Çadırların önünde bağdaş kurmuş düşünürken sisle kaplı dağları izliyorlardı. Kuru çam dallarının yanarken çıkardığı sesler, etraftaki kuşların cıvıltısı, kaynayan suyun sesi ikisine de huzur veriyordu. Yanan çam dallarının kokusu etrafa yayılırken, ikisi de kim bilir kimi ya da neyi düşünüyordu. Çaydanlıktaki su taşıp ateşi söndürünce Hüseyin yerinden kalkıp çayı demlemeye koyuldu. Kangal hala uyumaktaydı. Sağlam...
Son Yazılar:
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Ana Sayfa
Aykut Kutucu
Yazar: Aykut Kutucu
Tanrı’nın Eli (Öykü)
Tanrı’nın ya da üstün bir gücün varlığını hissettiğim günlerden biriydi. Siz, adına ne dersiniz bilmiyorum. Belki de Tanrı’nın kendisi değil de bir melekti. Fakat konumuz bu değil. Size anlatmak üzere olduğum olay gerçekleştiğinde, bir şeyin ya da bir kişinin beni gözettiğini hissettim. Bir şey, beni korumak için oradaydı. Seni neyden koruyacak, diye sorabilirsiniz. Cevabı çok...

