Necdet Şen’in yazıp çizdiği Hızlı Gazeteci 1984-1992 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde günlük periyottaki yayını ile anımsanan bir çizgi roman. Hızlı Gazeteci’nin özellikle devrimci bir genç kadını odağına alan ‘Bacı’ başlıklı serüveni çok ses getirmiş, devrimci çevrelerden sert eleştiriler almak dahil kamuoyunda tartışmalara konu olmuştu.
Şen, Hızlı Gazeteci’nin ilk prototipini aslında Cumhuriyet’te yayına başlamadan dört yıl kadar önce dönemin müzik ağırlıklı popüler kültür dergisi Hey’in yeni yayınlamaya başlayacağı mizah eki Curcuna için yaratmış. Şen, Gırgır’dan ayrılacak bir ekibin hazırlayacağı Curcuna için önce, kendi ifadesiyle, “çıtı pıtı bir kadın gazeteci” karakter yaratmaya niyetliymiş ama Hey’in genel yayın yönetmeni Doğan Şener bu fikri benimsemeyince müstakbel gazeteci karakterinin cinsiyetini “mecburen” erkeğe dönüştürmüş. Derken Curcuna’nın Milliyet’te yayınlanacak duyurusu için bu gazeteci tipinin acilen görsel olarak şekillenmesi ve ona bir ad bulunması gerekmiş. Şen bu hızlı süreci şöyle anlatıyor: “Kafamda salak bir gazeteci tipi var. Oturup çiziyorum alelacele. Nuri [Curcuna’yı yönetecek olan Nuri Kurtcebe] çizdiğim tipi görünce gülüyor ve “gene kendini çizmişsin” diyor. Oysa ben sadece salak bir tip çizmeye çalışmıştım. Oturup kendisi bir şeyler karalıyor. O da kendisi gibi kel bir adam çizmiş. Kocaman çenesi var. Tartışacak zaman yok, iri çeneli kel adama saç ekleyip sayfaya veriyorum.” Şen, gazeteci kahramanının namının Hızlı Gazeteci olmasını yine Kurtcebe’nin belirlediğini ekliyor (*). Hızlı Gazeteci’nin isminin Şaban olması ise muhtemelen Şen’in “salak” bir tip yaratma niyetiyle bağlantılı olarak Kemal Sunal’ın Şaban tipinden esinlenme ya da ona gönderme niteliği taşıyor.
Söz konusu ilan 13 Kasım 1980 tarihli Milliyet’in 10. sayfasında yayınlanacak ve Curcuna 17 Kasım’da yayına başlayacaktı. Hızlı Gazeteci’nin Curcuna’da yayınlanan ilk serüveni yaklaşık bir yıl sonra Ekim 1981’de, daha önce Milliyet gazetesinde günlük olarak yayınlanmış ‘Gündüz İnsan Gece Hırt’ ve benzeri mizahi çizgi romanları da kuşe kapaklı albümler olarak basmış olan Çağdaş Yayıncılık’ın Çizgi Yayınlar Mizah Dizisi’nde Görev Her Şeyden Kutsaldır? başlığıyla albüm olarak tekrar basılacaktı. Çağdaş Yayıncılık bu serüvenin yanı sıra Şen’e doğrudan Çizgi Yayınlar Mizah Dizisi’nde yayınlanmak üzere bir Hızlı Gazeteci Şaban serüveni daha hazırlaması siparişini verecek ve bu serüven de Güzellik Yarışması başlığıyla aynı seriden piyasaya çıkacaktı.
Hızlı Gazeteci’nin bu serüvenleri Cumhuriyet gazetesinde yayınlanacak olanlara oranla çok daha karikatürize çizimler içeriyor; çizimlerin Gırgır ekolünün ortalamasında bir kalitede olduğu söylenebilir. Bu arada Şen Milliyet’teki ilk duyuru için Kurtcebe’nin eskizinden aceleyle rötuşladığı Hızlı Gazeteci simasını, hem başına çok daha fazla saç ekleyerek hem de çenesini hafif kirli sakallı hale getirerek daha da rötuşlamış. Senaryo ve mizah düzeyi açısından ise Görev Her Şeyden Kutsaldır? Hızlı Gazeteci’nin ilk serüveni olma özelliği dışında aslen vasat bir mizahi çizgi roman.
