11 Ekim 2026’da kaybettiğimiz değerli şair Nihat Ziyalan’ı (Nihat ağabeyimizi) anmadan geçmek olmaz. Bu yazımda şairin çok sevdiğim kitabı Çapkın Çiçekli’de [YKY, Nisan 2015] çözmeye çalıştığı temel sorunu özetleyerek başlamak istiyorum. Dilin doğal oluşunu sağlayan şey, dilin olanağı nedir? Bir şairin amacı, dünyayı betimlemek. Ben dili verilmiş ve kendiliğinden açık bir şey saymaya yatkın biriyim....
Son Yazılar:
Nihat Ziyalan Tümceleriyle Dünyayı Resimliyor
Nöbet: Toplumsal eleştirel taşlama içeren bir beden-korku filmi
Amazigh
Agamben’in Dil Devrimi Nesir mi, Şiir mi?
İyiden Harika Hissetmeye Uzanan Yol Üzerine
Sermayenin Zaferi, Demokrasinin Krizi
Niçin doğayla inatlaşmaya devam ediyoruz?
Yönetmen Olamadım, Hegel’i Oynatıyorum
Juan Carlos Onetti: Kasabanın Bağışıklığı
Tinto Brass, Salon Kitty ve ‘Nazi erotikası’
Bir kuşatmayı yarmak adına
Leyla Borovalı’nın İlk Solo Sergisi “İki Dirhem Bir Çekirdek” Offgrid Art Project’te
Cartagena’da Bir Akşam: Bellek, Emperyalizm ve Zaman
Sencer Gülün’ün Kişisel Sergisi Guga Contemporary’de!
Çağdaş Sanat: Sanatın Sonu mu, Değerin Yitirilmesi mi?
Yıldız Ersağdıç: Dekonstrüktif Bir Tasarım Sistematiğine Doğru
Deniz Gökduman’ın Resimlerinde Popüler Kültür İmgeleri
Bir Yangının İzleri Sanatın Tanıklığına Dönüşüyor
George Bataille’ın Edebiyat-Kötülük Anlayışı ve William Blake Şiiri
Yazar: Koray Feyiz
Agamben’in Dil Devrimi Nesir mi, Şiir mi?
Bugün Hâlâ Düşünebiliyor muyuz? Çağımız bilgi çağı değil; enformasyonun düşüncenin yerine geçtiği çağdır. Her gün milyonlarca sözcük üretiyoruz ama giderek daha az şey söylüyoruz. Sosyal medya bize konuşmayı öğretti, fakat düşünmeyi unutturdu. Algoritmalar dili hızlandırırken anlamı yavaş yavaş tüketti. Tam da bu yüzden Giorgio Agamben’in Nesir Fikri bugün yayımlandığı 1985 yılından çok daha güncel görünmektedir....
Adil Salih’in Varoluş Kaygısı ve Sartre’ın Görünmeyen Gerçeği
Türkiye’de Resim Hâlâ Görüldüğü Gibi mi Yapılıyor? Türkiye’de resim üzerine konuşurken hâlâ en çok duyduğumuz cümlelerden biri şudur: “Ne güzel benzetmiş!” Bu cümle masum görünür; oysa resim sanatına yöneltilmiş en ağır hakaretlerden biridir. Çünkü bu yargının arkasında iki bin yıllık Platoncu estetik saklıdır: Sanatın görevi dünyayı kopyalamaktır. Ressam ne kadar iyi taklit ederse o kadar...
Serdar Koçak’ın Dilinde Egemenlik, Aidiyet ve Özgürlüğün İmkânsız Anatomisi
“kum değil portakal değil / değil karası gemi kuzgunlarının / bisikletler değil denizlerimizde gezen / bizdeki bu Cezayir tutkusu neden? / bir dağdan indiğinde merdiven: Cezayir / sümbülden geçtiğinde tren Cezayir / nasılsa Cezayir oluyor küsünce insan / dil küsüyor: Cezayir: küsünce Cezayir / göklerden geçiliyor dilden geçilince / geçerken fay kırıkları oluyor gemiler /...
