Heykelleriniz toplumsal yaşamla çok bağlantılı, toplumsal sorunlara çok duyarlısınız, soyut geometrik heykeller yapmanıza rağmen bu sorunları kavramsallaştırabiliyorsunuz. Narin Cinayeti hepimizi derinden sarstı, bu konuda bir heykel yaptınız ve adını ifade edilemeyenler koydunuz, bu heykel nasıl ortaya çıktı. Türkiye’de ömrüm boyunca şuna rastladım, olaylar tekrar ediyor. Narin, Rojin, Güldünya bir tane vaka değil ki çok fazla...
Son Yazılar:
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Tevfik Talha Okan: Mekanın Gerilimleri
Kapitalizmin Kökleri Köleliğe Dayanır
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Kategori: Manşet
Nurettin Rençber’den Hüznün ve Halkın Şarkıları
Nurettin Rençber, adını ilk kez geniş kitlelere duyurduğu Eşkıya Türküleri’nden (1996, Kalan) 5 yıl önce, şu an herhangi bir platformdan ulaşamadığımız Dağ Türküleri ve Deniz Şarkıları’nı çıkarmıştı. 1997’de “Ayrılık Vakti” ve “Ciran” gibi şarkılarıyla yine çok sevilecek olan Kalbimdeki Yangın,1999’da ise bugün de hâlâ çok dinlenen “Karagül” şarkısını da içeren Ay Düşünce çıkacaktı. Rençber’in albümlerinin...
Yaratıcılığın Kıyısında Dengeyi Aramak
Yaratıcılığın kaynağını biyolojik bir süreç mi, kültürel bir birikim mi, yoksa duygudurumun iniş çıkışları mı besler? Bu soru, özellikle yaratıcı zihin mitinin hâlâ güçlü olduğu sanat çevrelerinde önemini koruyor. İşte Prof. Dr. Sibel Çakır’ın 2025 yılında Doğan Kitap tarafından yayımlanan ikinci baskı Dalgalandım da Duruldum adlı kapsamlı çalışması, tam da bu sorularla kesişen bir noktada....
ŞEFFAFLIK VE MALZEMENİN DANSI: NAUM GABO’NUN KONSTRÜKTİVİST DÜNYASI
Modern iletişimin hızının yanı sıra I.Dünya Savaşı’ndan önceki yıllarda Avrupa’da yeni ve tamamen farklı bir sanat anlayışının kendiliğinden ortaya çıkmış olması önem kazanmıştır. Almanya, Fransa, Rusya, Hollanda, İtalya, İspanya ve hatta İngiltere’de Kübizm, Neoplastisizm, Süprematizm, Fütürizm, Vortisizm gibi çeşitli terimlerle adlandırılan bu hareketler, temel tavırlarında fikir birliğinde olan, sanatta gerçekliği (natüralizmi) tamamen reddeden ve saf...
John Ruskin’in Eseri: Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – IV
Çeviri: Deniz Gökduman Gerçek bir manzara ressamı, doğayı olduğu gibi yansıtmakla kalmaz; kurduğu kompozisyona yeni ve uyumlu bir ruh katarak bize estetik bir haz sunar ve böylece kutsal, mitolojik, tarihsel, tür ve portre resimlerinin yanına manzara resmini yeni bir tür olarak ekler. Aynı şekilde Ruskin de, doğayı gözlemleme konusunda bizde sanki bir resim yapıyormuşuz gibi...
Sansür Merkezinden, Basın Müzesine: #Ey Özgürlük Sergisi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nin kapısından içeri adım attığınızda, sadece bir sergi salonundan ziyade, hafızası ağır bir binanın içine giriyorsunuz aynı zamanda. Neo-klasik çizgileriyle 1865’te Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından inşa edilen bu yapı, yıllar boyunca Maarif-i Umumiye Nezareti’ne ve İstanbul Darülfünunu’na ev sahipliği yapmış, hatta 1875’te şehrin ilk uluslararası resim sergilerinden biri yine burada...
KUYRUGUNDA DALGANIN ANISI: ESEN SOLTAY’IN LOGİA’SI
Sonsuz sakinliğin hareket denizinde bazı formlar Esen Soltay’ın önce zihninde sonra da imgeleminde biçimlenirken form ötesi sıra dışı formlara tanıklık yapılır. Dış doğanın somut temsillerinden, yerleşik düzgüden, organik doğanın oranlarından bambaşka bir oran düzenine geçen heykeltraş Esen Soltay’ın üçboyutlu çalışmaları varoluş yasalarına yeni varoluş boyutları kattığını saptarız. Sanatçının ellerinde Bakır, Demir gibi sert madenlerin form...
Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri
Hatıra, bir tür büyüdür; zamanı durdurur, ama aynı zamanda onu bozar. Kelimelerin tam olarak yakalayamadığı bir şeyi hatırlamak, nereden bakarsanız, bir meydan okuma. Bu meydan okumayı göğüslemek için bir nesneye ihtiyaç var; geçmişi bugüne bağlayan kurtarıcı bir imgeye ihtiyaç var. Çünkü geçmişin belleğe kaydedilebilmesi, ancak parçaları bir araya getiren, onları örüp bağlayan bir hiper-nesneyle mümkün....
Enis Batur Denemeciliği Üzerine Eksik Bir Deneme
Enis Batur’un 2014 tarihli “Yazboz” denemeler serisi yalnızca “yazı” kavramını dört koldan kuşatan, tarihini felsefesiyle, sosyolojisini antropolojisiyle, estetiğini edimiyle kavuşturan bir toplam değil. Enis Batur; yazıyı kendi nesnesine yönelttiğinde, edimin nesnesiyle edimi birleştirdiğinde ortaya çıkan yalnızca yazının iç yüzüne açılan bir anahtar deliği değil. Bu denemeler serisi, Enis Batur’un bir edebi tür olarak denemeye kattığı...
Epirus Müziği: Dağların Yankılanan Ruhu
İlk kez Epirus müziğini, Atina’da duyduğum anı hiç unutmam. Nota nota uzayan her ses, havada asılı kalıyor, yankılanıyor, sonra bir başka sesin kollarına düşüyordu. Bu müzik ağlamıyordu ama gözyaşlarını içinde taşıyordu; isyan etmiyordu ama boyun eğmiyordu da. Bulutların arasında kaybolmuş bir Epirus köyünde, hiç tanımadığım insanların arasında, kendimi bir anda binlerce yıllık bir hikâyenin içinde...









