Şehrin tokluk yerinde perdeler çekili sürekli Sen yürümekten başka bir şey düşünemezsin. Orada duvar garip bakar insana Sen yürümekten başka bir şey düşünemezsin. Karanlıklar küstahça dökülür balkonlardan Sen yürümekten başka bir şey düşünemezsin. Yarım yüzyıldan fazla insanın içindesin belki Sen yürümekten başka bir şey düşünemezsin. Üzerine düşecek bütün göz kamaştırıcı elmaslar...
Son Yazılar:
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
Kategori: Litera
SALİH BOLAT’IN ŞİİRİNDE ‘ZAMAN’ İMGESİ
13 Şubat 2022 tarihinde yitirdiğimiz önde gelen seçkin şair, eleştirmen, çevirmen, deneme yazarı ve akademisyen Salih Bolat, kendi şiiri için gereken besini içine çektiği kendi coğrafyasında, (pastoral Akdeniz manzarasının daha sonra onun için basit ama yoğun bir şekilde evrensel bir manzara olduğu ortaya çıktı) demokrat bir ailenin içinde doğdu ve Akdenizlilerin yalnızlığından endüstriyel Ankara, İstanbul...
SÜBÜL (ŞİİR)
Sonunda nadir de olsa görmüştük, geyik dili kullanan ağızları, filkulaklarını nadir de olsa tenhalarda, yılkı atlarının sırtında büyüyen yüklerle, kafası karışık yerlere ihaneti harlayan balyozların bakışlarında yanan yıkılan hükümranlıklarla, suya düşmüş bütün konuşulanlarla görmüştük ya fıs diyormuş banlar, taze meyvalı akşamlar fıs diyormuş heman. Hayatların boyu kısalıyormuş. Peştular sübülde. Çiçekler sübülde. Güz yanaklı hayınlar, sübüldeymiş....
BELKİ… (ÖYKÜ)
İlk Mevsim Dar, uzun cadde boyunca kaldırımlarda suskun ağaçlar ve yalnız başlarına sokak lambaları sıralanıyordu. Ağaçların türlü yeşilleri, lambaların huzurlu sarı ışığı sessiz, sıcak yaz akşamında oradaydılar. O akşam, arabada onu beklerken kaç kez geçirdim aklımdan: “Ah, ne yapıyorum burada, ait olmadığım bu yakada. Pek tanımadığım o genç kadını niye bekliyorum?” Ve kaç kez geçti...
tarihçe (şiir)
bizimkiler doğuştan vejetaryendi artık her öğün televizyon yiyoruz annem peştamalını sandığa kaldırmış babam alışamamış balkon sohbetlerine ninemin walkmanla flörtü yeni ilk öpülüyor kulaklarından dedemden sonra ve halay’ı videodan çekiyoruz kaç yıldır doğayı saksılardan içimize toprak dedemi otuz yıl önce çağırdı o zaman körfez ısmarlıyorduk sevdiklerimize ve badem ve yemiş ve izmir üzümü şimdi çekirdekli bir...
YAĞMURDA (ŞİİR)
demir parmaklıkların ardında bir güvercin kanat çırpmaktadır gökyüzünün maviliğine. bir duaya zemin hazırlamaktadır yaşam bir çiçekten hakkını almaktadır bir arı. ya da bir kadın, çok sevdiği bir şeye bağlanmaktadır yeniden. yani bir insan kendi elleriyle tutunmalı yaşama! sokaklar eskimiyor sen geçip gidiyorsun sadece. geçip gidiyorsun aynı yolları yürüyerek tekrar ve tekrar gelmek üzere. belki bir...
45’lik Plak (Şiir)
Ceddim maraba Evliklerde uyanırdım. Bunca yorganın ne işi vardı? Sahi kuşluk vakti yine bir yezidi maruldan mı çekinir? Saklı yerlerinden serpilir Mor-kidem ve benek-şem Silik kadınlarda tekrarladım susmayı ve kumarın heyecanlı yanı Muğlaklığı sindiremem Bileklerimden seçilir damarlardan ayrılan lifler… Aşırılığın soysuz bezirganlığıyla Göz-bebekler gebe bu coğrafyada Kromozomu yoktur kim bilir Fazlasında otistik hülyalara sapkın İtiraf...
Nasılsın (Şiir)
Biz ölüler arasında yürüdük -Nasılsın? -Ağaç kadar görkemli Olduğum yerle olduğun yerin -Nasılsın? -Bir ucundan kendimi tutmuş Tünel var arasında -Nasılsın? -Üç boyutlu biri Geniş ve ışıksız -Nasılsın? -Şiirin bir ucuyum Kaç bin kilometre ötede -Nasılsın? -Uzun bir köprü Benim kaybım var gelin arayalım -Nasılsın? -Geniş zamana karşı uçak Uçakların ilki, vapurların sonu -Nasılsın? -Vapurlar...
silikozis! (şiir)
silikozis ölümün tezgâhında yaşamın sevinci taranıyor eşin dostun telaş içinde ve takatten kesilerek sendeliyorlar yaban sularında. silikozis gençliğinden hayır görmemiş bir ömür salıncağa biniyor ve sokak sokak kendini arıyor ki gecenin kundağında birkaç ışıltıyı aşırsın diye gençliğinden. silikozis elinin terinde bir mevsim ufalanıyor karın tokluğuyla senin gurbet diyarında. ve ağarmış mavi bir...
VODVO SÖYLENCESİ (ŞİİR)
Sisinde saklıydı külüm. Yer çekimini öğrendiğim günden beri uçamadım bir daha. Yalnızlığın ezik boğuntusunda yılgın küf kokusudur senden önce içime çektiğim nefes. Uzak yollara açılan bir kapıdır gözlerin. Bakışın –karanlık! Birçok şeyin habercisi. Paradoks! Siliniyor ayak izlerimiz. Gök sustu, niye? (Sessizlik) Sisinde saklıydı dağım. Susam sokağından çıktığım günden beri mutlanmadım bir daha....









