“Onu bir gün sokakta buldum.” Kerem, siyasi domateslerin hikâyesini anlatmaya böyle başlıyor; yani siyasi domateslerin hikâyesi olduğuna inandığı hikâyeyi. Her zaman aynı şekilde, aynı ilk cümleyle başlıyor: Onu (bahsettiği “o” benim) bir gün sokakta nasıl buluşuyla. Kerem ona anlattığım hikayeyi dinleseydi – tanıştığımız yaz, akşamdan kalma yatağında yatarken ona kahvaltı hazırladığım sabah – siyasi domateslerin...
Son Yazılar:
ÇEVİRMEN, KÜLTÜRLER ARASI KÖPRÜ
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
Kategori: Litera
Hasta Çocuk (Şiir)
ÇOCUK. Ah anne, alnıma koyuver elini! Ah anne, anneciğim, neredeyim ben şimdi? Neden bu oda böyle kasvetli ve kocaman? Neden ben böyle geç saatlere dek uyuyamam? ANNE. Korkma sakın: gece durgun. Sana kötülük edecek hiçbir şey yok burada – Bütün şehri aydınlatan lambalardan başka, Ve senden başka tek çocuk yok uyumayan. ÇOCUK. Anne, anneciğim, kulağıma...
#eklitera Şubat Şiir Seçkisi
https://ekdergi.com/category/litera/
Edinburg’dan Cağaloğlu’na Bir Sanat Köprüsü: Suavi Sonar’ın Renkli Portresi
1957 yılının Ağustos ayında Edinburg’dan İstanbul’a, Cağaloğlu’nun o meşhur Afitap Müessesesi’nin sahibi kadim dostu Murtaza Kağıtçı’ya gönderilen bu kartpostal, basit bir selamdan çok daha fazlasıdır. Altındaki o tasarım şaheseri imza, Türkiye’nin yetiştirdiği en “dünyalı” sanatçılardan birine; Suavi Sonar’a aittir. Suavi Sonar’ın serüveni Sanayi-i Nefise’nin afiş atölyesinde şekillenmiş, İpek Film’de Nazım Hikmet ile kurduğu derin dostlukla...
Angelina (Şiir)
Kemerli uzunca bir burnun var Hatta Fatih burunlu da denebilir Ama çağ sıradan ve herkeste olanı Önemsiyor artık biliyorsun, bilesin Herkesten biri herkes gibi sıradan Olmamak için çırpınıp duruyor insan Kaşla göz arasında olmamak için Kaşlar uzaya gidiyor Kirpikler ok burunlar hokka Ne güzel herkes bir herkes aynı “Adlandırılmayan yoktur” mu demişti -Ne...
Leyla Qasim’a (Şiir)
o’ da şimdi yalnız, kısık lamba altında mırıldanır çocukluğu: kendi sesinde kuş besliyor ve benekli birkaç kedinin kışı sevmiyor, saçlarını kesti az önce en sevdiği sözcük anne, karanlığında çisileniyor kahkahalarla, yürüyordum zamanı zorluyor: değişme telaşıyla bir çiçek su isteyecek kadar günahkar direnmeye ancak şiirle gidebiliriz artık yılgınlığın kuşattığı unutmanın çağında adı -leyladır kanında...
ANNA MELLE’DEN NAUM FAİK’E MEKTUP
Sevgili Hocam Naum Faik, Uzun yıllar süren özlemden sonra sonunda sana yazma fırsatını buluyorum. Senin çok sevdiğin ata yurdundan ayrılmak zorunda kalışından bu yana halkının başına neler geldiğini anlatmak istiyorum. Bu mektup, benim bakış açımdan yapılmış öznel bir değerlendirmedir; karşılaştığımız tüm engellere rağmen özellikle olumlu gelişmelere odaklanmaktadır. Senin kökenin, doğduğun şehir olan Omid’e (Diyarbakır) dayanır....
Külhan (Şiir)
Yaza geç..yaz geçmesin bizi Dil hatasını sana bana ödetir Yaza geç…temin olur beni geçme Sabaha merhaba desem sular donuyor İklimin sesini biçme Ah…Yaza vefa mı veda mı bilemedim Hep okuyorum son zamanlarda Ahmet Hamdi’ ye selam söyle İçimde bir kurşun belki kuş Gece bensiz neyler diye düşündüm Sessizliğin de bir kalbi varmış Beni suskunluğun eyle...
12 Eylül (Şiir)
Agora meyhanesindeydik Tan atıyordu Kimse yoktu Biz kavlimizce kimseydik Omzuma kondun Hayretler içerisindeyim Bir baktım Elin elimdeydi Dirseğin karnımdaydı Allah’ım ne mucizeler Bir yazdı Sonra askerler geldi Seni kaybettim Resim: Cihat Burak
Ne Kadar Sürerse Sürsün Bitişini Başlatacak Bir İlk Darbesi Vardır Her Asırda Acının (Şiir)
Bıraktım Girer girmez Kendimi koltuğa. En az Yolculuklar kadar Sevmediğim sonbahar Sabahlarından biriydi. Güneş, Baskısını yapmıştı Duvarın Odaya. Yerde, Önümde; Balkona çıkılan Yarıdan yukarısı camlı kapısı ve Üç parçalı penceresiyle Eğik bir duvar Daha vardı. Yerdeki duvarın kapısından İçeri bakınıp Oturdum geri ve Düzelttim Boynumu. İlk kahveden kalan Yarısı duruyordu fincanımın...









