Gerçekçi ve yenilikçi olan bu tablo, gerçekliğin kavramlar aracılığıyla kutsandığını görmeye alışkın eleştirmenler tarafından kıyasıya eleştirile geldi. Halk ayaklanmasının kral yaptığı Louis-Philippe rejimi bile tabloyu halktan uzun yıllar gizlemeye çalıştı. Çünkü, yarı çıplak öncü kadın figürünün muhafazakâr tarihsel kontekst içinde eril ezberleri bozan bir özelliği bulunuyordu. Özgürlük dürtüsünden çıkmış gibi görünen tablonun temel izleği Halk...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Müziğin Sineması: Ennio Morricone
90’lı yılların ikinci yarısından itibaren modern hayat, bireye oyun oynayabileceği birçok estetik alan olanakları sunmaya başlamıştı: Edebiyat, mimari, resim, heykel, müzik gibi… Bu estetik alan Jean Baudrillard’a göre, ‘nesneler dünyasından kopuş’un büyük habercisiydi. Çünkü sanat eserinin etkisi, benzersizliği, onun sonsuz süre[ler]de sürekli ve yeniden üreteceğimiz, bir benzersizlik yapısı üzerine kurulmuştu. Müzik bu estetik alanın imkân ve...
Ahmet Güneştekin Vakası: Ölümü Rengarenk Görmek
Diyarbakır 1990 sonrası yükselişe geçen güncel-çağdaş (contemporary) sanatın İstanbul’dan sonraki en önemli merkeziydi. Hatta başta Diyarbakır olmak üzere bölge sanatçılarından bazıları İstanbul’daki ana akım galerilerin de parlayan yıldızlarına dönüştüler sonra. Bunun en önemli nedenlerinden biri yükselen Kürt hareketinin de ivmesiyle pekişen ve kendini kimlik, modernite ve resmi ideoloji eleştirisi üzerinden kuran ve 90’ların yıldız küratörü...
EROL ŞADİ ERDİNÇ’LE İTTİHAT VE TERAKKİ ÜZERİNE
“Fransız Devrimi sonsuza kadar yinelenecek olsaydı, Fransız tarihçileri giderek daha az gurur duyacaklardı Robespierre’le. Ama bir daha asla geri gelmeyecek bir şeyi konu edindikleri içindir ki, devrimin kanlı yılları yalnızca sözcük, kuram ve tartışma olup çıktı, tüyden daha hafif bir şey oldu…” diyen Kundera, tarihe bakış açımızın hangi perspektiften olursa olsun, geçmiş zamanın bir hikayesi...
“Bozkırkurdu”: Karmaşık Bir Ruhun Biyografisi
Hesse de anlatım, kendi kendine okumanın farklı seviyelerinde, Matruşkayı andıran bir çokkatmanlılık içinde gerçekleşir. Hesse, karakterinin içine, onu giderek ele geçiren korku ve ıstırapları cömertçe boca ederken, kurt ile insan doğası arasında kurulması mümkün tüm analojilere kapı araladı. Hesse’nin hikayeleri, protagonistin çevresindeki toplumla ve egosuyla ilişkisini analiz eden bir monolog şeklinde ilerlerler. Ana konu dışında...
ŞİİR UMUDUMUZUN ATEŞİ OLSUN!
ŞAİR REMZİ TANRIVERDİ İLE RÖPORTAJ [email protected] Şair Remzi Tanrıverdi, “Şiir insanımızın yüreğine sevgiyi, iyiliği, güzelliği, zora dayanmayı, zorbalığa karşı koymayı işaret etmelidir.” diyor. Bu bağlamda, “Sanatla bezenen birey ve toplumlar hayatı daha kolay anlama şansına sahip olurlar.” dese de, “şans” faktörünün altını çizmeyi unutmuyor. Şair Remzi Tanrıverdi ile sanat serüveni, ilk şiir kitabı (bu kitabına yarenlik edecek yeni kitap dosyalarını), hayata dair düşüncelerini konuştuk… Uzun yıllardır yaşadığı diasporadan kazandıklarını, zihin açan, tolerans ve uyum alışkanlıkları ile bir güzel harmanladığı kaçakçı hikayeleri tadındaki anlatımıyla Tanrıverdi’yi; yazıp ürettiklerini, dinlemeye/okumaya değer kanımca. –Şair Remzi Tanrıverdi kimdir?...
Jale İris Gökçe ile Kendiliğin Renkleri
20. yüzyıl sanatının ve modernizmin en belirleyici özelliği bizzat boyanın ve malzemenin görünür olmasıydı. Arkasından gelen soyut sanat Kandinski ve Miro ile başka bir evreye sıçradı. Perspektifin keşfi roman kadar önemli bir eşikti bu. Soyutlama, leke, boyanın akışı ve fırça izi insanın en büyük potansiyeli doğaçlamayı (imprevizasyon) harekete geçiriyordu bu yeni anlayış. Kendini Angel Rainbow...
SON MEKTUP (ÖYKÜ)
Bir fotoğrafın kalmış bende. Geç bir hazan zamanı olmalı. Yanına, yörene bakıyorum. Her şey, siyahla beyazın bir felaketten artakalan çığlığı. Hiç düşünmüş müydün, niçin en güzel şarkılar, bir fısıltının tekinsizliğini sezdirenlerdi? Sağında, kurumuş bir incir ağacı var. Ağacın dallarından biri omzuna değiyor. Bir ölünün yırtık kefeninden dışarı sarkan kuru, soğuk elini nasıl da andırmış o...
Gözetleme Deliğinin Ardında Ne Var?
Sadece gözlemlemeye çekilen ve dikizleyen insan bu eylemi yaparken neredeyse her zaman yalnızdır. Çünkü “persona non grata” istenmediğini bilir. Kendini neredeyse kimseye hissettirmez. Onun amacı kendi iç dünyasına ve hikâyesine malzeme toplamaktan, yalnız kalmaktan fazlası değildir.
Yalnız Bir Komünist: Hikmet Kıvılcımlı
Hikmet Kıvılcımlı’nın Saptamaları Işığında Osmanlı ve Türkiye Tarihine Bakışlar kitabının yazarı Garbis Altınoğlu ile Kıvılcımlı’nın teorik mirası, entelektüel kişiliği, sol devrimci mücadele içerisindeki yerini ve tutarsızlıklarını konuştuk. Söz konusu Türkiye sol hareketinin merkezi figürlerinden biri olunca sohbet uzun ve zengin oldu; TKP’den proletarya aydınlarına, Marksizm’den militarizm ve milliyetçilikle malul Türkiye solcularına, Nazım Hikmet’in komünistliği ile küçük...









