Bir Yüzü Görememek Neden Bu Kadar Rahatsız Edicidir? Sanat tarihi, biraz da insanlığın bakma tarihidir. Daha doğrusu, kimin baktığının, kimin bakılan olduğunun tarihidir. Mağara duvarlarından Rönesans’a, empresyonizmden dijital sanatlara kadar değişmeyen temel sorulardan biri şudur: Resim bize ne gösteriyor? Oysa John Berger’in yarım yüzyılı aşkın süre önce yaptığı büyük müdahale, bu sorunun eksik olduğunu ortaya...
Son Yazılar:
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Biraz Daha Ev Biraz Daha Sevgili (Şiir)
yüzleşerek (şiir)
Büyük Çiftlik Sahibinin Kızı (Şiir)
bozuk gül (şiir)
Gökalp’lerin Gülsün’e Limon Çiçeği Kolonyası Şiiri
Aşk Üşümesin (Şiir)
otopsi (şiir)
Yazar: Koray Feyiz
Alain Badiou: Başka Bir Dünya İmkânının Savunusu, Felsefenin Yeniden Çağrısı
Bugün, felsefeden ne bekleyebiliriz? Bu soru artık yalnızca akademik bir merak değil, bir çağın varoluşsal nabzıdır. Hakikatle ilişkimizi yitirdiğimiz, anlamın gündelik bir metin üretimine indirgendiği, düşünmenin yerini yorumun, eleştirinin yerini hızla değişen kanaatlerin aldığı bir dönemde felsefenin işi ne olabilir? Alain Badiou, Sonsuz Düşünce adlı kitabında bu soruya, düşünmenin dört temel boyutunu (isyan, mantık, evrensellik,...
ŽİŽEK’İN YAMUK BAKIŞI VE HAKİKATİN KARANLIK YÜZÜ
Gerçeği Görmek İçin Neden Yamuk Bakmalıyız? Modern insan kendisini gerçeğe her zamankinden daha yakın hissetmektedir. Bilimin ilerlemesi, iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, insanlığın dünyayı daha açık ve doğru biçimde kavradığı düşüncesini güçlendirmiştir. Ancak çağımızın temel çelişkisi tam da burada ortaya çıkar: İnsan hiç olmadığı kadar çok şey bilirken, bildiği şeylerin ardındaki görünmez düzenekleri...
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
Ölümün Değil, Kayıtsızlığın Çağında Yaşıyoruz Yirmi birinci yüzyılın insanı ölümle hiç olmadığı kadar iç içe yaşıyor; fakat aynı ölçüde ölüm üzerine düşünmüyor. Savaş görüntüleri birkaç saniyelik videolara, deprem enkazları sosyal medya akışlarına, göçmen cesetleri istatistik tablolarına dönüşüyor. Ölüm artık modern insan için metafizik bir soru olmaktan çok gündelik bir enformasyon nesnesidir. Tam da bu nedenle...
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Özgürlüğün Cenaze Töreninde Alkış Tutanlar Belki de çağımızın en büyük ideolojik başarısı, insanlara zincirlerini görünmez hâle getirerek onları özgür olduklarına ikna etmiş olmasıdır. Bugün hiçbir tarihsel dönemde olmadığı kadar çok seçenekle kuşatılmış birey, hiçbir çağda olmadığı kadar derin bir yönlendirme mekanizmasının içinde yaşamaktadır. Raflar doludur, ekranlar sonsuzdur, kimlikler çoğaltılabilir; fakat bütün bu çoğulluk, özgürlüğün genişlemesi...
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Modern dünyanın en tartışmalı figürlerinden biri olan entelektüel, bugün yalnızca bilgi üreten kişi değil; hakikatin, eleştirinin ve kamusal vicdanın temsilcisi olarak yeniden sorgulanmaktadır. Üniversitelerin piyasa mantığına teslim olduğu, medyanın giderek daha fazla iktidar ilişkileri tarafından biçimlendirildiği, sosyal medyanın bilgiyi demokratikleştirirken aynı zamanda onu yüzeyselleştirdiği bir çağda şu soru daha yakıcı biçimde karşımızda durmaktadır: Entelektüel hâlâ...
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
Genç şairlerin en büyük sorunu yaşları değil, ezberleridir Çağdaş Türk şiirinin son on beş yılına geriye dönüp bakıldığında dikkati çeken ilk olgu, genç şairlerin cesaret eksikliği değil, düşünce eksikliğidir. Şiir, giderek kısa cümlelerin, kişisel travmaların ve sosyal medya estetiğinin dar koridoruna sıkışmış; ontolojik soruların yerini gündelik duygulanımlar almıştır. Bugün yayımlanan ilk kitapların önemli bir kısmı,...
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Türk şiirinde kimi şairler yalnızca şiir yazmaz; kendi varoluşlarını da şiire dönüştürürler. Bu dönüşüm bazen estetik bir tercih, bazen ideolojik bir yönelim, bazense yaşamın zorunlu kıldığı ontolojik bir savunma biçimidir. Levent Karataş’ın şiiri tam da bu üçüncü hatta yer alıyor. Melez Peri, yalnızca yeni bir şiir kitabı değildir; otuz yılı aşkın bir poetik yürüyüşün bugünkü...
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
Günümüz Türk şiirinin önemli sorunlarından biri, insanın tarih karşısındaki konumunu nasıl yeniden kuracağı meselesidir. Büyük anlatıların çözüldüğü, bireyin kendi içine kapandığı, şiirin çoğu zaman kişisel deneyimin dar alanına çekildiği bir çağda bazı şairler hâlâ insanı büyük soruların içinde aramayı sürdürür. Mesut Aşkın, bu arayışın günümüzdeki dikkat çekici temsilcilerinden biridir. 1993-2019 yılları arasında yayımladığı üç kitabı...
TOZAN ALKAN’IN ŞİİRİNDE HAFIZA, SİYASET, DİL VE KAYBEDENLERİN TARİHİ
Şiirin Enkazında İki Tek: Bir Hafıza Siyaseti Olarak İki Tek Türk şiirinin son kırk yılına bakıldığında iki büyük eğilim arasındaki gerilim hemen fark edilir. Bir tarafta şiiri büyük ölçüde dilsel bir deney alanı olarak gören, tarihin ve siyasetin ağırlığını estetik yapının dışında bırakmaya çalışan damar vardır. Diğer tarafta ise şiiri yalnızca bireysel duyarlılığın değil, toplumsal...