İlk sayfada Ankara Caddesi’nden Cağaloğlu’na çıkarken görülen Şaban, “Pek tahsilli sayılmaz fazla zeki olduğu da söylenemez. Ama bir özelliği vardır ki, işte bunun önünde kelime-i şahadet getirilir: Nedir bu?.. Gazetecilik gibi zor bir zanaatı sigortasız, kadrosuz, primsiz, yan ödemesiz ve ikramiyesiz bir onbin lira maaşla sırf vatan-millet ve biraz da “fors” aşkına yapmasıdır…” diye tanıtılıyor okuyucuya.
Bihaber adlı bir gazetede çalışmakta olan Şaban, (Fatoş çizgi romanlarında Basri’yi her fırsatta kovmaya hevesli patronu çağrıştıran) yazı işleri müdürü Sert Sait tarafından Mualla Bülbülses adlı ses ve sahne yıldızının intihar girişimini haberleştirmekle görevlendirilir. Bu intihar girişimi aslında Bülbülses’in basında yer almak için uydurduğu fason bir girişimdir. Fakat bilahare Bülbülses mafyatik sevgilisinin rakipleri tarafından kaçırılınca Şaban kendini gerçek bir haberin kovalamacası içinde bulur.
Görev Her Şeyden Kutsaldır?’da Bülbülses’in hizmetçisi Fadime’yle yakınlaşmaya çabalayan Hızlı Gazeteci çapkın ya da belki daha doğru bir ifadeyle çapkın olma heveslisi bir tip olarak resmediliyor. Serüvenin ritmi fena değil, özellikle kaçırılma olayı gerçekleştikten sonraki kovalamacaların temposu yüksek ama olay örgüsü esasen kovalamaca ağırlıklı olarak bir hayli yalın. Hiciv unsuru da sanatçıların basında görünür olmak için yaptıkları numaraların teşhirinden ibaret.
Güzellik Yarışması ise son derece kalburüstü bir çizgi roman. Hatta ilk izlenim olarak Görev Her Şeyden Kutsaldır? ile aynı senaristin kaleminden çıktığına inanmak zor dahi diyebilirim. Burada söz konusu olan Şen’in çok satan popüler bir derginin mizah ekine yapacağı işte kendisini daha konvansiyonel bir çalışma ile koşullandırırken biraz daha farklı bir mecra olan müstakil bir yayın için kendini daha özgür hissetmiş olması olabilir.

Bu ikinci Hızlı Gazeteci Şaban serüveni alışıldık anlamda bir “serüven” içermiyor. Hızlı Gazeteci burada daha çok anlatıcı konumunda ve okuyucuya çarpıcı, şaşırtıcı, heyecanlı bir olaylar dizgesi değil bir güzellik yarışmasına ilişkin olağan akış üzerinden karakterler ve durumlar sunuluyor. Güzellik yarışmasında sonuçların açıklanmasının hemen öncesinde başlayan çizgi roman geriye giderek Bihaber gazetesinin tiraj artırma kaygısıyla bir güzellik yarışması düzenleme kararı almasını, Şaban’ın Gülseren adlı bir komşusunun yarışmaya katılmak için anne-babasını ikna süreçlerini, jüri üyelerinden birinin kendisine ilgi göstermesini aktarıyor ve nihayet final gününe tekrar bağlanıyor.
Güzellik Yarışması’ndaki hiciv unsurları çok yönlü. Bihaber çalışanlarının tiraj artırmak için Sert Sait’e yaptığı öneriler arasında “çıplak kadın resmi basalım” da var, “İslam ansiklopedisi verelim” de! Gülseren’in anne-babasının kızlarının güzellik yarışmasına katılmasına izin vermeleri ricasını önce “namus” kaygısıyla reddedip birinciye verilecek ödüllerden haberdar olunca gönüllü olmalarındaki riyakarlık da iyi işlenmiş.
