ikizlerini doyuruyorum özlemin ikimizin yerine ben buradan sana kadar burkuldum. takvimde uzun özlem tarihi. ben buradan sana kadar ‘gel sıratıyım’ dilimde kal manisidir uzayan. geçme beni. ezberi bozuldu beklemenin. aşk, biri diğerine çoğalınca diğerinin azaldığıdır. ten muhitinde kucak mülküm sen cana gelendin şimdi mülksüzüm bu yüzden Kapak: Paul Delvaux...
Son Yazılar:
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Kategori: Litera
Dilencinin Operası’ndan Esintiler…
Günlük tutma, günce edebiyatı denilince on yedinci yüzyılın İngiliz yazarı Samuel Pepys’i (1633-1703) sıranın en başına oturtup önünde selam durmalıdır. Yetmiş yıllık ömründe biri kansız olmak üzere iki ihtilal, bir Cumhuriyet rejimi, sonra tekrar kralı başa getirecek olan Restorasyon dönemi, büyük veba salgını, Hollanda deniz savaşı, ‘efenim sonracığıma söyleyeyim’ bir de Londra yangını sığdırmış bulunan...
Bir Mayıs (Şiir)
hayatın kadınları yaşamın yüz çevirdiği onca ağız onca kir onca ter boşalırken ağza ağza bile alınmayanlar bir biraya mülk… yanıktırlar… öyle böyle değil… yanıktırlar bir dumana bir nefese ucu yanmış mektuplardan okudum yanıyorlar..kaç asır yanacaklar! bir jilete bin kederi gömmüşler kollarına herkes kadar yaşamak herkes kadar gökyüzü (başlar limandan limana serüvenleri dinmeden: dudaktan...
HAİKULAR
DEHA Güneş çok yaşlı – Başağın yanılgısı Hep merhametten. BITTE Bu bahar uzun olsun – Leylaklar açsın Unutan yerde. VERNO Kemikte dişler Suya değen kanatlar Sadece sana. GÖĞÜS KAFESİ Ah son fırtına! Yokuştaki salkıma Gitmeden uğra. ÖTÜMSÜZ Azlığın hazzı – Düşmezden önce kiraz Beyaz mermere. Haiku yazsak – Damıtsa damla...
Hasat Vakti (Öykü)
Çadırların önünde bağdaş kurmuş düşünürken sisle kaplı dağları izliyorlardı. Kuru çam dallarının yanarken çıkardığı sesler, etraftaki kuşların cıvıltısı, kaynayan suyun sesi ikisine de huzur veriyordu. Yanan çam dallarının kokusu etrafa yayılırken, ikisi de kim bilir kimi ya da neyi düşünüyordu. Çaydanlıktaki su taşıp ateşi söndürünce Hüseyin yerinden kalkıp çayı demlemeye koyuldu. Kangal hala uyumaktaydı. Sağlam...
Üç Defa (Şiir)
büyük günahlardan geçtim gelip sesime yerleştim dağ eteğinden yaralı dağ eteğinden yaralı dağ eteğinden yaralı naftalinledim tüm şiirleri seni taşıyan yerime uygundur hançer yerle yeksan yerle yeksan yerle yeksan yalnızlığım senin sokağının cini bu ağrı hep kapını çalacak merhametli olsaydın merhametli olsaydın merhametli olsaydın (ben böyle olmazdım) kuruyan ruhum...
Yaratıcı Bir Faaliyet Olarak Delilik ya da Karanlık Kahkahanın Cazibesi
Dünyanın bir yerinde, zamanın akışının bir anında doğmuşuz. Doğduğumuzdan beri üstümüze kimlikler atılmaya başlıyor ve bizse onları sürekli üstümüze giyiyor- giyiyoruz. Yıllar geçtikçe toplumun, ailenin, koşulların üstümüze bindirdiği yükler ağırlaşıyor, önce hareket etmekte zorlanıyoruz, sonra ise nefes almakta.. Sonra bir bakmışız ki, üstümüze binen/bindirilen kimliklerin yaratığı sahte ben’liklerin, gerçekliklerin hamalı olmuşuz. Omzumuzu kaplamış yükler, çıkıyoruz...
küfran (şiir)
çünkü gecede bekleyen kırgın nehirlerden kin taşları topladım göç yolunda kalana. kanımı kamaştıran karanlığın küfranı oldum. çünkü pıhtılaşan hüzünlerin aynasına çevirdim yüzümü. gözlerimi karanlığa alıştırır gibi sesledim ölümü, ey benden yeni acıdan eski ölüm beni kargışla. çünkü ben bu plastik çağın yalnızı değilim Kapak: Bora Başkan
ÜTOPYA ZORUNLUDUR
İnsanın en temel arzusu yer-değiştirmektir Bunu uzunca bir süre mübadele sayesinde gerçekleştirdi. Bu biçim iki yabancının birbirini eşit kabul etmesine dayanır ve insanı bencilce davranışlarından giderek uzaklaştırıyordu. Böylece uygarlıklar inşa edildi ve eşitlik ilkesini kabul edemeyen keyfi topluluklar tarihten silindi. BİR TANE ÜTOPYA VARDIR Hareket soldan sağa doğrudur. Soldaki sayısız nokta bir aradalığı mübadeleyle sağlayan...
Kadın hem şair hem itaatsiz olunca zulüm
“Ah, ah, çok pişman olacaksın bu sözü söylediğine! / Kitabımı geri ver ve öpücüğümü al yerine. / Dostum muydu duyduğum, düşmanım mı, / “Ne kalın kitap küçük bir kafa için böyle!” / Gel, sana şimdi en yeni şapkamı göstereyim, / Dudak büzüp süslenişimi izleyebilirsin hem de! / Ah, her şeye rağmen, devam edeceğim seni sevmeye....









