“O nasıl gülme öyle?” “O ne biçim kahkaha? Uzun süredir düşünüyorum. Kahkahada insanları rahatsız eden ne var diye? “Açık giyme, şöyle yapma böyle yapma, öyle gülme…” Bir tiyatro sahnesini yönetiyormuş gibi insanlara direktif verenler de kimler böyle? Onları rahatsız eden ne? Işığı sevenler insanı görünmez istiyor, ne tuhaf… Görünüyorum. İşte kahkaham burada. Bir yere saklamam...
Son Yazılar:
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
Kategori: Kritik
007 JAMES BOND YAKALANDI!
İlki 1962 yılında yapılan James Bond filmlerinin yirmi altıncısı bu yıl yapılıyor. Sinema tarihinde rekor sayıda gelir elde eden filmler listesinde en başta bulunan Bond filmleri de günümüze uydu. Teknolojik değişimler, buna bağlı olan toplumsal davranış yönelimleri hiçbir serüveninde ele geçirilemeyen İngiliz ajanı 007 James Bond’u yakaladı. Sinema salonlarının boşalması izleyicilerin dijital platformlara yönelmesi, 1930’larda...
Geleneğin Trajedisi, Kapitalizmin Kısa Öyküsü: Karanfilsiz
Adalet Ağaoğlu’un Karanfilsiz öyküsü; kamyon vb. araç kasalarını süsleyen, geleneksel zanaatını usta-çırak ilişkisi bağlamında dededen beri sürdüren bir esnafın; kaporta boyama iş kolunda -seri üretimin kapitalist biçimde yayılmaya başladığı tarihsel aşamada- geleneksel zanaatın hükmünü yitirmesine neden olan süreçten olumsuz etkilenmesi üzerine kuruludur. Öykü, “İşim mi?.. Eh işte…” sesini kalabalık bir caddede duyan bir gözlemcinin aktarımıyla...
İRONİK YAPI ÜZERİNE
Yoksa sözlerim karanlıkta yok mu oluyor? Sanatın özgürlükle ilişkisi tartışılmazdır. Gücünü aldığı asal kaynak, bu özgürlük zemininde tesis edilir zira. Bunun sönümlendiği her devirde vazifesini icra edemez hale geldiği, sunî bir görünüme büründüğü fark edilecektir. Kimyasını ‘hesap vermezlik’ üzere dengeleyen bütün sanat edimleri zapturapt altına alınmaya kalkışıldığında büyük bir alt üst yaşayacaklarını bildiklerinden buna karşı...
DAVID CRONENBERG’İN YENİ FİLMİ KEFENLER
Kefenler oldukça merak uyandıran bir muamma filmine dönüşüyor; gözetim toplumu, komplo teorileri, paranoyalar vb. teknoloji bağlantılı toplumsal temalar ön plana çıkmaya başlıyor. Dünya sinemasının en sıra dışı, en özgün sinemacılarından David Cronenberg’in ülkemizde geçen yıl Ankara Film Festivali ve Filmekimi’ndeki gösterimlerinin ardından nihayet geçen ay Başka Sinema dağıtımı üzerinden sınırlı ölçekte vizyona giren yeni filmi...
Özdemir İnce’ye Dil, Kimlik ve Edebiyat Üzerine Bir Cevap: Şiirin Uyruğu Olur mu?
Eleştirel Bir Cevap Özdemir İnce’nin 2004 tarihli yazısı[1], şiiri bir vatandaşlık kategorisi üzerinden tanımlama yönelimi taşıyan indirgemeci bir düşünsel çerçeveye dayanır. Şiirin yazıldığı dili, onu otomatik olarak bir “ulusal” aidiyete sabitleyen bu bakış açısı, yalnızca politik olarak tartışmalı değil; aynı zamanda ontolojik olarak da yetersizdir. Çünkü şiir, bir dile yazılır ama bir dile indirgenemez. Şiir,...
Yunus Emre’de Sevgi veya Dostluğun Meta-Ekonomipolitiği
Babil’in Hammurabi kanunlarından Tevratik kültürlere kadar belirleyici olan “göze göz, dişe diş” gibi keskin, katı, kuru ve tavizsizliği çağrıştıran iması ile en eski kuralların Hz. İsa ile yumuşatıldığı, İslam ile dengelenmeye çalışıldığı ve giderek tasavvuf ile toplumsal normların biraz daha eleştiriye tabi tutulduğu söylenebilir. Melâmetîlik/melâmîlik ise tasavvufun salt teori veya zikir içinde kalarak onun gündelik...
Geçmişin Gölgesinde Bugünü Anlamak
1930’ların Almanya’sından Bugünün Amerika’sına Otoriterliğe Dair Dersler “Nazi” ve ‘faşist’ kelimeleri bugünlerde çok sık kullanılıyor; çağdaş popülist liderleri tanımlamak ya da biriyle aynı fikirde olmadığınızı belirtmek için ortaya atılıyor. 1930’ların Almanya’sı ile yapılan karşılaştırmalar, içinde yaşadığımız dönemin karmaşıklığına her zaman uymasa da, benzerlikler var. İnsanların otoriter rejim karşısında yapmak zorunda kaldıkları seçimler de bunlar arasında....
SİNEMADA “APTAL SARIŞIN” İMGESİ
1775 yılında Paris’te tiyatro sahnesinde Landry in yazdığı “Les Curiosites de la Foire Saint Germain/ Saint Germain Fuarının Merak Edilenleri” oyunu büyük bir ilgiyle izleniyordu. 12. asırda başlayan Paris’in bu çok ünlü sokak fuarını konu alan tiyatro oyununun büyük ilgi görmesinin, kahkahalarla izlenmesinin nedeni başrol kadın oyuncuydu. Başrol oyuncunun, her sorulan soruya cevap vermeden önce...
Şule Gürbüz: Zamanın İçine Gömülü Ruh
Şule Gürbüz Edebiyatında Çöküntü, Sonsuzluk ve Anlam Arayışı İnsanın kendisiyle kurduğu en büyük yalan, zamanın geçmekte olduğuna inanmaktır. Oysa zaman geçmez, insanın üzerine çöker. Şule Gürbüz’ün eserleri, bu çöküntünün dilini arayan, zamanın içindeki sızıyı dile çevirmeye çalışan metinlerdir. Onun anlatıları, yaşanmış bir hayattan çok, içten içe kırılmış, ancak hâlâ devinimini sürdüren bir bilinç parçasının tekinsiz...









