Çağdaş Türk şiirinde bazı şairler, yazdıkları şiirlerden çok kurdukları poetik iklimle var olurlar. Ömer Erdem de bu şairlerden biridir. Onun şiiri, okuru gündelik dilin güvenli sınırlarından çıkarıp hafızanın, inancın, tarihin ve metafiziğin birbirine karıştığı bir ara bölgeye taşır. Evvel, bu anlamda yalnızca bir şiir kitabı değildir; modern insanın unuttuğu “ilk dil”in, “ilk ses”in ve “ilk...
Son Yazılar:
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Biraz Daha Ev Biraz Daha Sevgili (Şiir)
yüzleşerek (şiir)
Büyük Çiftlik Sahibinin Kızı (Şiir)
bozuk gül (şiir)
Gökalp’lerin Gülsün’e Limon Çiçeği Kolonyası Şiiri
Aşk Üşümesin (Şiir)
otopsi (şiir)
Yazar: Koray Feyiz
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Sanat, ne sadece gözle görülen şeydir ne de salt duygunun serbest bırakıldığı bir dışavurum. Antik Platon’un mimesis kavrayışından başlayarak günümüzün dijital üretim süreçlerine kadar, sanatın özü “gerçeği taklit etmek mi” yoksa “gerçeğin bir başka gerçekliğini sunmak mı” sorusuyla temellendi. Sait Mingü’nün, figüratif-ekspresyonist pratiğinde bu tartışma, yalnızca resmin biçimsel olanaklarıyla sınırlı kalmaz; insanın içsel ve dışsal...
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Bir Düşünce, Kimlik ve Kâbus Sarmalı – Tayfun Pirselimoğlu’nun Sineması Üzerine Bir Okuma Sessiz Bir Felaketin Kıyısında Tayfun Pirselimoğlu, Türkiye sinemasında kolay tüketilen hikâyeler anlatmakla ilgilenmeyen, her filminde izleyiciyi estetik ve düşünsel bir eşiğe davet eden ender auteur yönetmenlerden biridir. Ressamlıktan gelen görsel duyarlılığı, yazarlık geçmişinin sağladığı felsefi derinlik ve sinemadaki ısrarcı minimalizmi, onun filmlerini...
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
(Venedik Galerileri ve Günümüz Türk Şiirinin Estetik Konforuna İtiraz) Şiirin Güvenli Bölgesi Çoktan Yıkıldı Son yıllarda Türk şiirinde iki eğilim giderek belirginleşmektedir. Birincisi, bireysel deneyimi estetik bir güvenlik alanına dönüştüren, dili kırmadan yalnızca duyguyu çoğaltan şiir anlayışıdır. İkincisi ise kültürel hafızayı, felsefeyi, sanatı ve çağdaş yaşamın kırık parçalarını aynı şiir düzleminde çarpıştıran, okuru yalnızca duygulanıma...
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Kasaba Lirikleri’nde Taşranın Ontolojisi ve Lirik Direniş Modern Türk şiirinin önemli damarlarından biri, merkezin dışında kalan hayatları yalnızca temsil etmekle yetinmeyip onları yeni bir düşünme biçiminin merkezine yerleştirmesidir. Cumhuriyet şiirinin büyük kent eksenli estetik arayışları zaman zaman taşrayı folklorik bir dekor, zaman zaman da romantik bir mahrumiyet mekânı olarak ele almıştır. Oysa son dönem şiirinde...
“GÖĞE TIRMANAN SU”: YÜCEL KAYIRAN’IN NİSAN TEZLERİ’NDE TİN, YAZGI VE DİRENÇ
Çağdaş Türkçe şiirde “felsefi şiir” kavramını yalnızca kullanan değil, onu poetik bir kategori hâline getirerek düşünsel bir alan olarak kuran isimlerin başında Yücel Kayıran gelir. Şairin aynı adı taşıyan kitabı Felsefi Şiir, Türkçe şiirin düşünceyle kurduğu ilişkiyi yeniden tartışmaya açmış; şiirin yalnızca duygu değil, ontolojik ve etik bir sorgulama alanı olduğunu göstermişti. Nisan Tezleri ise...
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Her Şey Normalmiş Gibi, Türkiye’de son yıllarda yazılmış en önemli şehir romanlarından biri olarak okunmalı. Çünkü bu roman yalnız İstanbul’u anlatmıyor; İstanbul’un insan ruhunda açtığı yarayı anlatıyor. Şehrin İçinde Kaybolan İnsan Fethi Naci, romanın yalnızca hikâye anlatmadığını, aynı zamanda yaşadığı toplumun ruh haritasını çıkardığını söyler. Bu yüzden büyük romanlar yalnız karakterlerini değil, şehirlerini de anlatırlar....
İç Savaşın Estetiği, Barışın Ütopyası: Yücel Kayıran Şiirine Dair Beş Tez
Yücel Kayıran’ın şiiri, yalnızca bireysel bir poetik serüvenin değil, aynı zamanda çağımızın en köklü varoluşsal sorularına verilen cevabın şiirsel biçimidir. Onun 2022’de yayımlanan Stasis kitabı ve 2 Mart 2023’te Mesut Varlık’la K24kritik.org’da yaptığı söyleşinin ilk bölümü, bu şiirin içsel mantığını görünür kılar. Bu metinlerde açılan tartışmalar -“stasis” kavramının anlam katmanları, iç savaşın çoklu düzlemleri, felsefi şiirin düşünceyle...
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Haydar Ünal’ın 2025 tarihli son kitabı Yürüyen Zaman, çağdaş Türkçe şiirde toplumsalcı-gerçekçi damarın hem devamı hem de kırılması olarak okunabilecek bir metinler bütünüdür. 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’ndan sağ kurtulan bir şair olarak Ünal’ın şiiri, yalnızca tanıklığın değil, travmanın ontolojik yankısını da taşır. Bu nedenle kitap, klasik toplumsalcı-gerçekçi söylemin düz bildirici dilinden uzaklaşarak metafizik, felsefi...
HÜSEYİN YURTTAŞ: SUSKUNLUĞUN ONTOLOJİSİ-SAF ŞİİR VE VAROLUŞÇU İMGE
70 kuşağı toplumcu gerçekçi şiiri, Türkiye’de yalnızca siyasal bir duyarlığın değil, aynı zamanda etik ve estetik bir arayışın da şiirsel alanı olmuştur. Bu kuşağın önemli temsilcilerinden Hüseyin Yurttaş, uzun yıllara yayılan şiir serüveninde toplumsal tanıklığı bireysel iç dünya ile buluşturan bir dil kurmayı başarmış şairlerden biridir. Mart 2025’te Tekin Yayınevi etiketiyle yayımlanan Susuyor Şimdi Zaman,...









