Hekimlik andı “yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma” diye başlar ve devam eder : “Hastamın özerkliğine ve onuruna … İnsan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime …” Bu gibi meslek alanları için kabul edilmiş etik kuralların sanat ve “sanatçı” için de geçerli olduğu üzerinde ise nedense hiç durulmaz: Ne Türkiye’de, ne de dünyada. Bundan dolayı gün geçmiyor...
Son Yazılar:
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
Kategori: Manşet
“ZAMANLARIN EN İYİSİYDİ, ZAMANLARIN EN KÖTÜSÜYDÜ”
ON DOKUZUNCU YÜZYIL BRİTANYA’SINA DAİR BİR PANORAMA DENEMESİ Ülkemizdeki yaygın Anglofobinin ve Batı-karşıtlığının referans dünyasında önemli yer tutan isimlerden bankacı Nathan Mayer Rothschild, başbakan William Gladstone, evrim teorisyeni Charles Darwin ve Afrika sömürgecisi Cecil Rhodes (hatta Ortadoğu’yu bölen Gerthrude Bell ve T. E. Lawrence) gibi isimleri var eden on dokuzuncu yüzyılın Britanya’sı Tanzimattan beri maruz...
Ateş Uslu: Siyasal Düşüncenin Toplumsal Tarihini Yazmak
Ateş Uslu’nun Yordam Yayınları’ndan 2021 Ekim tarihinde yayımlanan üç ciltlik Siyasal Düşüncelerin Toplumsal Tarihi çalışması bu alandaki diğer çalışmalardan yöntem seçimi ve kaynak kullanımı açısından ayrılmaktadır. Tarih bahsini, bir anlatıya dönüştüren tarihçidir; bu haliyle mevcut çalışma hem tarih yazma stratejisi hem de düşünceler tarihine yaklaşma biçimleri açısından özgün okumalar içermektedir. Bu kısa değerlendirme yazısı kitabın...
Temir Kutlu Bahçeleri (Öykü)
Kim demiş yaşlılar ölümü bekler, diye? Kayısı kokuları var oldukça hayat mezarlıklardan uzaklaşır ve yaz günlerinin bitimsizliğine yayılan telaş aslında son sırada hatırlanacak şeyin ölüm olduğunu söyler. Temmuz başlarında bir grup ihtiyar kışın da üstüne koyduğu onca ağrı ve acıyı tekrar bulmak için yaşlılıklarının adresine gömerek köyü terk ederlerdi. Yaz güzel bir mevsim. Her yaştaki...
Komet: Pus’u Kuran Resim Sergisi
Komet’in Dirimart’taki sergisini dolaşıyorum ikinci kez. Bazı sanatçılar ile ilişkiniz başkadır elbette. Onlar size ilk gençliğinizden hatta çocukluğunuzdan itibaren eşlik ederler. Yani geçmişin rayihalı buharlarıyla ve buğularıyla yüklüdürler edebice söylersek. Komet’in çoğu 2020-21 yapımı yapıtlarının olduğu son sergisinin ismi dikkat çekiyor önce: Resim Sergisi! Magritte’in ünlü resmini hatırlarsak “bu bir pipo değildir.”. Ne bir kavram...
Albert Camus: Başkaldırı İkonu (Altyazılı Belgesel)
Albert Camus’nün hayatını anlatan belgeselin bu ilk bölümünde yazarın doğumundan İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar olanları izliyoruz. Fabrice Gardel ve Mathieu Weschler’in yönettiği bu belgeselin ikinci ve son bölümünün çevirisi yakında yine bu kanalda olacak. Çeviri: İlker Kocael (http://twitter.com/ilker_kocael) Videonun kaynağı: https://youtu.be/4K0vzLrMxN0
BİR İZMİR EDEBİYATI VAR MI?
“Gerçeğin, gözle görülür bir yönü vardır.” – E. M. FOSTER Dil, tehlikeli bir güçtür. Tehlikenin ölçüsüyse, tamamen onu nasıl kullandığınızla ilgilidir. İnsan, ne zaman hangi dil’i konuşmalı, ya da konuşabilmeli? Konuşmak istediğimiz veya konuştuğumuz dil, bizi nasıl koruyabilir? İşte bunu bilmeliyiz. Bir adım daha atıp şu iki soruyu da sormak mümkün; dil, bizi/bizleri koruyan bir...
DANTELLİ ŞÖVALYE (ŞİİR)
Vasat bir öpüşmeden çıkıp nanelere dolandım Tunç devrinde soyunmuş erkekleri giyindim Bir ademe, beni ademe, elmanın düşeni makbuldür Güneşin açığını ararken yaz, tebdil-i kıyafet indi ıslak kafiye Sonra ben, sonra kaptan da oldum o denize Sütünü içmeden uyumasın üç büyük şehir, rüyanı yorganına göre uzat Kalbin mecburi hizmet bölgesi kaç karattı? Yerli halk hayli yersiz...
Anthony Burgess: Otomatik Portakal ve Şiddet Üzerine (1973) | Türkçe Altyazılı
Otomatik Portakal’ı ilk izlediğimde, filmin hâlâ aklımdan gitmeyen kimi sahnelerinde nefesimi tuttuğumu hatırlıyorum. O zamanlar sanırım Kubrick sineması ile yeni tanışmıştım. Daha önce hiç görmediğim uyaranlar zihnime çarpıp beni rahatsız etmişti. “Aaa,” demiştim kendi kendime, “dünyayı böyle görmek ve anlatmak da mümkün demek ki!” Ne zaman böyle şeyler geçse içimden, sanki benliğimde ağır aksak da...
Vincent van Gogh’un hâlâ kanayan kulağı
Vincent van Gogh’un adı, bende bir efsane ve renk seli çağrıştırıyor. “Lanetli ressam”, kulağını, sanatçı meslektaşı Gauguin ve kardeşi Theo ile tartıştıktan sonra, bir delilik nöbeti sırasında kesti. Arles kentindeki Sarı Ev’de Fransız meslektaşı Paul Gauguin ile birkaç ay boyunca yaşadı. Gauguin ile yaşadığı çelişkilerin üstüne, yarım kalmış projelerin olumsuz yükü binmiş, bu durum, zaman...









