı. Bunun kanıtlarından biri de “ifade özgürlüğü”nün askıya alındığı coğrafyamızda Genco Erkal’a (GE) yani parrhesia’ya reva görülenler. “Hakikâtin söylenmemiş hâlde kaldığı bir...
TÜRK ŞİİRİNDE POSTMODERNİST ELEŞTİRİ VE KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Türk şiirinde postmodernist eleştiri yalnızca ‘anlamsız şiir’ ve ‘anlamı olan şiir’ karşıtlığı üzerinde odaklanmış görünüyor. Bu kavramların karşılık geldiği pratikleri belirleyen kültürel temeller (kültür endüstrisi), bu yüzyılın başından beri Batı’da yoğun olarak sorgulanmaktadır. Modernist bağlamda kültür endüstrisi, 19. yüzyılın burjuva kültürüyle diyalektik bir karşıtlığı ifade eder. Buna göre 19. yüzyılın burjuva kültürü hâkim sosyo-ekonomik yapının...









