I. Hayatın İçinden Çıkan Cennetin İçinden Çıkan Cehennemin İçinden Çıkan Hiçlik Cehennem: şu hayatı zerre umursadığım / Cennetse senin gözlerindir sevgili. Sen kimsin peki? Sık değişen bir hiçlik mi? II. Onlarcasının İçinden Çıkan Birin İçinden Çıkan Yarımın İçinden Çıkan Hiçlik Bir nehir: Seyhan ya da Porsuk Bir kadın: esmer ya da sarışın Bir hayat:...
Son Yazılar:
Poltergeist ya da Sinyalsiz Ekrandan Dışarı Fırlayan Dehşet
Zeki Faik İzer – Zühtü Müritoğlu – Elif Naci Üzerine Bir Kartpostal Okuması
KÜLÜN İÇİNDE KALAN HARFLER
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Kategori: Litera
GEÇİT TÖRENİ (ŞİİR)
yakalamaya çalışın beni
yollarımı kesin
evime yeşil bir duvar yaptım
görünmesin diye önüm arkam
Sus Ağaçları (Şiir)
başaklarla kuşlar akıyor hayatın kasıklarından çiviler ve yılanlar akıyor bunlarla geçiyor gecenin kirli öpüşmeleri bunlarla delik deşik olmuş izlek ve sabah atlarla koştuk seherine gam kasavetin kıvırcık saçlarını okşadık bir yarın’ın bir güneş aradık da savaştık, ellerinde kâbusun. kâbusun dehşetiyle bileyledik kılıcı taşı tuttuk bundan, bunaldık da usandık sustuk ama ne uzun, sustuk sancı, perişan...
Frankenstein: Kahraman mı Yoksa Cani mi?
Bir roman nasıl yanlış okunur? Filmde gördüklerinizi unutun! Frankenstein romanı bir korku romanı mı? Emekçilerle ucube arasındaki benzerlik nedir? Cani olan kim? Bilim adamı Frankenstein mı yoksa ucube mi? Ezberler neden işe yaramaz… “Frankenstein ya da modern Prometheus“1… Birçok insan, Mary Shelley’in Frankenstein kitabını bir korku romanı sanır. Evet, o birazcık korku romanıdır...
APARTMAN HİKAYELERİ (ÖYKÜ)
Balkonun bir köşesine saksıları yerleştirdiğinde hayatla kurduğu o derin bağı düşündü. Bu menekşeler, begonviller yaşamalı artık diye geçirdi içinden. Haftada bir mi, haftada iki mi su verecekti iyice öğrenmişti saksıdakiler sola sola. Kaç gündür sokakların insanlara yasaklanmasıyla hayat başka bir mecradan akıyor sanki dışarda. Martılar her zamankinden daha fazla güvenle kuruluyor çatılardaki köşelerine, kediler ayrı...
Güvenpark, 1978 (Şiir)
Kavga iki hecedir aşk üç harf işte sana epeski bir fotoğraf Ankara, Güvenpark, 1978 polis kaynıyor dört bir taraf asl’olan şeydir, gerisi laf-u güzaf şeydir, iştir, haktır, dirençtir Sırat’ı değil buğdayı sor bize demire ne zaman su verilir bakır nasıl dönüşür galvanize onu sor, gümüş nasıl geçirilir haddeden telkariye nasıl işlenir acı, tehcir...
Ütopya Tatile Gitti –Gelmeyecek!
“Odaları sev abi.” Ömer Akay Etrafımızı saran kesif karanlık git gide büyüyor. Yarına ve onun getireceği kefarete dair inancımız sarsılalı çok oldu. Üstümüze üstümüze gelen topluluk, kalabalık, yığın hali ürkütücü. Kalabalıktan ırak kendine yakın olma zamanı belki de bu akan bu çağıl. Sıklıkla üşüyoruz, sıkıntının kendisinden bahsetmek bile artık çok sıkıcı-ama sancı var- ve üşüyoruz...
İYİLERİN VE KÖTÜLERİN SAVAŞI: İNCE MEMED
İnce Memed hikâyesi, kahramanları bölgesel olup; hak, adalet, ağalık sistemi, yozlaşma gibi konuları ele alan bir romandır. Kahramanları; şiveleri, kültürleri, yeme-içmeleri, düğünleri, eğlenceleri; Yaşar Kemal adeta Adana’nın Çukurova’sının ayrıntılı bir tablosunu okuyucunun önüne serer. Peki, İnce Memed’i bu kadar etkili kılan nedir? Dört ciltlik yüzlerce sayfadan oluşan bir esere hemen hemen bütün okurlarına ‘bir anda...
ORHAN VELİ ŞİİRİNDE TOPLUMCULUK
On sene önce böyle bir başlık görsem “Orhan Veli kim toplumculuk kim, toplumcu dediğin Nâzım Hikmet gibi olur, ötesi ıvır zıvırdır, perde gerisinden toplumculuk olmaz” diyerek okumadan geçerdim bu yazıyı. Çünkü Orhan Veli’nin, “Türk şiir sesi”ne bugün hala kapanamayan yaralar açtığını düşünen insanlardan biriyim. İlk gençliğimde, yukarıda değindiğim sebep yüzünden toplumculuğu da kendime yakın...
Sinekler, Tanrılar, Yazarlar: Bir Garip Devridaim
Nemrut ve sinek kıssasını ilk duyduğumda sanırım ortaokuldaydım. 11-12 yaşındayken kendini Tanrı ilan eder bir adamın, burnundan girip beynine doğru ilerleyen bir sinek yüzünden kafasını duvarlara vura vura öldüğünü anlatan bu mesel beni derinden etkilemişti. Sinekleri “avlayıp” küçük şekerleme paketlerinin içine hapsederek gözlemleyen bir çocuk için (sanırım bunu yapmayan çocuk azdır) sineklerin korkunç bir varlık...









