İnsan bazı yolculuklara bir bavulla değil, bir ömürle çıkar. Ben öyle çıktım bu yola. Yola düşmeden evvel sırtımı yasladığım koltukta, zihnimde bir duvar kâğıdı gibi asılı duran geçmişin gölgeleriyle vedalaştım. Gökyüzü yorgundu, ben daha da yorgun… Ama içinde umut serpintisi taşıyan her yorgunluk, aslında bir yeniden doğuş sancısıdır. Bu yolculukta belki oğluma kavuşacaktım, belki kendime....
Son Yazılar:
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Yazar: Sami Günal
İKİ KİMLİK ARASINDA: BİR ÖĞRETMEN-YAZARIN HİKÂYESİ
İmza günlerinde okurlarla buluşmak bir onur nişanesi; entelektüel hayatın taç yaprağı olsa gerek. Sarıyer gibi edebiyatın ve sanatın buluşma noktası olan bir yerde on ikinci kez düzenlenen “Uluslararası Edebiyat Günleri”ne “popüler olamayan yazarlar” (!) kontenjanından davet edilmek, emeğin kutsanmasının kanıtıdır. Saygınlık ve itibar, bir yazarın en kıymetli hazinesidir. Fakat bu ışıkla aydınlanan hayatın arkasında bambaşka...
ÂŞIK MAHSUNİ ŞERİF: HALKIN GÖNLÜNDE BİR DAĞ GİBİ
Bazen bir türkü, bir halkın içini, yıllarca söyleyemediği kelimelere döker. Bazen bir bağlama teli, yüzyıllık bir kırgınlığı dile getirir. Bazen bir ozan, kendini söylerken bile halkını anlatır. İşte Mahsuni Şerif tam da bu yerden konuşur insanlara: Ne kendini büyütür ne halkını küçültür. Sadece söyler. Öylece, yalın ve derin. O söyleyince dağlar dinler, ovalar karşılık verir,...
KÖYÜN KALBİNDEN YÜKSELEN BİR UYGARLIK HAYALİ
Köy Enstitüleri’nin en büyük başarılarından biri, birey olmanın yanında yurttaşlık bilincini de inşa etmesiydi. Bir ülkenin en kadim sorusudur: Nasıl kurtulur bu toplum? Çaresizlikle bezenmiş bu soru, ya içe kapanarak ya da dışa açılarak yanıt bulur. Bazıları Batı’dan devşirilecek reçetelerle ilerleme umar, bazılarıysa geçmişin tozlu sayfalarında altın çağlar arar. Oysa bazen bir halk kendi cevabını...
EDİP AKBAYRAM: SANATI VE TOPLUMCU DURUŞU ÜZERİNE BİR DENEME
Akbayram’ın şarkıları, sadece kulaklara değil, kalplere de hitap eder. “Aldırma Gönül” ve “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” gibi parçalar, onun toplumcu müziğinin en güçlü örnekleridir. Edip Akbayram, Türk müziğinin önemli figürlerinden biridir. Halk müziği ve Anadolu rock türlerini harmanlayarak toplumsal duyarlılığı ön plana çıkaran bir sanatçıdır. 1950 yılında Gaziantep’te doğan Akbayram, müziğe olan ilgisini çocukluk yıllarında...
EDİP AKBAYRAM: HER EVİN BİR OĞLU ÖLDÜ
Bugün Edip Akbayram, hâlâ her kuşaktan insanın ortak ezgisi olmaya devam ediyor. Şarkıları nostalji değil, yaşayan bir bellektir. Edip Akbayram, sadece bir sanatçı değil, bir dönemin, bir kuşağın ve halkın sesi olmuştur. Onun sesi şarkılardan öte adaletsizliğe ve baskılara karşı yükselen bir direnişin yankısıdır. Müzikal yolculuğu boyunca halkının duygularını, acılarını ve umutlarını ezgilerle ifade etti....
BİR KAR GECESİ (ÖYKÜ)
O siluet de karda eriyip gidiyordu. Kalbimde bir eksiklik vardı ama nedenini bilmiyordum. O kış, sanki gökyüzü çok derin bir yaraya düşüp acısını karla gizliyordu. Ne havada ne yerde tek bir temiz alan vardı, her şey beyazdı ama bu beyazlık öyle bir beyazlıktı ki insanın içine düşen yalnızlıkla kararmış durumdaydı. Her bir kar tanesi düşerken...
- 1
- 2






