Yağmur doğum günüm benim Umuttu karanlığı delip büyümek Güneşe uzansam kızarlardı belki Gölgeye saklansam hüzün Biraz çıplaktım ve tek Kır uzakta, saksım dar Kuş olsaydım derdim, toprak gücenirdi Uslanacak gibiydim balkon göklerinde Hem meraktı hem korku gelecek Hüzünler sevinçlerle denk Kolay değil bir tohumdan dünyaya yürümek Öyle çok sevenlerim de vardı Okşarken...
Son Yazılar:
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kategori: Litera
İşte Baş İşte Gövde İşte Kemikler (Şiir)
Vulkan selamıyla uğurla beni, parmaklarının ucundaki hüthütle Yıldızım ol, uzayımda kal, güneşin doğuşuna, sokağın batışına, elhamrasına Yazılıp gel, yokluğunu yiğitliği bilmiş birinin hesap soruşuyla kederinden Bir yasak korkuyu yürüdüm düzlüklerde dağların bilmediği Her kaçak gülüşün kendi dalının çarmıhına gerildiğini gördükçe ümitsizce Bildim yolun kiniymiş meğer yolculuklar boyu göçtüğüm serüven Kendine çıkıyorsun yine kendin olma künhüne...
ŞİİRCİ NOTLARI-6
Biz büyük derinliği sadelikte yakalama peşindeyiz dediydi biri. Yakalanan parlak ve pulsuz şeyi gösterirlerse eğer, en çok ben sevinirim. Sadeliğe, çalışarak, didinerek ulaşmadıysanız, çoğu zaman sığlığa kayarsınız, dediydim bir yerde, ona cevap mıydı neydi arkadaşın söylediği. Artistik güzelliğin dışında, mutluluk bile sükunettedir, sadeliktedir bir bakıma. Ne ki sadeliğe sadelikten giriş yapmak, bir düş ...
Birgül’ün Düşü (Şiir)
Aramaya başladığında bulmuyorsun Aramayı bıraktığında başlıyor düşün Kimseyi bulmuyorsun Kimseler bulunmaz aradığında. Oldu şimdi bak Öldü içindeki bütün sevinçler Büyümedin, yürüdün sen Yürüdün geçtiğin yolları yeniden Yeniden katettin belki de. Büyüttün ya da içindeki çocuğu Ya da öldürdün onu. Kimseyi bulmuyorsun bak Yürümenin cazibesi bu. Mahkum ettin yeniden Yaşamaya kendini Yeniden...
HER ŞEY İKİNCİ KADEHTEN SONRA BAŞLAR (ŞİİR)
Her şey ikinci kadehten sonra başlar; Birinci kadeh ordadır, giriştir, ‘tat’dır, Dolanır çevrende, yoklar seni. Yoklanmak kimin neyine? Gururdur herkes. Her şey ikinci kadehten sonra başlar ve şarap Suçsuzluğunu bilerek akar kendi renginde. Resim: Morandi
SONAT ve İKİ ADAM (Şiir)
Kışa girmek üzereydik. Armada’daki Remzi Kitabevi’nin ilgili raflarını İndirdikten sonra, Koltuklara çekilip Ayrı ayrı seçtiklerimize Göz atmaya başladık. Çok geçmeden, Jean Tardieu’nun “Oda Tiyatrosu”nu havada sallayarak, “Bulduk.” Dedim. Kitap kısa oyunlardan oluşuyordu. Peş peşe Üç oyun oynayacaktık. Seçtiğim oyunlardan ikisi: “Gişe”yle, “Sonat ve Üç Adam ya da Müzikten Nasıl Söz Edilir”di; Diğerini hatırlamıyorum. “Gişe”yle...
bekliyor olmanın küçük görkemli zamanında… (şiir)
kirlendiğim yerden sevme beni biraz bekle pencereden ağaçlara bak kuşların havalanışına tekrar konuşuna bak biraz bulutları düşün çimenleri uzanışı çocuk oluşun sereserpeliğini düşün dudaklarını ıslat derin bir nefes al daha ne kadar kalabileceğini düşün gövdemin etrafında ömrünü düşün birlikte yaşlanabilir miyiz biliyorsun yaralayıcı ve okunaksız seyir defterimin son sayfaları bir binanın 9’uncu katındaki camları silen...
Evlilik Teklifi (Öykü)
Kazancı Yokuşu’ndan soluksuz çıkıp, Maçka Parkı’na yürüdüm. Askerlik günleri… Bir sarhoşluk sabahı. Kendini uzay imparatoru ilan etmiş berduşun yanına, banka çömeldim. Rütbesiz asker ve bir uzay imparatoru… İmparator şişesinden kırmızı salyalı yudumlar çekip, askerlerine “Öldürün!” emri yağdırırken; mavi gezegende, nikâh salonundan, kuğular misali bir gelin çıktı. Fransız güpüründen gelinliği. İnce, uzun ve karaşın. Yalnızdı gelin,...
Nazım Hikmet: Kolektif Hafıza Bizi Unutana Kadar
Nazım’ın şiirinde, her seferinde varlığını sararken, bilincini de bir katarsisle açan, en az üç tanesini tanıdığı, “ani fırtınaların” izleri sürülebiliyor: Birinci fırtına, en sevdiği amcası Mehmet Ali’nin Çanakkale Boğazı’nda diğer kırk bin genç subayla birlikte şehit edilmesi olayıydı. Bu kayıp, genç Nazım’ın uykudaki politik volkanını harekete geçiren bir kıvılcım olma özelliği taşıyordu. Nâzım Hikmet...
Cumartesi Anneleri’nin 1000. Buluşması için bir şiir anıtı
Kayıp yakınları doksanlı yılların ortalarından beri Galatasaray meydanında buluşuyor, tüm baskı, yıldırma, engelleme girişimlerine karşın büyük bir umut ve inatla kaybedilen çocuklarını aramayı, kayıplara dikkat çekmeyi sürdürüyorlar. Cumartesi Anneleri’nin 1000. buluşması uzun süredir ablukaya alınarak engellenmeye çalışılan Galatasaray meydanında, geniş bir katılımla yapıldı. Cumartesi Anneleri’nin kaybedilen çocuklarını arayışları, bu uğurda verdikleri mücadeleler bir şiir kitabına...









