‘’umur-ı mülkiyede müstahdem olacak memurlara mahreç olmak üzere’’ açılmış mektepte ben, leyli denirmiş, parasız yatılı. Lisan-ı Rumi ve Lisan-ı Bulgari dersleri kaldırıldı. Artık o topraklar başkalarının vatanı. Koğuşumda demirden dolap, yırtık pabuçlar ve jilet kâğıtları. Usturamın ucunda altın bir güvercin. Kirli ayıptır eski değil. Bitmiş yılların ardından sesleniyorum sana Yeşil çuhalı üstenci masaların gücü...
Son Yazılar:
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Primitif Sanat ve Uygarlık: Sanatsal Düşüncede İlkel İmgelerin Yeniden İnşası
Ömer Erdem’in Evvel’inde Dilin Kaybettiği Dünya ve Dünyanın Kaybettiği Dil
NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Boşluğun Çağrısı Üzerine: İntihar, Hayat ve Direniş Üstüne Kazı
Cenk Gündoğdu’nun son kitabı üzerine: Yaz Bunaltısı, Yaz Melankolisi
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Kategori: Litera
Aedh* Sevgilisinin Ölü Olmasını Diler (Şiir)
Ah bir yatıyor olsaydın, soğuk ve ölü, Batıda ışıklar solup giderken yavaşça, Gelip de buraya, eğseydin başını, Ben de başımı yaslardım bağrına; Ve sen şefkatli sözler fısıldardın, Affederdin beni, çünkü artık ölmüştün: Ne kalkıp giderdin ne kaçardın uzağa, Ruhunda yaban kuşları kanat çırpsa da, Ama bilirdin ki saçların bağlanmış ve dolanmış, Yıldızlara, aya ve güneşe:...
Bunları Duymalısın Pan (Şiir)
sevgili pan gidişinin üstünden kapkara bir mevsim geçti uzun botlarıyla yaprakları ezen bir adam gibi hâlâ şiirlerimi kimseye okutmuyorum hâlâ biraz büyük geliyor aldığın kazak kapımın önüne diktiğin çiçekler kocaman oldular evimle sokağı birbirine bağlayan tek şey şu çift taraflı iki menekşe dikişi yüzünü anımsayamadım geçenlerde ama parmakların hâlâ bileğimde duruyor bana demiştin ki paran...
Kitaplardan Bir Kimlik İnşa Etmek
On Beş Yaşın Pusulası Bugünün dünyasında her şey çok hızlı. Bilgi ayak üstü tüketiliyor, duygular ekran kaydırmaları arasında kaybolup gidiyor. Oysa bizim kuşağımızın, özellikle de o 15-16 yaşlarımızın bambaşka bir ritmi vardı. O yaşlar, bir insanın sadece büyüdüğü değil, asıl kimliğini inşa ettiği, ruhunun derinliklerine o ilk tohumların serpildiği yıllardır. Benim hikayem, pek çoğumuz gibi...
Sessiz Bir Fanus
Bu, küçük bir kızın küçük bir fanustaki balığıyla kurduğu arkadaşlığın hikâyesi. On yedi yaşındaydım; zayıf, utangaç ve okul yıllarında maruz kaldığım akran zorbalığı nedeniyle insanlara ürkek ve çekingen yaklaşıyordum. İnsanın neyi ne kadar sevdiğine dikkat etmesi gerektiğini ilerleyen yaşlarımda anlayacaktım. Çünkü farkında olmadan fanusun içinde yaşamayı öğreniyordum. Hayır, mesele hafıza değildi. Balıkların aksine güçlü bir...
ÂŞIK KOCA VEYSEL
Onu, başını dumanların aldığı bir dağlık merada doğurmuştu anası; süt sağımı için gittiği koyunlarla baş başayken. Göbeğinin nasıl kesildiği de bilinmez. Ne bir ses ne bir nefes misali etrafta ne bir sıhhiyeci ne de bir insan vardı! Onu, eve getirirken tabanına taze ot yerleştirdiği süt bakracının içinde mi getirdi yoksa azık çıkınına sararak mı ya...
İllüzyon (Şiir)
nasılsa her aşk biraz aşınır: kulağından kuyruğundan kırpılınca margarin paketleri makas izleri taşır o kardolaplarda kararan kasabalı çocukluğum: kasap çağrıştırıyor hep aklıma gelmedik anlarda birden: ¾sünnetçi! diye bağırıyor tüm sokaklarında kasabanın kasapları kasket giyiyor hepsi belli/belirsiz bir kasvet kaplıyor içim: kardolabın tel örgüleri: kanıyor erkekliğim; “burdan kesiniz” diye işaret ettiğim en kaşarlanmış sünnetçiyi bile...
ÖĞRET! MEN (ŞİİR)
ve ben öğretmenim her gün ne çok gözle karşılaşırım bu ağırdır ağırdır bedeli bir şey olmanın ekran parazitleniyor durmadan her gün gençliğe günaydın! gençliğe iyi dersler! Saplamak inşa etmeye çalıştığımız imge değil insan her temas iz bırakır üstelik her temas yaradır kapanmayan ah ne mühimdir doğru soruya sahip olmak biliyorum hiçbir şeyin şekli...