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Bir Yüzü Görememek Neden Bu Kadar Rahatsız Edicidir? Sanat tarihi, biraz da insanlığın bakma tarihidir. Daha doğrusu, kimin baktığının, kimin bakılan olduğunun tarihidir. Mağara duvarlarından Rönesans’a, empresyonizmden dijital sanatlara kadar değişmeyen temel sorulardan biri şudur: Resim bize ne gösteriyor? Oysa John Berger’in yarım yüzyılı aşkın süre önce yaptığı büyük müdahale, bu sorunun eksik olduğunu ortaya...
Alain Badiou: Başka Bir Dünya İmkânının Savunusu, Felsefenin Yeniden Çağrısı
Bugün, felsefeden ne bekleyebiliriz? Bu soru artık yalnızca akademik bir merak değil, bir çağın varoluşsal nabzıdır. Hakikatle ilişkimizi yitirdiğimiz, anlamın gündelik bir metin üretimine indirgendiği, düşünmenin yerini yorumun, eleştirinin yerini hızla değişen kanaatlerin aldığı bir dönemde felsefenin işi ne olabilir? Alain Badiou, Sonsuz Düşünce adlı kitabında bu soruya, düşünmenin dört temel boyutunu (isyan, mantık, evrensellik,...
ŽİŽEK’İN YAMUK BAKIŞI VE HAKİKATİN KARANLIK YÜZÜ
Gerçeği Görmek İçin Neden Yamuk Bakmalıyız? Modern insan kendisini gerçeğe her zamankinden daha yakın hissetmektedir. Bilimin ilerlemesi, iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, insanlığın dünyayı daha açık ve doğru biçimde kavradığı düşüncesini güçlendirmiştir. Ancak çağımızın temel çelişkisi tam da burada ortaya çıkar: İnsan hiç olmadığı kadar çok şey bilirken, bildiği şeylerin ardındaki görünmez düzenekleri...
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
Ölümün Değil, Kayıtsızlığın Çağında Yaşıyoruz Yirmi birinci yüzyılın insanı ölümle hiç olmadığı kadar iç içe yaşıyor; fakat aynı ölçüde ölüm üzerine düşünmüyor. Savaş görüntüleri birkaç saniyelik videolara, deprem enkazları sosyal medya akışlarına, göçmen cesetleri istatistik tablolarına dönüşüyor. Ölüm artık modern insan için metafizik bir soru olmaktan çok gündelik bir enformasyon nesnesidir. Tam da bu nedenle...
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Özgürlüğün Cenaze Töreninde Alkış Tutanlar Belki de çağımızın en büyük ideolojik başarısı, insanlara zincirlerini görünmez hâle getirerek onları özgür olduklarına ikna etmiş olmasıdır. Bugün hiçbir tarihsel dönemde olmadığı kadar çok seçenekle kuşatılmış birey, hiçbir çağda olmadığı kadar derin bir yönlendirme mekanizmasının içinde yaşamaktadır. Raflar doludur, ekranlar sonsuzdur, kimlikler çoğaltılabilir; fakat bütün bu çoğulluk, özgürlüğün genişlemesi...
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Modern dünyanın en tartışmalı figürlerinden biri olan entelektüel, bugün yalnızca bilgi üreten kişi değil; hakikatin, eleştirinin ve kamusal vicdanın temsilcisi olarak yeniden sorgulanmaktadır. Üniversitelerin piyasa mantığına teslim olduğu, medyanın giderek daha fazla iktidar ilişkileri tarafından biçimlendirildiği, sosyal medyanın bilgiyi demokratikleştirirken aynı zamanda onu yüzeyselleştirdiği bir çağda şu soru daha yakıcı biçimde karşımızda durmaktadır: Entelektüel hâlâ...









