Sürekli azarlanan bir rüzgârgülüne Hayta hayat gülü gülüveriyor Saçlarını taramayı unutmuş bir rüzgâr Yataktan kalktığı gibi çıkıyor sokaklara Unutmayı unutmamış bel büken yokuş Kışını bilmem de, zordur buraların yazı Soluk alması zordur buharlaşırken düşler Yazgıları güvelenen ne kuşlar kaldı ne geceler Uçuk çıkaran uçurumların gördüğü derin rüyalar Alacalı bulacalı yol yorgunu ayrılıklar, kırgınlıklar Batıp giden...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
ŞİİR VE PSİKOLOJİ
Bütün zorluklarına rağmen, analitik psikolojinin şiirle olan ilişkisini tartışmak, genel olarak psikoloji ve sanat arasındaki ilişkilerin çok tartışılan sorusu hakkındaki görüşlerimi tanımlamak için hoş bir fırsat veriyor. İki şey karşılaştırılamasa da aralarında şüphesiz bulunan yakın bağlantılar soruşturma çağrısı yapıyor. Bu bağlantılar sanata yönelik uygulamanın psikolojik bir etkinlik olması ve psikolojik açıdan yaklaşılabilmesi nedeniyle ortaya çıkmaktadır....
GEÇİCİ BİR SABAH (ÖYKÜ)
“ten… nine… eight… seven… six… five… four… three… two… one… zero… Fire!” Dünyaya boşluktan bakayım diye, yerleştiğim koltuğa, emniyet kemeriyle sıkı sıkıya bağlı bedenimi uzaya taşıyacak olan Amerikan yapımı füze, oturduğum apartmanın çatısına kurulu rampadan ayrılarak, gökyüzüne doğru hızla savruluyor. Yükseldikçe, dünyanın bütün yükünü, aşağıda bırakıyorum sanki. Kuş gibi hafifliyorum. O kadar rahatlıyorum ki, derimi...
Uzak geçmişteki düşünme biçimleri
Bronislaw Malinovski ve Claude Lévi-Strauss arasındaki tartışmanın özünü “ilkel” ve “ilkellik” kavramları oluşturuyordu. Malinovski’nin, “uygar” bir dünyadan bakarak “ilkel” dünya üzerine kurduğu tezleri kıyasıya eleştiren Lévi-Strauss, bu gibi yaklaşımların hem bilimi kısıtladığını hem de araştırılan toplulukları aşağıladığını söyleyip “ilksel” veya “öncel” demeyi uygun bulmuştu. Lévi-Strauss’un bu demokratik ve hümanist tavrı, kendisinden sonra gelen antropologları etkileyip...
KENTSİZLİK HAKKI
Bir yeryüzü kesitinin kent olarak tanımlanabilmesi büyüklüğüne, üzerinde binalar, binaların arasında sokaklar bulunmasına, etrafında surlar olmasına ya da bir kanun metnince kent olarak tanımlanmasına değil, ama üzerinde yaşayanlar arasındaki işbölümünün niteliğine ve düzeyine bağlıdır. Bir araziye, üzerinde çok sayıda insanın yaşamasına olanak verecek şekilde yapılar bina edilmiş olması, bu arazinin yüzölçümü ve üzerinde yaşayan kalabalığın...
28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali başlıyor
13-19 Eylül tarihleri arasında yapılacak festivalin gösterim ve etkinlikleri bu yıl Adana’nın bir çok ilçesinde gerçekleştirilecek. 28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Basın Toplantısı, Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda yapıldı. Toplantıya Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Atın Koza Film Festivali Yürütme Kurulu Başkanı Menderes Samancılar, 28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Yürütme...
BİR SANAT DALI OLARAK EDEBİYAT
“Edebiyat tüm sanatlarınüzerinde yer alıyor.”[2] Öncelikle edebî değerlendirme veya “eleştiri”nin, nihai kertede “öznel” olduğunun altını ısrarla çizmem gerek. Tamam; yazına ilişkin her türlü kavram ancak yazınla uğraşanlar tarafından geliştirilir ve kalıcılaştırılabilirse de, bunun sınırı öznellik, yaratıcılıktır. Gilbert Murray’ın, “Eleştirmen ne kadar kötüyse, [yapıtta] o kadar çok kusur bulacaktır”;[3] ya da Francis Bacon’ın, “Yalanlamak, reddetmek, inanmak,...
ZÜRÂFAYLA KİRPİ SOYU (ŞİİR)
1 Uyukladığım koltuğa sordum: Hangi uykuya yatayım? Kapat gözlerini, rüyana yat dedi koltuğum. Söz dinledim. Yeter bu kadarı, çıktım bu şiirin ikinci katına. 2 Çilek elbet toprakta yetişir diye başladım -başlamıştım balkonumdaki saksıya dalını gömdüm küllerinden doğdu çilek aşağı balkona, Miyâsânım’a ulaştı duydum: Hoşgördüm dedi, beni sula. 3 Baksana dedi şiir. Nasıl baksaydım, onu yazıyordum...
ZAFER YALÇINPINAR İLE ORUÇ ARUOBA VE USTA DEFTERİ’NE DAİR
31 Mayıs 2020 tarihinde vefat eden ustamız Oruç Aruoba’yı saygıyla anıyoruz: Emrah Sönmezışık, Alparslan Beyhan, Cem Onur Seçkin ve B. Emir Alisipahi, 6:45 Yayın tarafından basılı nüshası gerçekleştirilen Oruç Aruoba, Usta Defteri hakkında Zafer Yalçınpınar’a çeşitli sorular yönelterek, usta ve ustalık olgularını irdeliyor… ORUÇ ARUOBA, USTA, USTALIK VE USTA DEFTERİ‘NE DAİR… Emrah Sönmezışık: Oruç Oruoba ile gerçekleştirdiğiniz görüşmelerin “ustalık ile yaşama onuru” kıymeti taşıdığını belirtiyorsun....
LALE MÜLDÜR VE GÜNLÜK DİLİN İMKȂNSIZLIĞI
Günlük dilin imkânı ile kurulan şiir, bir topun içinde yuvarlanabilir, ama yine de bu, sivri burçlarını dışa doğru çevirmek içindir. Elbette dili yansıtabilir veya konuşabilir, ancak asla kendi kendine geri dönmez, asla ölüm getiren makineler gibi kendi kendine hareket etmez. Olay her zaman mutlak bilgiyi kesintiye uğratır veya bozar, ototelik özellikler… Kendisine yakın olmak… Bu kalbin...









