“Maviyi hatırlıyor musunuz, ya da yeşili?” “Renklerden söz açıyorsunuz. Haklısınız. Benim durumuma bakıldığında akla ilk onlar gelir, onlar sorulur. Söyleyebilirim ki, artık burada, bu masamın yanındaki pencereden ağaçları daha berrak duyuyorum. Dalların ağırbaşlı ıslıklarını, yaprakların mırıltılarını. O mırıltılar bana yeşili getiriyor. Pek çok yeşili. Aralarından o an gönlüme uygun olanı seçebiliyorum. Kimi geceler aklıma...
Son Yazılar:
Daron Acemoğlu ve The Economist dergisi arasındaki sataşmaya dair AI Google-Veysel Batmaz sohbeti
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Tevfik Talha Okan: Mekanın Gerilimleri
Kapitalizmin Kökleri Köleliğe Dayanır
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
Kategori: Manşet
Meyhane Duası (Şiirler)
Kolektif Çeviri: Barrerio Pessoa Aşıkları I.Şiir (1931) Não fiz nada, bem sei, nem o farei Não fiz nada, bem sei, nem o farei, Mas de não fazer nada isto tirei, Que fazer tudo e nada é tudo o mesmo, Quem sou é o espectro do que não serei. Vivemos aos encontros do abandono...
I. DÜNYA SAVAŞI SONRASINDA AVRUPA’DA SANAT VE AMERİKAN SOYUT DIŞAVURUMCULUĞU
1933’te iktidara gelen Alman Nazizm’inin uyguladığı dış politikalar ve 1920’lerde tırmanan İtalyan faşizmi II. Dünya Savaşı’nın çıkmasının en önemli sebepleri olmuştur. Küresel düzeyde dış politika üreten devletler de bu sürecin savaşa dönüşmesini engelleyememişlerdi. Ağustos 1930’da Almanya, Sovyetler Birliği ile Sovyet Saldırmazlık Paktı anlaşmasını imzalamış, Polonya 1 Eylül 1939 yılında işgal edilmiştir. Bu durum II. Dünya...
suyun tanrısı (şiir)
bende kal diyemem, çergim mayınlı döktüğü ve dökeceği kanlardan akrep bir karanlık evvel bahar reçinesi sürüyor gece yaralarına sen deyince telaşa düşen ateş, kovuyor rahnemdeki kül böceklerini siyah tüllerini çekiyorum penceremin, ufukta sonsuzca bir yol -insandan insana yürümeye bir yol gerekirmiş gibi- görsen, nasıl da çırpınır bir deli kır, telaşa düşen hüzün düşüyor aklımın güncesine...
ŞAİR EVLENMESİ DEDİĞİN (ŞİİR)
Bitmeyen kavgalarından birinde, İstiklal Caddesi’nde Arkadaşımı kovaladıktan sonra, Bir sonraki durakta Koşarak yakaladığı otobüste Bulmuştu bizi. Orta kapıdan dâhil olduğu Ayaktaki kalabalığı yararak Yanımıza gelmiş; Nefes nefese, “Evleneceğiz oğlum biz, Ne kadar kaçarsan kaç.” Deyip, Çekip gitmişti Kapılar tekrar açıldığında. Öyle de oldu gerçekten, Şahitlerinden Biriyim. Aynı okulda çalışıyorduk. “Hocam, Son bir hamlem daha...
Global Modernite Sürecinde: MARKSİSTLER NE YAPMALI?
Marx, modern düşünsel ve siyasal tarihte anıtsal bir kişidir. Bize kavramsal bakımdan zengin, törel (ahlaksal) bakımdan esinleyici büyük bir kalıt (miras) bırakmıştır. Bununla birlikte Marx, Marksist olmadığını söylediğinde kendisini ciddiye almalı, buna bir bon mot (şaka) gözüyle bakıp geçmemeliyiz. Marx, yandaşı olduğunu açıklamış pek çok kişinin bilmediği bir şeyi, kendisinin bir 19.yy insanı olduğunu ve...
BOYUN EĞME (ŞİİR)
Terk edilmiş Ezîdî mezarları gibi beklemekte çatlayan taş çemberini çizmiş gün doğumuna kalmamaya kararlı su kurumaz saklanır bir buluta. Bil– ki oradadır ışık yağmur ve gökkuşağı hatta umut. Oradadır, şu dağların ardında. Yola çık boyun eğme! Gözleri beyaz bir tanrıya kanmış küçük bir çocuksun çalınmış yılların, haraca bağlanmış bir ihtiyarsın tuz için değil, merhaba...
Büyük Çiftlik Evinde Elli Yıl Sonra (Öykü)
Özgür bırakıldı sevgi, Ve ayrılık da yok bundan böyle. Novalis Oraya ilk defa geldikleri zaman etrafta hiçbir şey yoktu. Şehrin en ücra köşesiydi orası. Alabildiğine düz bir alan. O, ilk defa orayı gördüğünde, önce bir romandaki kadın karakteri hatırlamıştı. Eşiyle birlikte hiç alışık olmadığı bir hayata başlayacak olan bir kadındı bu. Daha sonra ise...
KOFA (ŞİİR)
Celil Baba’ya ağıt Batmış yatta atık suyla yıkadılar Baba’yı Tasası, bilen bilir, bir kulaç daha atmaktı Ya da misinayla boğmak yok olmuş yutağını Sekiz ayak bir pabuca, dediler insanlık hâli Ah al-kuhul, kohol zifti, küulperest ahali Üç yatak değiştirdi köprüsüz ırmağına Yoktu ağa takılan. Akışı çevrilmişti Derindi musiki, mızrap sıkıydı başta Sıktı keyff akşamları lokurdarken ...
HABİP AYDOĞDU RESMİ ÜZERİNE
Psikolojik olarak uzak nesneler soyut, daha yakın olanlar somut algılanmaktadır. Psikolojik uzaklık; zamansal olarak uzak, gelecek veya geçmiş duygusu yaratacaktır. Uzağın soyut, yakının ise somut algılanmasının sebebi, uzağın tahayyülünde zamandan ve mekândan bağımsız, değişmeyen, sabit unsurların ön plana çıkarılmasının gerekmesidir. Habip Aydoğdu resmindeki derinlik ve uzaklık hissinin temeli, yaratılan soyut kavramların varlığı yanında kırmızı ve...









