“Madde 140: Şayet birbiri için yaratılmış olan bir çift, idareye ait bir hata yüzünden, sağlıklarında karşılaşmamışlarsa, haksız yere mahrum edildikleri aşkı gerçekleştirmek ve müşterek hayatlarını yaşamak üzere, yeryüzüne dönmek isteğinde bulunabilirler ve bazı şartlar altında buna izin alabilirler.”[1] Peki, insan gerçekten yaşamı kaçırabilir mi? Eğer kaçırılmış yaşam için ikinci bir fırsat verilseydi insan bu kez...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Agua Grand Nehri’nde (Şiir)
Tarlalara yakın, Agua Grand Nehri’nde, Taşların üzerinde çamaşır dövüyor siyah kadınlar. Dövüyorlar ve şarkılar söylüyorlar, yurt şarkıları. Şarkılar söylüyorlar, kahkahalar atıyorlar, yergilerle dolu, Hikayeler anlatıyorlar… rüzgârda savrulmuş. Patlatırcasına atıyorlar kahkahaları, çarpıyorken çamaşırları taşlara, Bembeyaz edinceye kadar çeviriyorken onları. Oynuyor çocuklar! Şakıyor sular! Kirlenmiş sularda oynuyor çocuklar… Küçük bir siyah çocuk...
YARIN İÇİN ŞİİR
Merhaba diyorum ağaçtaki müjdeye sarıp sarmalıyorum dileklerimi suya kavuşan toprağın sevinciyle gün ağarınca çocukların okul telaşında okşuyorum sabahın kanatlarını. Çileli yalnızlıklara direniyorsa kalbim biliyorum yanımdasın benimle rüzgarım ol gir koluma, zorlukları paylaş benimle sevgiyi diyorum yanında getir siliyorum artık gözyaşlarımı. Ekinler yeşerecek bahara ne kaldı diyoruz şarkılar bekliyor bizi, yükümüz ağır artık taşımak...
baştan sona tekrar al (şiir)
yoktur algılanabilir bir son imgeler hep daha büyük hep daha küçük hiçlikten önce ya da sonra araya giren sonsuzluk… hangi göğün kuşları bunlar bir taş gibi ağırlaşan bu yeryüzü geçen rüzgarın gizi açılıp kapanan pencerelerden sarkan çocuklar bir boşluktur her şey bir bekleyiş sürekli hep arzu içinde yaşayarak söyle bu mu yazgısı insanın bu ölümlü...
Toprağın Evrensel Sesi: Sadi Diren ve Seramiğin Modern Dönüşümü
Elimizde tuttuğumuz bu sararmış kağıt parçası, sadece nostaljik bir anı değil; Türk seramik sanatının dünya sahnesine attığı en güçlü imzalardan birinin belgesidir. 16 Ocak 1960 tarihinde Milano’daki Galleria d’Arte Totti’de açılan bu serginin davetiyesi, genç bir sanatçının Anadolu’nun kadim çamurunu Avrupa’nın modern estetiğiyle nasıl buluşturduğunun sessiz tanığıdır. İtalyan sanat eleştirmeni Mario Monteverdi, Sadi Diren’in Galleria...
HİKMET TEMEL AKARSU’DAN BİR BURUK İSTANBUL / DUYGUSAL KENTLER-1
BİR BURUK İSTANBUL / HİKMET TEMEL AKARSU DUYGUSAL KENTLER: 1 ÖYKÜ – 142 SAYFA / METİNLERARASI KİTAP Link: https://www.kitapyurdu.com/kitap/bir-buruk-istanbul/748931.html Romancı, öykücü, satir ve oyun yazarı Hikmet Temel Akarsu DUYGUSAL KENTLER başlıklı öykü külliyatını yayınlamaya BİR BURUK İSTANBUL adlı kitabı ile başladı. İlk cildi bu ay METİNLERARASI KİTAP’tan çıkan öyküler seçkisi dört ciltten oluşmakta. Henüz yayınlanan...
ENDÜSTRİYEL TOPLUMLARDA KİTLE İLETİŞİMİ VE SANAT: GÖRSEL KÜLTÜRÜN YENİ DİLİ
1960 sonrası endüstrisi gelişmiş Batı ülkelerinde ortaya konulan görsel sanatlar adında adı altında uluslararası galerilerde sergilenen eserler incelendiğinde, 1960 öncesi plastik sanat anlayışlarından tamamen kopmuş, elektronik çağın tasarımlarına biçimlerine dayanan bir sanat anlayışı ile karşılaşılmaktadır. Marcel Duchamp, Dadaistlerden üç yıl önce 1913’te, sanatsız bir sanatın yapılıp yapılmayacağını ortaya atmıştır. Alexander Rodchenko ise, 1921 yılında sanatın...
KENT BELLEĞİNİN DÖNÜŞÜMÜ VE İZMİR’İN DARAĞACI MAHALLESİ
Kentlerin geçmişten günümüze kadar gelen tarihleri, gelenekleri, fiziki dokuları kent belleğini oluşturur. Kent belleği kentin kimliğidir. Her kentin belleğinde, geçmişin izlerini bugüne taşıyan mahalleler, sadece fiziki dokularıyla değil, yaşatılan hikâyeleri ve sosyal ilişkileriyle anlam kazanır. Ancak uzun bir ihmal sonrası hızlı ve plansız kentsel dönüşüm süreçleri, bu belleğin katmanlarını silerek kentleri kimliksizleşme tehlikesiyle karşı karşıya...
EMİN ALPER’İN YENİ FİLMİ KURTULUŞ’TA MADDİYAT İLE MANEVİYAT ARASINDAKİ DİYALEKTİK İLİŞKİ
Türkiye sinemasına son 25 yılda giriş yapan sinemacılar kuşağı içinde en öne çıkan senarist-yönetmenin Emin Alper olduğu söylenebilir. Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü kökenli olan Alper ilk uzun metraj çalışması Tepenin Ardı (2012) ile dikkat çekmiş, adından çokça söz ettirmiş, ardından gelen Abluka (2015) ve Kız Kardeşler (2019) ile belirli bir düzeyi korumayı sürdürmüş, vizyondaki Kurtuluş’tan...
Kim Korkar Akademik Hakemlikten?
Editöryal Not – Akademi Demir Leblebi Bilim dünyası uzun süre kendisini güven üzerine kurulu bir cumhuriyet olarak anlattı: araştırmacılar veri üretir, dergiler bu verileri hakemlere gönderir, hakemler hataları yakalar ve yalnızca sağlam bilgi yayımlanır. Akademik hayatın en temel meşruiyet anlatılarından biri budur. Ancak son yıllarda akademik yayıncılık ekonomisinin hızla genişlemesi bu anlatının kırılganlığını görünür hâle...









