Arter’de usta yönetmen Jonas Mekas hakkındaki en kapsamlı retrospektif yoğun talep üzerine ek gösterimlerle devam ediyor! 31 Ekim Perşembe saat 19:00’da Arada Derede (In Between), saat 20:30’da Henüz Yitirilmeyen Cennet (ya da Oona’nın Üçüncü Yaşı) (Paradise Not Yet Lost (aka Oona’s Third Year)), 1 Kasım Cuma saat 19:00’da ise İlerlerken Anlık Güzellikler Takıldı Gözüme (As I Was Moving Ahead Occasionally I Saw Brief Glimpses of Beauty) filmleri Arter Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gösterilecek. Film gösterimlerinin...
Son Yazılar:
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Gözleri İki Pankart! (Şiir)
ŞAMDANLARI DONATINCA (ŞİİR)
EDİP CANSEVER ŞİİRLERİ ÜZERİNE BİR OKUMA
Kategori: Manşet
ARTER FİLM PROGRAMI JONAS MEKAS RETROSPEKTİFİ’YLE 22 EKİM’DE BAŞLIYOR
Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gerçekleşecek Arter Film Programı dahilinde, haftalık düzenli film gösterimlerinin yanı sıra üç aylık süreçlerde tema veya yönetmen odaklı retrospektifler, söyleşi ve paralel etkinliklerle zenginleştirilmiş gösterimler düzenlenecek. 22 Ekim’de Jonas Mekas hakkında Türkiye’de şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı retrospektifle başlayacak olan program, bir hafta boyunca hem sanatçının yönettiği hem de onun hakkında çekilmiş...
1984 ÜZERİNE…
1984 yılına yaklaşırken, Field Gazetesi Sendikası benden George Orwell’in 1984 romanı üzerine kapsamlı bir eleştiri yazmamı istedi. FNS için her yılbaşı 1980’den beri dört bölümden oluşan bir makale yazıyorum. Başlangıçta isteksizdim. Kitabın neredeyse hiçbir bölümünü hatırlamıyordum ve bunu dile getirdim –fakat FNS’deki bağlantım olan sevimli genç kadın, Denison Demac, bana kitabın bir kopyasını gönderdi ve...
FARKLI MÜZİK TÜRLERİNİN YENİLİKÇİ ÖRNEKLERİNİ SUNAN KONSERLER ARTER’DE
Sahne sanatları, müzik, film, performans sanatı ve dijital sanatlar gibi pek çok alanın nitelikli yorumlarını bir araya getiren Etkinlik Programı kapsamında Arter, Ekim ayında da alanında öncü müzisyenleri sahnesinde ağırlıyor. Güher ve Süher Pekinel’in vizyonu ve öncülüğünde hayata geçirilip 12 yıldır yürütülen, 6 senedir Tüpraş’ın sponsorluğunda devam eden “Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler” kapsamında besteci, şef...
Bahtin ve Dostoyevski: Özgürlük
Dostoyevski, kendi çapından dışarı taşmış bir yazar. Bahtin de öyle. İkisinden öğreneceğimiz çok şey var. Aşk, Özgürlük, Yazı, Kötülük, İnsan, Ruh, Devrim ve Sosyalizm… Bahtin ve Dostoyevski, iki dalda birbirlerine bakan alaca kuşlar gibidir. Dostoyevski kahramanlarının kendilerinin bizim üzerimizdeki etkisinin hiç yitmemesi. Bahtin’in, beden ve yazıyla ilgili felsefi açılımlarının yaratıcılığa katkısı. Benim bir içim var...
Margaret Atwood’un eseri, başka insanların acısından keyif alma ihtiyacımızı tasvir ediyor
İyi tasarlanmış dünya çapında bir tanıtım kampanyası, Margaret Atwood’un The Handmaid’s Tale’inin (Damızlık Kızın Öyküsü) devamı olan The Testaments için beklentileri artırıyor. Bu belki de Gilead Cumhuriyeti’nin karanlık dünyasına olan hayranlığımızın nedenlerini daha derinlemesine incelemek için doğru zamandır. Gilead’ın aşırı muhafazakar Hristiyanlar tarafından yönetildiğini düşündüğümüzde, en iyi başlangıç noktası teoloji olacaktır. Summa Theologica adlı eserinde...
Bir merkez bankası soymak: Devrimci bir fikir-II
Kapitalizmin şu an iki büyük güncel meselesi var: Birincisi hem ABD, hem Çin hem de Almanya ekonomisinden gelen yavaşlama sinyalleriyle birlikte bir küresel resesyon, yani durgunluk dönemine girilip girilmediği, yani kapitalizmin yeni bir krizle karşı karşıya olup olmadığı sorusu. İkincisi ise ABD ile Çin arasında gelecekte yaşanacak çok daha sıcak bir savaşın ön gösterimleri diyebileceğimiz...
Sıradan Kahramanlar Süperlere Karşı: The Boys
Sonunda Süper Kahramanların da maskesi düşecekti. Bekliyorduk ama bu kadar acımasız değil elbette. Son 5 yıldır başta Netflix gibi yapımlarda gördüğümüz, kapitalizme, neo liberal piyasacılığa dönük eleştirileriyle solcu- anarşizan eğilim The Boys adlı dizi de tavan yapmış görünüyor. Evet; ilk sezonu yayınlanan The Boys gerçekten kurduğu dil ile bir “büyü bozumu” yapıyor; tam da Amrika’dan...
Chernobyl: Bir Tartışmaya Notlar…
Önce biraz kişisel bir şey. Uzun zamandır yazı yazmıyorum, değişik nedenleri var: Dikkat dağınıklığı, her yazılan şey hakkında aşırı polemiklere boğulma, dünya siyasetinin saçma sapan bir hal alması vs… Pek anlamı yok gibi hissediyorum bazen yazmanın. Uzun bir yazı için klavye başına oturup notlarımıza göz atmaya başladığımız anda birilerinin zaten yazacaklarımızın önemli bir kısmını yazacağını...
Faşizm sadece antikomünizm midir? : Orhan Koçak’a yanıt
Orhan Koçak, son kitabım “Antikomünizm, Ülkücü Hareket, Türkeş Türkiye ve Soğuk Savaş”la ilgili bir eleştiri/polemik yazısı yazmış. Ben de bu yazıda, Koçak’ın kitaba yönelik eleştirilerine yanıtlar verecek ve polemik konusu yaptığı hususlar üzerindeki düşüncelerimi dile getireceğim. *** Koçak, yazısının ana fikrini yazının adı yapmış ve “Faşizm sadece antikomünizm midir?” diye sormuş. Yazının ilk cümlesinde de...








