Erbil Tuşalp ve “İslâm Faşizmi” ABD’de 19.Yy sonlarıyla 1900’lerin başına kadar olan dönem “Yaldızlı Çağ” olarak da tanımlanıyordu. Ekonomik büyüme (sanayileşme) ile Avrupalı göçmen akımının yüksek olduğu bu dönem için kullanılan kavram, Mark Twain’in 1873’te yayınlanan Yaldızlı Çağ: Günümüzün Masalı romanından alıntılanmış, 1920-30’lu yıllarda kullanıma girmişti. Muckraker, ABD’de İlerleme Çağı’nda ortaya çıkan yerleşik kurumların ve liderlerin yozlaşmasını...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
NEŞE AKSAKAL’DAN TUTUNAMAYANLAR ÜZERİNE YEDİ DERS
Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanı üzerine bir inceleme metni yazma ihtiyacı neden ve nasıl doğdu? Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar adlı romanını aldığımda –yaklaşık yirmi yıl önce- üzerine adımı yazmıştım kaybolmasın diye. Sonra o yıllarda Türk Dili ve Edebiyatı’nda okuyan kardeşimin öğrenci evindeki kütüphanesinde gördüm kitabımı. Benim adımdan sonra kesme işareti koymuş, “ …‘dan kardeşime sevgilerimle….” yazarak kitabımı...
Hasan Aksakal ve Dünyayı Yeniden Büyülemek: Romantizm
Fıkra anlatmak biraz da tiyatroculuk gerektirir. Yüzünüze bir mimik koyacak, belki pandomim yapar gibi vücut hareketlerine bile başvuracaksınız. Bunlar bende eksik şeyler. Fıkra anlatamasam da hiç yazamaz değilim. Yazımızın kapı eşiğinde misafir şekerini peşin peşin takdim eder gibi, durunuz, size ağız tadıyla bir fıkra anlatayım; sonra ciddi mevzuya geçeriz. Kırk sene denizlerde gezmiş, tekneler gezdirmiş...
GÜLTEKİN EMRE’DEN AKROSTİŞ ŞAİR PORTRELERİ
, Gültekin Emre, kendi kuşağının, azınlığı oluşturan birkaç ayrıksı figürüyle ortak özellikler taşıyan, edebiyatın başta şiir, öykü, deneme, inceleme olmak üzere pek çok türünde eserler veren, derlemeler, antolojiler hazırlayan, üretken şairlerinden biri. Yakın zamanda Pikaresk Yayınevi tarafından yayımlanan kitabı, dizelerinin ilk harflerinin yukarıdan aşağıya okunduğunda birer şair ismi oluşturduğu şiirlerden mürekkep; ancak şair, kitabı oluşturan...
“Bu Nasıl Bir Gezegen Böyle, Canım?”: “Wakarimasu, Anjin San!”
BENİM her şeyi bilen bir oğlum var. Bu giriş cümlesini, çocuklarının zekâsını abarta abarta bitiremeyen embesil ebeveynler arasında yerimi almak için söylediğim sanılmasın. Açıklayayım. Her şeyi bilen oğlumla karşılıklı oturmuş öğlen yemeği yiyorduk. Birden aklım çok eskilere gitti ve aralarından birini seçip her şeyi bilen oğluma dedim ki. “Ama bilmediğin şeyler de var. Örneğin, Anjin...
Modern Dünyanın Sorunları Karşısında Antropoloji’ Üzerine
‘Küresel Batı’nın egemenliği son mu buluyor? Bizi nasıl bir dünya düzeni bekliyor? Yapısal antropolojinin kurucusu Claude Levi-Strauss’a (1908-2009) göre Batı, miadını doldurdu, dünyaya örnek olmaktan çıktı, çünkü Aydınlanmacı Batı düşüncesinden totaliterlikler doğdu. Kalkındılar ama bunun bir bedeli oldu. Bilim ve teknoloji ilerledi, böylelikle kitle imha silahları da… 1986 tarihli Japonya konuşmalarından oluşan kitabında Levi-Strauss, insanlığın antropolojiden...
Foucault, Komünizm Karşıtlığı ve Küresel Teori Endüstrisi
Çeviri: ilker Kocael The Philosophical Salon’da yayımlanan “Foucault: Sahte Radikal” başlıklı makalem, siyasi anlamda açıklığı dolayısıyla bazı çevrelerde övgüyle karşılanırken, diğer bazı çevrelerde hararetli tartışmalara sebep oldu ve benden konuyu biraz daha açmam istendi (i). Yazının Türkçe çevirisi vesilesiyle Can Uğur ile yaptığımız mülakatta bana yöneltilen eleştirilerin bir sentezini bulmak mümkün (Dag Eivind Undheim...
YÜRÜMEK ve DÜŞÜNMEK
Üniversitedeyken sık sık parasızlıktan ama bazen de çok sevdiğim için, yanıma kattığım birkaç arkadaşla fakülteden Kızılay’a yürür, Sakarya Caddesi’ne varmadan aldığımız o zamanların nefis Ankara simidini, her zaman oturduğumuz İstiklal Çay Ocağı’nda dişlerken bir taraftan çaylarımızı içer, bir taraftan da hiç bitmeyen öğrenci gevezelikleri eşliğinde yorgunluğumuzu giderirdik. Bu yürüyüşler yıllarca benim ana ulaşım aracım olduysa...
Fallus’un Yitimi, Makinenin Talebi ve Psikoz
Klasik felsefedeki insanın yüce tabiatı karşısına yerleştirilen insanın hayvan tabiatı, başka bir deyişle insan-hayvan ikiliği kuramsal alanda çoktan geçerliliğini yitirmiş bir çatışmadır fakat belki de bunu insan ve makina arasındaki çatışma üzerinden yeniden tanımlamak gerekiyor. “Fallus’un Anlamı” metninde Lacan, Fallus’u, her şeyi bir arada tutan gösterge olarak tanımlıyor [le père est « dans l’anneau qui...
GUSTAVE DORÉ-RÜYA MAKİNESİ
‘‘Ne yazık ki, Bay Gustave Doré’un kötü bir çizer ve kötü bir ressam olarak ününe kötü heykeltıraşlığı da eklediği not düşülecektir. Bu durum ona ne gibi bir fayda sağlayacaktır?’’ 1877 yılında Jules-Antoine Castagnary tarafından yapılan bu sert yorum, hiç şüphe yok ki -olağanüstü bir üne sahip olan illüstrasyonlarını takdir etmelerine rağmen- Doré’un çağdaşlarının pek çoğunun...









