Fredric Jameson’ın entelektüel hayatının tüm izleklerini anlattığı 2014 tarihli bu söyleşisi “Antikler ve Postmodernler: Formların Tarihselliği Üzerine” adlı kitabının İspanyolcaya çevrilmesinin şerefine yapılıyor. Bir nevi Jameson’ı haritalamak da denebilir. “Antikler ve Postmodernler” Türkçeye 2018 tarihinde kazandırıldı. Türkçe altyazı için CC’ye tıklamanız yeterli. Kanalımıza Kreosus veya Patreon üzerinden destek olmayı unutmayın: https://kreosus.com/terrabayt https://www.patreon.com/terrabayt https://terrabayt.com Twitter: https://twitter.com/Terrabaytt...
Son Yazılar:
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Herbert Melzig ve Atatürk
Miz Volume XII
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
Kategori: Manşet
Thersites ya da doğruyu söylemek
Yok yok! Keratanın biriyim; işin alayında, aşağılık serseri; pisin biri. Thersites Tam dokuz yıl olmuştur. Troya sahillerinde, hala güneşin balkıdığı ovada, tunç seslerinin birbirine karıştığı korkunç çarpışmalar olmaktadır. Tanrı ve tanrıçaların tarafı olduğu bu savaş kılıçlar, kalkanların çangırtısıyla kapkara kan ile kaplar surların diplerini. Ova Tanrıların da içinde olduğu savaş naraları ve şan peşindeki...
179. Sayfada Yaşayan Bir Roman Kahramanı Var
Ben bir roman yazarıyım; tanıyorsunuz, adım Mahmut Şenol. Bütün roman yazarları gibi tuhaf huyları, takıntıları ve tutturakları olan birisiyim. Bu garipliklerimden birisini son romanımda, yaşayan ve gerçekte var olan bir roman yazarını kendi romanıma davet etmekle yaptım. Fakat, öte yandan, roman kahramanlarını bir kez yaratınca onların yaşadıklarını da bilmez değildim. Sonra bir baktım ki, gerçeğiyle...
Yiğit Yavuz ile John Milton ve Yitirilen Cennet Üzerine
Şeytan’ın isyankâr melekleriyle oluşturduğu konsey ve bu konseyde yapılan tartışmalar, Milton’ın geçmişindeki politik tartışma ortamlarını aklımıza getirebilir. Yiğit Yavuz’un Türkçeye kazandırdığı John Milton’ın Yitirilen Cennet kitabı İthaki Yayınları tarafından yayınlandı. Deneyimli çevirmen ile Milton ve çeviriyi konuştuk. – Batı edebiyatının temel metinlerinden Yitirilen Cennet’i dilimize kazandırdınız. İlk defa karşılaşan okurlar için ana hatlarıyla Milton...
Ütopik Beden: Michel Foucault, bedenin sınırlarını ve sınırsızlıklarını anlatıyor
Ünlü filozof Michel Foucault, 1966 yılında radyoda okuduğu bu meşhur metninde beden ütopyasını, bedenin sınırlarını ve sınırsızlıklarını şiirsel ve felsefi bir dille anlatıyor. Çeviri: Ayris Taban
Queer ve Feminist Pratiğin Performans Sanatıyla İç İçeliği Üzerine Bir Deneme-1
Performans sanatının ana ögesi olan beden temsiliyeti 1960’lardan günümüze dramatik hatta distopik dönüşümler geçirdi. Bedeni gösterileştirmek, abu gösteride kurulu tahakkümleri görünür, eleştirilir ve hatta alternatif bir yaşam modelinin hayalini gerçeğe dönüştürmenin anahtarı yapabilir. Queer teorinin ve feminist söylemin zengin argümanlarıyla oluşturduğu tartışma ortamı, alanlara dökülen insanların sanatın bütün yaratıcı kodlarını da üstlenerek geliştirdiği -ben...
BENİM GÖNLÜM BİR KELEBEK veya LOCKED-IN (Kilitli kalma) SENDROMU
Truffaut’un ilk ve belki de en bilinen ve takdir edilen filmi ¨400 Darbe¨ uzun bir Paris sahnesiyle açılır. Çok da hızlı ilerlemeyen üstü açık bir aracın içindeki yolcunun gözünden 1950’lerin Paris’ini hüzünlü bir melodinin eşliğinde izleriz. Görkemli anıt yapılar, şehrin bilinen mimari özelliklerini taşıyan binalar ve etrafında dönülüp dolaşılan, sonunda yakın planda görülen ama arkada...
Hayatın Yumulu Avucunu Açmak İsterken
“Yıllar geçti. Evrenin yaşı. Tapınaksız çağlar.” TEKNELERİN pruvalarında bulunan gemi başı süslerinin çoğu, yüzyıllar boyunca adları bilinmeyen ustalar tarafından yapıldı. Bunlar çoğunlukla ahşaptan oyulan kadın figürleriydi. Bir ya da iki göğsü açıkta gösteren bu tür figürler hem ticari gemilerde hem de savaş gemilerinde popülerdi. Denizciler batıl inançları olan insanlardı. Onlara göre gemideki kadınlar şanssızdı ve...
Gündemden Uzakmış Gibi Bir Film: AÇLIK
Film yeni sayılır, 2018 yapımı; Türkiye’de ise Daha İyi Bir Hayat adıyla ve Türkçe dublaj eklenerek henüz dolaşıma sokuldu: Danimarkalı Michael Noer’in yönettiği ve senaryosunu Jesper Fink ile yazdığı filmin orijinal adı Før frosten (Before the Frost).[1]Pek bilindik değil, gürültüye gidecek gibi de duruyor.Norveçli Knut Hamsun’un romanı ise oldukça eski ve yeterince bilindik, hatta klasikler...
“ORPHEUS İLE EURYDICE”Yİ YENİDEN OKUMAK-II:
ÖLÜMÜN “DERİNLİĞİ”, ÖLÜM DIŞI İZLEKLER VE ÖLÜM EDEBİYATI Bir önceki yazıdai, Orpheus ile Eurydiki mitini ölüm üzerine düşünmeden okumanın imkânsızlığını vurgulamış; ancak yüzey-katmanında ölümün kaçınılmazlığına gönderme yapan söz konusu bu mit ile, aslında kaçınılmazlığına rağmen, ölüme karşı direnç göstermenin “beyhude bir çaba” olarak dikte edilmediğinin, bizzat öykünün içeriğinden anlaşılabileceğine dikkat çekmiştim. Bu vesileyle de mitolojik...









