Kamer demiş hançerim mehtap kazır her gece Sizin Hanımefendi yutağınız al yaprak Aşırı teessürden tefessüh etmiş damak Kemik öbür kemiği kırarak burkuluyor Derhal açardım ama gökgötürselim kalkıyor Modern tıbbın bir başyapıtı olarak Şafak sökmeden önce RH Bisturya’ya Dilin gölgesini görmek istiyor baksı Kırçlı dudakta çünkü çok liken birikiyor Öpmeyen, öptürmeyen ağzında cadalozun ...
Son Yazılar:
Serdar Koçak’ın Dilinde Egemenlik, Aidiyet ve Özgürlüğün İmkânsız Anatomisi
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Kategori: Litera
BEN DE UYUMALI UYUMALI VE KANITLAYAMAMALIYIM İKİMİZİ HİÇBİRİMİZ OLMADAN GÖRDÜĞÜMÜ (ŞİİR)
I Denizlerin Samanyolu Kuru toprağın göğünde Yıldızlar kaymaya başladığında, Islak topraklar suyun üstünde yakar Kendi Samanyolu’nu. Denizlerin göğü suyun yüzüdür, Her zamanki geceniz için Yanar denizin ateş böcekleri. İki gök arasında Sallanması durana kadar bekliyor Meyhaneden yeni çıkmış biri. Midesinde, susamadığı Ama dinlemedikleri sözler de çökünce yerlerine; O da kumların üstüne çizilmiş Bir evin kapısına...
ikinci perde (şiir)
mevlana apartmanı 13 numara cumaları işkence nadası fetvası verdi, hocaefendi, ohh ramazanlarda otuz gün nefsinizi azdırmayın vaazı video konferansla ama mevlana apartmanı 5 numaradaki mücahitler: işkence yapmayı özledim, diyorlar, mümin! şu iftar bi bitsin, selamın aleyküm ev ampullerini yakan dini bütünlerin sözü bir edercesine haset kahkahalarını yankılarıyla işitiyorum apartmanımın 13 numarasından iftar lokması ağzında, güya...
MEZARNAĞMELER
sınır stelindeki meriteton: “akhetaton’un doğu dağı benim de mezarım olsun. babam aton’un benim için belirlediği milyonlarca yıl yaşasın ka’m. firavunun kızı [ben] meritaton’un cenazesi bu milyonlarca yıl buraya… büyük kralın hanımı nefertiti’nin başka bir yere gömülmesine izin verin, babam aton’un onun için kararlaştırdığı milyonlarca yıl kalacağı oraya.” derkenar: piramid ölümsüzlüğün sınır...
DÜNLERDEN YALNIZ (ŞİİR)
Dünleri biriktirdik Düğümlerde üfleyerek İçimize serpilmiş Bir avuç ölü toprağı Uyuşan parmaklar Ovuşturuluyor Kenarında dünyanın Önce kalem tutan Sonra yüzüğe boğulan Sırayla Serçe şimdilik suskun Birbiri ardına uluyan Köpekler gibi Takip ve yorgun sesleri Taşıyor boğaz Tadı tuzu kalmamış Abla Pamuklara sarıyor uykumuzu Dünleri uyuyoruz hâlâ Düşümüzde Bir yalnız orman uğultusu _____ NOT ELEŞTİREL...
BİR, BUÇUK BAHAR (ÖYKÜ)
Dün akşam iş yerinden arkadaşlarla iki kadeh içip beş günlük ofis yorgunluğunu birazcık olsun omuzlarımdan atacaktım ama öyle olmadı. Birkaç saat boyunca birim şefinden, müdürden, verilecek zam oranından, torpilli mühendisten konuşup kafa şişirdik. Gittiğimiz barın duvarları şimdinin modası tanınmış şairlerin, şiirlerin, yazarların, özlü sözlerin, dönemin devrimci önderlerinin fotoğraflarıyla kaplıydı. Bir ara arkadaşlardan biri duvardaki fotoğraflardan...
MUHTEŞEM (ŞİİR)
Ben hayatta en çok Süleyman’ı sevdim Adı gibi muhteşemdi Doğuştan bir beyefendi Süleyman Efendi Bir fenomendi. Kimine bir anneydi Kimine bir baba veya bir erkek kardeş Ama her sevdiğine gerçek bir eş Gerçek bir sokak efsanesi Hatta efsanelerin en gizemlisi Kedilerin ve kendisinin efendisi Eşsiz bir marka gibiydi “Çirkin Süleyman” Çirkinlerin en güzeli Onu herkes...
Tozu (Öykü)
“Arada sevda varmış gız annem./ Sözü verdik biz bize.” Anonim-Çankırı Türküsü “Darbuka solosu uzun olan türkülerde tasa, basa basa doldurulan kız annem leblebi de lüks karışığın içine girmeye hak kazandı.” Gram kıra kıra kuyumcuya dönen terazibaşı koltuğu oldum. Adeta altınzade. Altunizade’yle altınzade arasındaki yedi farkı bulunuzu geçmem için köprüsüz otoban yolum gerekse de şimdilik...
Lužánky Park’ta Akşam Senfonisi ya da Atlıkarınca (Şiir)
yepyeni bir gül resmi çiziyorum şakaklarıma avurtlarımda göklerden habersiz, yalımsız bir çiçek açıyor boynumdan geçen akislerin, haberi yok akşamüstlerinden peki ya Cevriye? iki büklüm, bir köşede geçirir kışları çocuk doğurur, ekmek yapar kimsenin haberi yok gözlerinden ılık bir kan dökülse de genzimden, yaşamakları seçtim ben istemezdim böyle olsun senelik refah payı ve yüzde on beş...









