Gök gürültülü sağanak rakılı bir geceye hazırlanırken haziran akşamında kara delik açacak gibi kaçıp gidecek gibi ya da doğacak gibi Asfaltların sıyrıldığı şenlikli bir yağmur şöleni köpükledi, köpükledi ve içine aldı ağaçları sanki taşları sanki çıplak bedenleri sanki Bahçeler saklı arka sokaklarda yeraltı şehirlerinde, sözde ya da sanat müziğinde yaseminler...
Son Yazılar:
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
Yazar: Kaplan
BOYUN EĞME (ŞİİR)
Terk edilmiş Ezîdî mezarları gibi beklemekte çatlayan taş çemberini çizmiş gün doğumuna kalmamaya kararlı su kurumaz saklanır bir buluta. Bil– ki oradadır ışık yağmur ve gökkuşağı hatta umut. Oradadır, şu dağların ardında. Yola çık boyun eğme! Gözleri beyaz bir tanrıya kanmış küçük bir çocuksun çalınmış yılların, haraca bağlanmış bir ihtiyarsın tuz için değil, merhaba...
MÜJGÂN (ŞİİR)
Islattığına değsin dokunduğunda ve bıraktığında sonuna kadar yürü ki yarım kalmasın Öldürüyor bu susmalar boğulma ve yangın su hangisine çözüm hangisine yoldaş Bozulmuş çarşaflara benzerdi dilim ve ağzım rakı ve tütün sonrası susmak kalır Sevişmesiz hava sahasında ...
YOLDA (ŞİİR)
yüzünü düşürmüş birisi utanmasını kaybetmiş bir şarkıydı ve bu yüzden hüzün altındaydı bütün geçmiş. Sayıların altında eziliyor söz sınırların, duvarların bil cümle rakamların altında. İşaretler yükseklerde saklıdır yağmurda ıslanmayı bilmezdi ve bu yüzden kibirli bakışları görünürdü bütün. Acınacak bir şey vardı elbette kim kime, neyi nasıl bilinmez bir tavırdı. Parmak ucunda bir sevgi kırgınlığı avuçları...
VODVO SÖYLENCESİ (ŞİİR)
Sisinde saklıydı külüm. Yer çekimini öğrendiğim günden beri uçamadım bir daha. Yalnızlığın ezik boğuntusunda yılgın küf kokusudur senden önce içime çektiğim nefes. Uzak yollara açılan bir kapıdır gözlerin. Bakışın –karanlık! Birçok şeyin habercisi. Paradoks! Siliniyor ayak izlerimiz. Gök sustu, niye? (Sessizlik) Sisinde saklıydı dağım. Susam sokağından çıktığım günden beri mutlanmadım bir daha....




