Tanrının eğlencesi biz miyiz, sinekler mi? Düşündükçe siniyorum, sessiz kuyu içime anlıyordur elbet Tanrı, neden sakındığımı sinekler bulmasın, tin, ten ve tün endişemi sonsuzluğa sarktığımda… sineklerin yazdığı vızıltıdan baht mı dokunur? doğayı leş otağı bellemişken o zar kanatlılar hem, covid-19 tutsaklığı belki sabrın provası kuluçka ağı, parazit yazgı;kâr rahat olur mu? 65 üstü...
Son Yazılar:
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Kategori: Litera
SALİH AYDEMİR: RETORİK VE ŞİİR
Sözün hakimiyeti bazen tahakküm ile son bulurken, bazen de demokrasiyle; belleği güçlü ve özgürlüğü bir kere tatmış topluluk ya da toplumlarda daha çok demokrasiyle kendini bulurken bu durumdan yoksun olanlarda ise tahakkümü kökleştirir. En küçük birim olan aileden tutun da toplumlara ve dünyaya baktığımızda sözün ikna (etkileme) gücünün yabana atılır bir şey olmadığını görüyoruz; özellikle...
DÜN’ÜN ve YARIN’IN KAPISINI ARALAMAK
“kapı aralığından” ŞİİR KİTABI ÜSTÜNE İnsan kısa yaşamında en az bir kez “öteki”leştirilmeye maruz kalmıştır. Sınıfta, dolmuşta, pasaport sırasında, meydanlarda, karakolda veyahut işkencehanelerde. Mekanın öneminin ötekileştirmenin şiddeti ile orantılı olmasını bir kenara bırakırsak her insanın bu çağda en az bir kere maruz kaldığı ötekileştirmeyi bilerek ya da bilmeyerek bir başkasına yapması aklın neresine sığmakta? Utkun...
yokuz bugün ölecek kadar (şiir)
I … k a l b i m … yalnızlık özgürlüktür olağan işleyişin sakin kumaşını yırtar vücudu ölmekle kusurlu dikine bir bıcak yarasıdır yalnızlık istanbul uyurken kanar yanıp devrilen odunların küllerinden bir yeraltı örgütü yalnızlık sur dibinde şarap...
E(K)-MEKTUP
yeni bir yaşam formu kalmamıştır; yenisi de hızla yoldadır. Bir takıntı mıdır (!) bilinmez, insanlar bana sürekli ‘e-posta’ ifadesiyle geldikçe, onlara karşı, ‘elektronik posta’ ifadesini kullanıyorum. Tabii, ben bir sözcüğü tam haliyle yazana kadar, karşıdaki kişiler (editörler, akademisyenler, yazarlar ve diğer sanatçılar da dahil) ‘tmm, mail, eposta, eps’ vb. ifadelerle olayı kapatıveriyorlar. Sıklıkla, kendimi hızın...
siyah mızıka (şiir)
defterden bir sayfayı yırttıran dil NADİRE WOREDAGOE kızıl kanlı dağlı çocukların düşü siyah beyaz tuş izi annelerin ağıdı menekşe kokusu süt kokusu beşik boşluğu anne yankısı bebek bu siren sesi acem çığlığı defterden bir sayfa daha yırtılan gül sesi kızıl kanlı kadıköy’de roman sesi “al be abe” harem’e düşen yol selimiye’den...
Halil İbrahim Özbay ile Söyleşi
Her Şeyin Söyleşisi adını verdiğim bu dizinin ilk konuğu Yayı Eksik Viyola adlı üçüncü şiir kitabı, birkaç ay önce, Kaos Çocuk Parkı Yayınları’ndan çıkan Halil İbrahim Özbay. Hayat ve edebiyatın iç içe geçtiği bu sözcükler halkasında, sırayla göle atılan taşlardan biri bana; diğeriyse Özbay’a ait. İstedik ki hayat ve edebiyat gölüne bıraktığımız bu taşlardan yayılan...
MEHMET MÜMTAZ TUZCU’NUN MAKET BIÇAĞI
GERÇEKLİK VE ANLAM Edebiyatın kurgusal sınırları içerisinde konuşlanan herhangi türde bir metnin “gerçekliği” ya da “gerçek anlamı” üzerine düşünmenin yersizliğini/anlamsızlığını görmemek mümkün değildir. Yazarın zihninden taşan metnin dışsal niteliklerinden ve gerçeklikle somut ilişkilendirmelere girişilerek dile getirilen önermelerin içeriğinden yola çıkarak varsayımlarda bulunmak, kanıtlar üzerine akıl yürütmek, çoğu zaman maksadı aşan, “aşırı yorum”a varan sonuçlar doğurur....
midye (şiir)
ıslak kaldırımda güz yaprakları açık koyu renkleriyle çırpınıyorlar görünmek için bir süre daha görünmez olmadan önce eğilip alırsan içlerinden birini yerden kaldırmış olursun bir anıyı biraz zaman birikmiştir üstünde biraz zaman, bildiğin her şeyden hafif ıslak kaldırımın bir köşesinde karanlık bir ayna, bir su birikintisi yalpalayan bir yüz dipte, geçtin mi, orda...
ABDÜLKADİR BUDAK’IN ŞİİRİNDE KİŞİSEL DÜZEY
Şiir neyi içerirse içersin sorunlu bulunma ihtimaline rağmen kişisel bir şeydir ve bu özgünlüğünün asıl kaynağıdır. Kendimizle baş başa kaldığımızda gizlilikle yaptığımız bir eylemdir. Bu şiirin her zaman kişisel düzeyi içermesinin ve ordan da toplumsal ve politik olana gitmesinin de nedenidir. Söz konusu kişisellik kimi şairlerde bizin yerini almaya eğilimli toplumsallık ilgisinden dolayı geriliyor...









