Türk şiirinde postmodernist eleştiri yalnızca ‘anlamsız şiir’ ve ‘anlamı olan şiir’ karşıtlığı üzerinde odaklanmış görünüyor. Bu kavramların karşılık geldiği pratikleri belirleyen kültürel temeller (kültür endüstrisi), bu yüzyılın başından beri Batı’da yoğun olarak sorgulanmaktadır. Modernist bağlamda kültür endüstrisi, 19. yüzyılın burjuva kültürüyle diyalektik bir karşıtlığı ifade eder. Buna göre 19. yüzyılın burjuva kültürü hâkim sosyo-ekonomik yapının...
Son Yazılar:
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Herbert Melzig ve Atatürk
Miz Volume XII
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Yazar: Koray Feyiz
‘YENİ’ ELEŞTİRİ VE ŞAİR-ELEŞTİRMEN
Eleştiri kavramının içerdiği zenginlik ve karmaşıklık, onun bütüncül ve derli toplu bir tanım altında ele alınmasını güçleştirmektedir. Eleştiri; araçsal, metalaşmış, tahrip edilmiş veya üretken olmayan bir olgu olarak ele alınsa dâhi gündelik kullanımda pozitif ve kimi zaman bağlam bağımsız bir çağrışıma sahiptir. Eleştiri kavramının sözü edilen pozitif çağrışımı ise onun ‘doğal’ aynı zamanda ‘soyut’ olanla...
DİL, TÜM ‘GERÇEK’LİKLERİN YETERLİ İFADESİ MİDİR?
* […/..] “Öyleyse “gerçek” nedir? Wilhelm Reich, bu konudaki düşüncelerinin bilinmesi arasındaki hayatî farklılık üzerine yaptığı ilginç meditasyonda “aklın gerekliliği, gerçeğin arayışından değil, kendi anlam arayışından ilham alıyor” (1) dedi. “Bilgi, gerçeği aramaktan ibarettir” (2) diyor George Thomson, gerçeği ve göreceliliğin tehlikelerini göz önüne alarak uyarıyor: “Kesinlik arayışı değil”. Ancak belirsiz bir dünyada gerçeğin ölçüsü...
ŞİİR VE PSİKOLOJİ
Bütün zorluklarına rağmen, analitik psikolojinin şiirle olan ilişkisini tartışmak, genel olarak psikoloji ve sanat arasındaki ilişkilerin çok tartışılan sorusu hakkındaki görüşlerimi tanımlamak için hoş bir fırsat veriyor. İki şey karşılaştırılamasa da aralarında şüphesiz bulunan yakın bağlantılar soruşturma çağrısı yapıyor. Bu bağlantılar sanata yönelik uygulamanın psikolojik bir etkinlik olması ve psikolojik açıdan yaklaşılabilmesi nedeniyle ortaya çıkmaktadır....
LALE MÜLDÜR VE GÜNLÜK DİLİN İMKȂNSIZLIĞI
Günlük dilin imkânı ile kurulan şiir, bir topun içinde yuvarlanabilir, ama yine de bu, sivri burçlarını dışa doğru çevirmek içindir. Elbette dili yansıtabilir veya konuşabilir, ancak asla kendi kendine geri dönmez, asla ölüm getiren makineler gibi kendi kendine hareket etmez. Olay her zaman mutlak bilgiyi kesintiye uğratır veya bozar, ototelik özellikler… Kendisine yakın olmak… Bu kalbin...
NİLGÜN MARMARA’NIN GÜNAHKAR ŞİİRİ
13 Ekim 1987’de daha 29 yaşındayken ‘intihar’ eden ve Cemal Süreya’nın “Zelda”sı olarak da bilinen şair Nilgün Marmara’da kişiliksizliğin zorunluluğuna karşı verilen toplumsal mücadeleyi modernizmin reddetmesi üzerine oluşan itirafçı bakış açısı, şiirini kendi içinde bir keşif toprağı haline getirmiş ve çözülmemiş çatışmaları dramatize ederek birinci şahıs dizelerinde son derece sahici ve içtenlikli konular üzerine yazmasını...
küçük İSKENDER ŞİİRİ VE MARJİNAL DEVRİM!
Eskiden çok güzel türküler söylerdi, artık onları söyleyemez. Fıkralar anlatırdı, artık onları da anlatamaz. Çünkü, 3 Temmuz 2019’da onu yitirdik. Ölüm nedeni: Kanser! “Erotika”yı onunla öğrendik. Rimbaud’un ruh dünyasında, bizi o gezdirdi. Aşkın, bildik popüler tanımların dışında bir şey olduğunu anlatırken bir yandan da Türkçenin enfes kıvamına gönüllerimizi hazırlıyordu. Kökü mazide bir geleceğin dili olarak...
DİDEM MADAK ŞİİRİ YA DA KUTUPLARI
Gezi Parkı direnişinden sonra Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nın bariyerlerle kapatılmasıyla birlikte, kohezyon merkezi Türkler için kayboldu. İnsanlar şehirlerden dışarıya ve yeni yaratılan banliyölere doğru hareket etmeye başladı. Kadınlar, Gezi Parkı direnişi zamanı istihdamının tadına baktıktan sonra ev işlerine geri dönmek istemedi. Azınlıklar da yeni bulunan özgürlüklerin etkisini hissetti. Her şeyi merkezleyen atomu böldük ve...