Bu arada Şaban’ın başlardaki bir rüya sahnesi dahil Güzellik Yarışması’nda birkaç karede üstsüz kadın çıplaklığı da sayfalara yansıyor ki bunlardan birinde kadın avcısı jüri üyesinin karısının, kocası kendisini aldatırken eş zamanlı olarak, yatağına bir köpek aldığının resmedilmesi çok beklenmedik bir temsil.
Necdet Şen Güzellik Yarışması’nda kendisini de anlatıya dahil etmiş, Sert Sait’e güzellik yarışması düzenlenmesi fikrini adeta talimat verircesine sunan Necdet Şen olarak resmediliyor, üstelik doğrudan adı da verilerek. Aslında Türk çizgi romanında yaratıcıların çizgi romanların içinde görünmesi çok nadir değil; örneğin 1960’larda Yuki çizgi roman dergisinde Yuki ve arkadaşlarının bir yılbaşı kutlamasına Orhan Boran’ın da katıldığını görmüştük.
Güzellik Yarışması’nın anlatım açısından esas özgünlüğü zaman zaman ironik olarak yazısız anlatıma başvurulmasında. Necdet Şen’in anlatıya ikinci kez dahil olması ilkinden farklı olarak anlatının kurgusal evreni içinde görünmesi ile değil anlatıcı konumdaki Hızlı Gazeteci’nin anlatımını bir yerde “Pardon! Ben iki saniyenizi alıcam” diye bölerek yeni bir anlatıcı konumunda devreye girmesi ile oluyor: “Bazı “üstad”lara göre karikatüre yazı yazılırsa o karikatür mundar olur! […] O nedenle yazı yazmaya biraz ara verip “makbul” karikatür yapmaya çalışacaaam!… Bismillaaaaaah!” Şen’in burada karikatür ile çizgi roman ayrımını, muhtemelen mizahi çizgi romanı karikatür ile eş sayarak yok sayması bir yana, bu araya girmeden sonra çizdiği yazısız tam bir sayfa oldukça başarılı. Fakat ironinin doruğu ise bir sonraki sayfalarda ikinci kez yazısız anlatıma başvurulduğunda geliyor. Evli bir kadın kendisine kalp işareti gönderen kocasına kadın arkadaşlarının nasıl pahalı takılar taktıklarını konuşmadan anlatmaya çalışıyor ama adam bir türlü anlayamayarak sürekli soru işareti veriyor; sonunda kadın “Aaaay yeter! Çatlicam şimdi!..” diye feryat ediyor.
Güzellik Yarışması tüm meziyetlerine karşın sorunsuz bir çizgi roman değil. Hatta anlatısını bağladığı noktadaki vurgulardaki kaymalar ve eksikler, kadınlara çalışma yaşamına katılmalarını vaaz etmesi her ne kadar “iyi niyetli” olursa olsun, çok sorunlu. Hızlı Gazeteci Şaban (bazı) kadınların zengin koca arayışına bel bağlamalarını eleştirirken bir yandan çalışmayı salt kamusal alanda ücretli çalışmaya indirgeyerek evli ama “çalışmayan” (!), ev işi yapan, çocuk yetiştiren ev kadınlarının bu ev işlerindeki ücretsiz, başını sokacak bir çatı ve boğaz tokluğuna emeğinin yok sayılmasına dolaylı yoldan ortak oluyor, öte yandan kadınların çalışıp çalışmamaları sanki sırf onların bireysel tercihlerine bağlıymış da kamusal alandaki çalışma yaşamına katılmalarının önünde toplumsal ve kültürel engeller yokmuş gibi konuşuyor. Necdet Şen yeni çizgi roman kahramanının kadın bir gazeteci olmasını tasarlarken buna dahi izin verilmemiş olmasının ışığında pek yaman bir çelişki bu…
(*) Necdet Şen, ‘Ve Karşınızda Hızlı Gazetecinin İlk Macerası…’, Hızlı Gazeteci Otuzbirinci Kitap: Görev Her Şeyden Kutsaldır (Parantez, 2004)


Bir Cevap Bırakın