59. Venedik Bienali pandemi sonrası 3 yıl aradan sonra yeniden izleyiciyle buluştu. Tam bir görsel şölene dönüşen bienalin 2000’li yıllardan sonra artık şova dönüştüğü konusu ise hala tartışılıyor. Hatta Beral Madra bu konuda: “ Dünyanın en büyük sergi etkinliği olarak nitelendirilen Venedik Bienali Eşitsizlik ve Neo-kapitalist emellerin ikilem halinde doruğa ulaştığı heterojen bir etkinliktir. Kapitalist...
Son Yazılar:
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Kategori: Kritik
Türkiye’de Edebiyat ve Antikomünizm
Soğuk Savaş’a dâhil oluşla birlikte antikomünizm, Türkiye’de ekonomiden siyasete, ordunun yapılanmasından eğitim sistemine, istihbarat teşkilatlarının işleyiş biçiminden kültür sanat politikalarına uzanan bir genişlikte, devletin mimari yapısının ve devlet-toplum ilişkilerinin ana belirleyeni olmuştur. Bu durumun edebiyat alanına yansımaması elbette ki imkânsızdır. Söz konusu yansıma ise hem sağcı edebiyatçıların solun kültürel hegemonyasına karşı yazdıkları yazılar ve giriştikleri...
Okulu Asmak ya da Modernin Kırılma Anlarında Türkiye Şiirinin Ezoterik Tarihi (mi?)
Dosyalara yazı yazmak zor zanaattır; hele yazılacak şey “resmi tarih” değil onun dışında; yazanın yaşayan olduğu, kırıldığı, büküldüğü, dövüldüğü, sürüldüğü, süründüğü bir karşıt kültür ve onun tarihini satırlara vurmaksa.. Kişi metin eri bile olsa belli tarihsel dönemlerde yaşanan kaçış çizgilerini, “anti kanun/kanon” varoluşları, kendi yağıyla kavrulmayı, dünyayı takmamayı, suyun başını tutan edebiyat/kültür elitlerine eyvallah çekmemeyi,...
ÜLKÜ TAMER: İMGECİLİĞİ YENİ BİR ENERJİYLE AÇIKLAMAK
Edebiyatımızın iyi şairlerinden Ülkü Tamer, 1 Nisan 2018’de 81 yaşında iken hayatını kaybetti. Şairi vefatının dördüncü yılında saygıyla anıyorum. Tamer, “Üşür Ölüm Bile”, “Güneş Topla Benim İçin” ve “Ağıt” gibi hafızalara kazınmış çok sayıda şiire imza attı. Bazıları, İkinci Yeni olarak bilinen grup arasında Ülkü Tamer’i görürken, şair, aslında imgeciliğin ilkelerini ele geçirip onları daha...
EZİLENLERİN TİYATROSU (PANDEMİYE DE) DİZ ÇÖKMEZ
“Perde inmez, müzik susmaz, şiir susmaz, yazı bitmez.”[2] 2020’nin Mart ayıydı. Çin’in Wuhan kentinden başlayan Covid-19 salgını hızla yayıldı. Yerküre yeni bir virüs yayılmasıyla sarsıldı. Her şey alt üst olurken; kapitalist “uygarlık” konusunda söylenecek yalan kalmadı. Pandemi, egemen(ler)in gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Tıpkı Akdeniz havzasında ve Avrupa’da ilk defa VI. yüzyılda ve ardından XIV....
Bir Pencere: Duvarlarda Açılan Gediklerden Sınırların Ötesine Bakmak
Erinç Büyükaşık’ın yeni yılda yayımlanan eserlerinden biri olan Sınırlar Kapalı’yı bu yazımda inceleyeceğim. Bunun için öncelikle yazarın yazın eserlerine değinmek doğru olacak. Daha önce Suya Gazel ve Hep Uzak yayımlanan öykü telifleridir. Bunlardan Hep Uzak yeni baskıyı görebilmiştir. Bunu söylüyorum çünkü birçok yazar ikinci baskıyı göremeyip yitip gitmektedir. Yazarın şu sıralarda yayımlanan bir de romanı...
HERHANGİ BİR YER DEĞİL, BULUŞMA YERLERİ JOHN
JOHN BERGER’İN REHBERLİĞİNDE ŞİİRSEL MEKÂNDA KISA GEZİNTİLER. John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” eserinde yaşamına tanıklık eden bazı mekânları işlemiş. ‘’Görme Biçimleri’’ kitabı ile geniş bir hayran kitlesi kazanan John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” eserinde yaşadığı yerlere ait izlenimlerin, oralara dair bilgilerin, bir yerle benliği arasındaki harcı oluşturan duyguların, o yerlerin kendisinde bıraktığı kalıcı izlerin peşinden...
YABANCI, İNATÇI, YIKIK: EDEBİYATTA YABANCILAŞMA ÜZERİNE
“Ben bir bütünün parçası değilim, hiçbir şeyle bağım yok, dâhil olamıyorum.”1 –Soren Kierkegaard “Her şey bana yabancı, her şey, bana ait bir insan yok, bu yarayı kapatacak bir yer yok. Burada ne yapıyorum, bu hareketler, bu gülüşler ne anlama geliyor? Buralı değilim – başka bir yerden de değilim. Yüreğimin hiçbir destek bulamadığı bu yerde dünya...
Kaos Sevdalısı Beyaz Yakalılar: Uysallar
Netflix’in Uysallar dizisini seyrederken tekrar düşündüm orta sınıf ve sinema ilişkisini. Senaryosunu Hakan Günday’ın yazığı Onur Saylak’ın yönettiği dizi, Maslak plazalarından bir mimar, estetik ameliyatla eski güzelliğine kavuşmaya çalışan mutsuz işletme mühendisi eşi ve ailesi üzerinden, 80 doğumlu bir kuşağı ve orta yaş krizlerini anlatmaya çalışıyor. İlk bölümdeki ritm problemlerine rağmen diziyi sevdiğimi söylemeliyim. Günday,...
Pencere Boşluğundan Sızan Nemesis
Artık mutfak penceresini kapatamıyordu. Anlaşılan, pencerenin metal düzeneği bozulmuştu. Dışarıdan esen rüzgarın duyulduğu bir boşluk oluşmuştu. Füzeler uçuşuyordu dışarıda. Bölgede tekrar bir yangın olursa dairesinin dumana maruz kalacağından korkuyordu. Akşam olmuştu. Pencereleri karartmak gerekiyordu. « Su uyur düşman uyumazdı » çünkü. Pencereye kalın çarşaflar serdi. Camlar kararmıştı, ışık neredeyse yok olmuştu ama çatlaktan hala hava sızıyordu. İnsanlar...









