Binlerce yıllık mermer, kaya ve toprağın, ağaçların, börtü ve böceğin arasından süzülen bakışlar. Hera, Hakate, Nike ve de Pan yaprakların sararmaya başlamış yeşilliğine yapışıveren tanrısal işmarlar. Yıkıntılar arasından el eden, yağmurun buharıyla tütüveren tapınak sütunları. Oysa o yıkıntıya yapışmış iktidar ve modernlik te bakıyor gözbebeklerimize apansız… Burcu Perçin’in Merkür’deki “Yeniye Yükseliş” sergisindeki işleri dolaşırken bunları...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
YAĞMURDA (ŞİİR)
demir parmaklıkların ardında bir güvercin kanat çırpmaktadır gökyüzünün maviliğine. bir duaya zemin hazırlamaktadır yaşam bir çiçekten hakkını almaktadır bir arı. ya da bir kadın, çok sevdiği bir şeye bağlanmaktadır yeniden. yani bir insan kendi elleriyle tutunmalı yaşama! sokaklar eskimiyor sen geçip gidiyorsun sadece. geçip gidiyorsun aynı yolları yürüyerek tekrar ve tekrar gelmek üzere. belki bir...
Kendin Olmaya İzin Verebilmek
Hayat döngülerden oluşur. Yaşantımızın ilk döneminden itibaren öğrenip geliştirdiğimiz ilişkilenme biçimleri hayatımızın farklı dönemlerinde farklı ilişkilerimizde bambaşka şekillerde ama özünde benzer kodlarla karşımıza çıkar. Ne zaman biz bu döngülerde hoşumuza gitmeyenleri fark edip değiştirmeye karar veririz, işte o zaman yeni bir yaşam başlar. Bu tabii ki bir kez, bir olayda, bir şekilde olan bir şey...
45’lik Plak (Şiir)
Ceddim maraba Evliklerde uyanırdım. Bunca yorganın ne işi vardı? Sahi kuşluk vakti yine bir yezidi maruldan mı çekinir? Saklı yerlerinden serpilir Mor-kidem ve benek-şem Silik kadınlarda tekrarladım susmayı ve kumarın heyecanlı yanı Muğlaklığı sindiremem Bileklerimden seçilir damarlardan ayrılan lifler… Aşırılığın soysuz bezirganlığıyla Göz-bebekler gebe bu coğrafyada Kromozomu yoktur kim bilir Fazlasında otistik hülyalara sapkın İtiraf...
Nasılsın (Şiir)
Biz ölüler arasında yürüdük -Nasılsın? -Ağaç kadar görkemli Olduğum yerle olduğun yerin -Nasılsın? -Bir ucundan kendimi tutmuş Tünel var arasında -Nasılsın? -Üç boyutlu biri Geniş ve ışıksız -Nasılsın? -Şiirin bir ucuyum Kaç bin kilometre ötede -Nasılsın? -Uzun bir köprü Benim kaybım var gelin arayalım -Nasılsın? -Geniş zamana karşı uçak Uçakların ilki, vapurların sonu -Nasılsın? -Vapurlar...
silikozis! (şiir)
silikozis ölümün tezgâhında yaşamın sevinci taranıyor eşin dostun telaş içinde ve takatten kesilerek sendeliyorlar yaban sularında. silikozis gençliğinden hayır görmemiş bir ömür salıncağa biniyor ve sokak sokak kendini arıyor ki gecenin kundağında birkaç ışıltıyı aşırsın diye gençliğinden. silikozis elinin terinde bir mevsim ufalanıyor karın tokluğuyla senin gurbet diyarında. ve ağarmış mavi bir...
VODVO SÖYLENCESİ (ŞİİR)
Sisinde saklıydı külüm. Yer çekimini öğrendiğim günden beri uçamadım bir daha. Yalnızlığın ezik boğuntusunda yılgın küf kokusudur senden önce içime çektiğim nefes. Uzak yollara açılan bir kapıdır gözlerin. Bakışın –karanlık! Birçok şeyin habercisi. Paradoks! Siliniyor ayak izlerimiz. Gök sustu, niye? (Sessizlik) Sisinde saklıydı dağım. Susam sokağından çıktığım günden beri mutlanmadım bir daha....
ÜÇ BİLEŞEN VE VAROLUŞCU HAYAL GÜCÜ
Benim Oruç Aruoba’nın şiiri üzerine hiçbir şey bilmeyen biri olduğumu varsayalım. Siz de bana bu konuda temel bir fikir vermek istiyorsunuz, diyelim. Bu işe nasıl başlardınız? Oruç Aruoba’yı tarihsel bağlamı içine oturtmayı denemekle işe başlardım ama bu sizin ortaya koyduğunuzdan daha geniş bir bağlam olurdu: Haikular şiiriyle ölçülecek bir bağlam. “86./ Aceleyle gelip geçer Martı/...
KARŞILAŞMALAR (ÖYKÜ)
“Hiç kimse doğuştan masum değildir.”, diyerek elindeki neşteri ameliyat malzemelerinin bulunduğu metal tepsiye sert bir şekilde kaydırarak bıraktıktı. Yürürken kanlı eldivenlerini ellerinden sıyırıp ameliyathanenin kapısından çıkıp gözden kayboldu. Onu biraz olsun tanımıyor olsam neden bu mesleği seçtiğini sormak isteğiyle bu kadar yanıp tutuşmazdım. Elimde göbek kordonu, kalakaldım. Metal masada solunum cihazına bağlı, kalp atışları giderek...
NİETZSCHE BİZE NE SÖYLER?
Bugün Nietzsche’yi hala gündemde tutan şey nedir? Bu, onun önemini billurlaştıracak “Nietzsche bize ne söyler?” sorusunda kendini açık eder. Hatta “Nietzsche bize hâlâ ne söyler” ifadesiyle bir anlam bütünlüğü de yakalar. Bu bütünlüğü yakalamanın yolu, onun her yerden sürülmesine kapı aralayan bir “avcı” olması özelliğiyle değerlendirmekten geçer. Nietzsche’yi av olmaktan kurtarmak, bir avcı olarak bütün...









