İfade özgürlüğü, çoğu zaman yalnızca sözün serbestliği olarak düşünülür. Oysa asıl mesele, kimin konuşabildiği değil kimin duyulduğu, kime alan açıldığıdır. Günümüzde retorik, düşüncenin taşıyıcısı olmaktan çıkarak onun yerine geçtiğinde, ifade özgürlüğü biçimsel olarak varlığını korusa da içerik bakımından daralır. Çünkü bu durumda konuşma hakkı, fiilen belirli bir iletişim tarzının tekelinde toplanır. Retorik tam da burada...
Son Yazılar:
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Tevfik Talha Okan: Mekanın Gerilimleri
Kapitalizmin Kökleri Köleliğe Dayanır
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Kategori: Manşet
AUGUR (ŞİİR)
düştüm, sırçaydım, sırlı bir periler halkasının son gümüş pulu bir kahkaha çiçeği büyüttü beni karnından ışıklar fışkıran bir şebçerağ benim de var mutluluk ve mutsuzluk kristallerim biri ak biri kara iki dizginsiz kısrağım ik’elim kande olsa sen çağır ben yeterim avucumdan suvarırım atımı hû ile yederim benim tilkilerimin kuyrukları birbirine değer melek öpücükleri verir birbirine...
Gece (Şiir)
bugün içim bana bir dağdan geldi ağaçlarını çizdi akan yağmuru eşiğinde durduğum avuntuyu dışımdaki zorluğun geçmesini bekledim zamanı sordum Tanrı’ya yerin göğsünde büyüyen ağrıyı ağacın ölümü giyinen çıplaklığını yaşamın kaçınılmaz yalnızlığını güller ülkesinde bir gül peçesini açtı at kervanlarının taşıdığı müjdeli haber oldun meleğin yeryüzünde belirdiği işaret sessizliğin mavi taşlardan yapıldı...
aramızda (şiir)
baharı sürme namluya bu hesap aramızda aramızda, ne eksek tutmayan o kıraç toprak yarısı yanık bir ağaç aramızda küskün dallarında üç beş kozalak yeşili yok yaprakların, sözlerin çıplak gövdede yaralı sincap yapısı yıkık bir köprü aramızda göç alıyor zemheriden öfkeli şubat geçmek zor bir kalpten ötekine, suskun artık şarkı söyleyen ırmak yazısı...
Paris’te Bir Kırmızı Çadır
Cehennemde dolanan Dante’nin oranın sakinlerinden Guido da Montefeltro ile konuşmasına benzetiyorum İdris’le diyaloğumuzu. Cehennem dediğiniz, Saint-Germain-des-Prés ile Porte de la Chapelle’in viyadük altları arasında kurulan çadırların gerilimli ilişkisi. Yola çıkmadan önce gözüm, odamın duvarında asılı duran Beckett’in bakışına kayıyor; hiçliğin, absürt ile suç ortaklığı arasındaki karanlık eşiğine kayıyor. Dünya, neyse ne: geniş, engebeli, düz, çölümsü,...
çivit mavi (şiir)
sana baktım. anlamak için. boğarak içimdeki kötürüm hüznü. kör noktasında gözümün. bir deste gülüşünü tuttum. adından başka hiçbir deniz tutmadı beni o yaz. çokça duman döktüm. itirazın lokmasını yedim tek başıma. şarkılar biriktirmedim öleceğim diye sırf. beyaz avuçlarımda esmer ellerin sımsıkı. sımsıkı yüzün hastalıklı aklımda. ağladım, ama bak suçlamadım kimseyi. sana baktım. özledim ve dinledim...
Eksik Bir Aşk Manifestosu (Şiir)
sesinin çıktığı bir yer var, içinde; yaralı ve gizli bir özne gibi iyileştirici tonları olan – oynaş, sevişgen hallerin de dâhil- sesinin bütün tonlarını seviyorum. elinde topladığın saçlarının altında bir ırmak gibi duruyor boynun; boynunun o bir ırmak gibi duruşunu da seviyorum. sevmek, insanın insanı toplamasıdır dökülürken, senin dökülen bütün hallerini seviyorum. omzum üşüyor, üstümü...
A.Kadir Ekinci’nin kadrajından: Kazların Senfonisi
Siyah-beyaz fotoğraf, fotoğraf tarihinin en eski ve en etkileyici ifade biçimlerinden biridir. Renklerden arındırılmış görüntü, karmaşık gerçeklikleri yalınlaştırır; görselin albenisi kaybolmaz aksine ışık-gölge, doku ve form gibi temel unsurları daha belirgin hâle getirir. Siyah-beyaz kareler, izleyicinin dikkatini yalnızca nesnel anlatıya yönlendirir, biçimsel ve duygusal öğelere odaklandırır. Görsel unsurun kendisinden ziyade taşıdığı duygu, bağlam ve estetik...
SON ÇARE (ŞİİR)
”İyi akşamlar erenler! ” dedi akşamlardan bir akşam yanımda duran bir arabanın camını açıp bir genç sordu sözü uzatmadan : ”bize doğru yolu gösterir misin?” İiyi akşamlar dedim, gençler gösteririm elbette ama kime sorsanız inanın doğru yolu gösterirdi size Bahadın denen bu küçük beldede çünkü herkes bilir yolunu ”Son Çare”nin.
brutal butlan (şiir)
“Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin: Geçmiş gecelerden biri durmakta derinden; Mehtap… iri güller… ve senin en güzel aksin… Velhasıl o rü`ya duruyor yerli yerinde!” Yahya Kemal dolanmış geceye ışıklı odalar köpekler havlar haliç...









